Usulsüz diplomasından tutmadığı sözlere, boğazına kadar yolsuzluk ve rüşvete batan İmamoğlu’nu savunanlar siyah, fon dolandırıcılığında ucu kime giderse gitsin mutlaka adalet sağlansın diyen Cumhur İttifakı destekçileri beyaz kadar net.
Bir zamanlar özelikle AK Parti seçmeni, “makarnacı”, “nohutçu”, “bulgurcu” hatta “göbeğini kaşıyan adam”, “bidon kafalı” diye aşağılanırdı. O aşağılanan muhafazakâr ve milliyetçi kesim özellikle 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi sırasında canı pahasına FETÖ’cü teröristlere direnmek için sokağa çıkarken, onları aşağılayanların; darbecileri alkışladığını, kadeh kaldırıp kutladığını, kalabalıkların bankamatik kuyruklarında, marketlerde, benzin istasyonlarında kuyruğa girmek için sokağa döküldüğünü gördük. Aslında gerçek makarnacıların, 15 Temmuz akşamı market ve bakkallardaki makarnaları stoklayan o kibir abidesi kitlenin olduğuna şahitlik ettik. Aynı tipler; siyasetçisiyle, medyacısıyla, destekçisiyle bugün de Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk ve rüşvetinin arkasında kuyruğa giriyorlar.
Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli olmak üzere Cumhur İttifakı’nı oluşturan AK Parti ile MHP’nin yönetiminden teşkilatına, kadrolarından tabanına kadar fon yolsuzluğuna adı karışan bir kişiyi bile savunmazken, dolandırıcılardan, fon vurgunu yapanlara, siyasetten, bürokrasiye sorumluların cezalandırılmasını istiyor. Nereye giderseniz gidin, kiminle konuşursanız konuşun herkes, özellikle de AK Parti tabanı; dolandırıcılık için fonları kuranların, buna göz yumanların, denetlemeyenlerin, fahiş kazanç elde edip vurgun yapıp çıkanların hesap vermesini bekliyor.
AK Parti seçmen tabanı, siyasetten çok duygusal bağ kuran ve her zaman yanında olan, hatta 15 Temmuz FETÖ darbesi sırasında can verecek, yaralanacak ve onun için hayatını riske atacak kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek oluyor. Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece fon dolandırıcılarının değil fahiş kazanç elde edenlerin de hesap vereceğine dair sözlerini senet gibi kabul ediyorlar.
AK PARTİ-MHP TABANI “HESAP SORULSUN” DİYOR
Asal Araştırma şirketinin son yaptığı anket bu tutumu ortaya koyuyor. “Sizce, fon vurgununda her kim suç işlemişse bedelini ödemeli mi?” sorusuna Türkiye genelindeki halkın yüzde 78.5’i ‘evet’ derken, AK Parti seçmeni yüzde 86.8’i ‘evet’ cevabıyla tüm parti seçmenlerini geride bırakıyor.
MHP seçmenin yüzde 82.5’i, İYİ Parti seçmenin yüzde 80.5’i, DEM Parti seçmenin yüzde 77’si, Yeni Parti seçmenin yüzde 75.4’ü aynı soruya “evet” derken AK Parti seçmeni yüzde 86.8 ile hepsinden çok fon vurgununda sorumluların bedelini ödemesini bekliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başından itibaren bu talebe kayıtsız kalmıyor ve 29 Eylül 2026 tarihinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda, eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın adının öne çıkması sonrası partisine yönelik şunları söyledi:
“Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenler olabilir. Farklı ajanda taşıyanlar, farklı gündemi olanlar çıkabilir. Bakın. 25 yılda bunun her türlü örneğini gördük. Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü, kimileri kendi şahsi davasını milletin ve ümmetin davasının önüne koydu, kimileri yolunu şaşırdı, kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı, kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı.”
Aradan üç hafta geçti ve fon dolandırıcılığı ile ilgili tartışma bitmek bir yana daha da büyüdü. Bunda muhalefetin yalanlarla alevlendirdiği tartışmadan ziyade özellikle AK Parti tabanında dolandırıcıların, sorumluların ve fahiş kazanç elde eden vurguncuların cezalandırılmasına yönelik talep ve beklenti etkili oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da 29 Eylül’de partisinin tavanı ile bu eleştirileri yaparken, 21 Ekim günü partisinin grup konuşmasında tabanın, fon dolandırıcılarının cezalandırılmasına yönelik taleplerine şu karşılığı verdi:
“...Muhalefetin belediyelerde yaşanan skandallara sahip çıkmış olması, her türlü rezilliğin, her türlü ahlaksızlığın arkasında durmuş olması, hatta il il gezip yolsuzlukları aklama turları düzenlemiş olması da bizi ilgilendirmez. Daha önce de söyledim, biz onlara benzemeyiz. Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız… Diğer her şeyden bağımsız olarak biz konunun kendi tabanımız, özellikle yıllardır bize destek veren camiamız tarafından yakından takip edildiğini gayet iyi biliyoruz. İnancımızın bir gereği olarak her türlü teklif ve tenkidi elbette önemsiyoruz. AK Parti sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var. Bizi bu günlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır. Bizi bugünlere getiren önce Yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra da irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bilhassa boğazlarına kadar pisliğe bulaşmış olanların dedikodularına, onlardan daha öte geçmeyen hezeyanlarına kulak asmasınlar. Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz.”






