İsveç Kralı’na güven mektubu sunan bir büyükelçi:
- Ya kendi ülkesinin yöresel kıyafetini giyermiş.
Türkiye’nin diplomatik anlamda tanımlanmış bir yöresel kıyafeti yok.
Büyükelçi Karakoç da bu yüzden frakla gitmiş Kral’a.
Ayrıca şöyle bir durum da söz konusuymuş:
Karakoç’tan önceki Türkiye’nin Stokholm büyükelçileri de frak giymişler. Yani frak giyen ilk büyükelçi değil Karakoç.
Bu konuda çok keskin, çok net, çok tavırlı bir yaklaşımım yok.
Söyleyeceklerimi dört maddede toparladım:
- BİR: Diplomaside kurallar önemlidir. Bir büyükelçinin ev sahibi ülkenin kurallarına uygun davranmasında tabii ki hiçbir sorun yok.
- İKİ: Ancak frak denilen kıyafet, nedense bana biraz fazla abartılı ve yabancılaştırıcı bir kıyafet gibi geliyor. Türkiye’yi temsil eden bir büyükelçinin üzerinde -nasıl desem- biraz fazla “monşer” kaçıyor.
- ÜÇ: Büyükelçimiz frak giymeseydi ne olurdu? İran Büyükelçisi mesela. Kral’a güven mektubu sunarken frak giymemiş. Takım elbise giymiş / kravat takmamış. Kral da bunu hiç sorun etmemiş. Demek ki böyle de olabiliyormuş.
- DÖRT: Frak giymek ya da giymemek... İki tercihe de saygım var. Ama ben büyükelçimizin yerinde olsam jilet gibi bir takım elbiseyi tercih ederdim.
RUHİ SU VE AHMET KAYA: BİRİ CANIMIZ BİRİ CİĞERİMİZ
Bir araştırmacı - yazar, Ahmet Kaya ile Ruhi Su’yu kıyaslıyor ve tarafını Ahmet Kaya’dan yana seçiyordu.
Daha devrimci söyler türküleri... Daha hercai çalar sazını... Daha gırtlaktan çıkarır sesini... Daha kendinin kılar söylediği her şarkıyı, türküyü...
İntizamlı bir
Anadolu çığlığıdır...
Bas bariton bir türküdür... Adap erkan üzere bir koşmadır...
Orijinale sadakatin piridir...
Ruhi Su’nun yeri ayrıdır, Ahmet Kaya’nın yeri ayrıdır.
BAYRAKLA UĞURLANAN ADAMA YAPILAN ALÇAKLIK
KAŞİF Kozinoğlu’na yapılan şu alçaklığa bakın:
Kaşif Kozinoğlu, hapiste kuşkulu bir şekilde hayatını kaybediyor.
Askerlerin omuzlarındaki tabutu Türk bayrağına sarılmış. Yani bir devlet töreniyle uğurlanıyor.
Bayraklı, askerli bu cenaze töreninden sonra...
Bu adama hakaretler yağdırılmaya tamgaz devam ediliyor.
Aklım almıyor. Vicdanım almıyor. İnsanlığım almıyor.
BİLİM insanları, 100 yıl sonra ilk kez yeni bir kedi türü keşfettiler.
“Leopardus tilyaco” adı verilen bu küçük yabani kedi, Bolivya ormanlarını kendine mesken etmiş.
Benim kedim Sekter, bunun yanında bayağı bir kallavi kaçıyor yani.
Geceleri çok aktif olan bu güzellik, biraz ehlileşirse Sekter’e kardeş olarak İstanbul’a gelir mi acaba?
SILA Doğu diye biri var Dilan Polatgillerden.
İntihar şov yapıyor kamerayı açıp. Hap içiyor birbiri ardı sıra...
Şunların ellerindeki telefonu alıp her birine birer tuşlu telefon verebilir misiniz acaba?
PEK değil hiç sevmem “Ben demiştim” demeyi.
YENİ Parti’nin isim sorununa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mutlaka değineceğini yazmıştım.
İstanbul Havalimanı’nın dördüncü pistinin açılışında “Biz bu hizmeti yaparken onlar da isim tartışması yapıyorlar” dedi.
Ben şunu bilir şunu söylerim: İsim sorunu çıkarmayacak bir parti ismi bulmalıydılar.






