Katar Şura Meclisi’nin 55. dönem açılışında konuşan Al Sani, ülkesinin iç ve dış politikasına, bölgesel gelişmelere, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına ve Hürmüz Boğazı’ndaki krizin ekonomiye etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Filistin meselesinin Katar’ın öncelikleri arasında yer almaya devam ettiğini vurgulayan Al Sani, "Gazze Şeridi’nde yaşananlar hiç şüphesiz bir soykırımdır ve faillerinin hesap vermekten kaçmasına izin verilmemelidir." sözlerini kullandı.

Al Sani, İsrail’in Filistin halkına yönelik saldırgan uygulamalarının sürmesinden duyduğu endişeyi dile getirerek, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırılarının İsrail ordusunun koruması altında gerçekleştirildiğini vurguladı.

Mescid-i Aksa’ya yönelik tekrarlanan baskınlara ve İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarına karşı da uyarıda bulunan Al Sani, ülkesinin Filistin meselesindeki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini kaydetti.

İran’ın Katar’a ve Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına da değinen Al Sani, söz konusu saldırıların ülkesinin egemenliğinin, uluslararası hukukun ve iyi komşuluk ilkelerinin açık ihlali olduğunu söyledi.

Katar’ın anlaşmazlıkların müzakere ve diplomatik yollarla çözülmesini her zaman tercih ettiğini belirten Al Sani, “Diyalog ve barışçıl çözümlere bağlılığımız, ülkemizi savunma konusunda taviz vereceğimiz anlamına gelmez.” ifadelerini kullandı.

Al Sani, ülkesinin ve bölgenin son aylarda olağanüstü krizlerle karşı karşıya kaldığını, bu süreçte devlet kurumlarının dayanıklılığının bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti.

Yaşanan gelişmelerin Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini gösterdiğini dile getiren Al Sani, KİK ülkelerinin güvenliğinin ve egemenliğinin korunmasının taviz verilemeyecek bir mesele olduğunu vurguladı.

Al Sani, son dönemde yaşanan gelişmelerin Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

"Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin güvenliği ve egemenliklerinin korunması taviz verilemeyecek meselelerdir." diyen Al Sani, bölgesel ve küresel güvenliğin birbirine bağlı olduğunu, herhangi bir bölgede yaşanan istikrarsızlığın etkilerinin dünyanın geri kalanından ayrı düşünülemeyeceğini kaydetti.

Katar’ın kriz boyunca üç temel sorumluluğu aynı anda üstlendiğini belirten Al Sani, bunları ülkenin egemenliğini korumak, küresel enerji güvenliği ve dünya ekonomisindeki rolünü yerine getirmek ve diplomasi kanallarını açık tutmak olarak sıraladı.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Ras Laffan’daki enerji tesislerinde meydana gelen hasarın Katar ekonomisine etkilerine değinen Al Sani, söz konusu gelişmelerin ülkenin ihracatının önemli bir bölümünde aksamalara yol açtığını belirtti.

Katar’ın dünya sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte birini karşıladığına dikkati çeken Al Sani, ülkesinin enerji sektöründe yaşanan herhangi bir aksamanın küresel piyasalara ve tüketicilere hızla yansıdığını ve herkesi etkilediğini söyledi.

Al Sani, Körfez’de ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması, enerji tesisleri ile sivil altyapının korunması için uluslararası çabaların artırılması gerektiğini vurguladı.

Al Sani, "Körfez'de ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması, enerji tesisleri ile sivil altyapının korunması için uluslararası çabalar iki katına çıkarılmalıdır." dedi.

Katar’ın ateşkesin sağlanması ve deniz yollarının yeniden açılmasına yönelik girişimlere katkıda bulunduğunu aktaran Al Sani, bölgesel çatışmaların müzakereler yoluyla çözülmesi çağrısını yineledi.

Al Sani, ülkesinin bölgesel kriz karşısında dört temel unsurdan oluşan bir strateji izlediğini belirtti.

Stratejinin ilk unsurunun savaşa sürüklenmeden ülkeyi kararlılıkla savunmak olduğunu ifade eden Al Sani, ikinci unsurun temel hizmetlerin, tedarik zincirlerinin ve ekonomik faaliyetlerin sürekliliğini korumak olduğunu söyledi.

Üçüncü unsurun ateşkesin sağlanması ve deniz yollarının açılmasına yönelik çabalara katkıda bulunmak olduğunu aktaran Al Sani, dördüncü unsurun ise tarafları müzakereye teşvik etmek ve görüşmelere dönüş fırsatlarını değerlendirmek olduğunu kaydetti.

Kriz karşısında temel kamu hizmetlerinde kesintiye gidilmemesi ve kalkınma önceliklerinin değiştirilmemesi yönünde karar aldıklarını belirten Al Sani, ekonomik faaliyetlerin devamlılığını sağlamayı amaçladıklarını dile getirdi.