Bu kapsamda İstanbul ve Türkiye genelindeki çalışmalar ile benzer bir ülke olarak başarılı sonuçlar alan Japonya’nın ilerleme adımlarını ele aldık...

İstanbul’da riskli yapıların yenilenmesi için devreye alınan ‘Yarısı Bizden’ kampanyasında her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği veriliyor. İş yerleri için de 437 bin 500 TL hibe, 437 bin 500 TL kredi, 125 bin TL taşınma desteği sunuluyor. Kredi taksit ödemeleri yapı ruhsatı alındıktan iki yıl sonra başlıyor ve 10 yıl vadeye yayılıyor. Ödemenin başladığı ilk yıl faiz uygulanmazken, sonraki yıllar TÜFE oranının yarısı kadar güncelleme yapılıyor.

İstanbullulara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Dünya Bankası finansmanıyla yürütülen ‘İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi’ kapsamında dönüşüm kredisi veriliyor. Proje kapsamında; ilk yıl ödemesiz, 180 ay vade, 0.69 faiz oranıyla, 3 milyon TL’ye kadar finansman imkânı sunuluyor. Her hak sahibi, yeni yapıdaki yalnızca bir bağımsız bölüm için krediden yararlanabiliyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili son bilgileri paylaştı. “Vakit kaybetmeden gelin, dönüşümü birlikte gerçekleştirelim” mesajını veren Kurum, 2012 yılından bu yana Türkiye genelinde 2 milyon 761 bin bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığı, 2 milyon 378 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığı belirtti. İstanbul’da ise 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı, 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı, 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor.

Depremden ciddi zarar gören ülkelerden Japonya örneğine yakından bakarak, Türkiye için uygulanabilir önerileri İnşaat Mühendisi Dr. Seda Şendir Torisu ile konuştuk. Özellikle 1995 Kobe Depremi sonrasında mevcut binaların deprem dayanımının artırılması önem verildiğini hatırlatan Şendir Torisu, çeşitli kanunlarla mevcut yapıların deprem dayanımının değerlendirilmesi ve güçlendirilmesinin teşvik edildiğini söyledi. Şendir Torisu, “Bu çalışmaların etkisini gösteren bir örnek olarak Japonya genelindeki devlet okulu binalarını verebiliriz. Bu binaların sismik dayanım oranı 2002 yılında yüzde 44.5 iken 2020’de yüzde 99.4’e yükselmiştir. Bu gelişme, eski yapıların tamamını yıkıp yeniden yapmak yerine, mevcut yapı stokunu değerlendirerek güçlendirmeye öncelik vermenin ve bunu uzun vadeli bir programla sürdürmenin önemini göstermektedir” dedi. Şendir Torisu, “Türkiye’de de teknik olarak güçlendirilmesi mümkün binalara yönelik mali ve teknik desteklerin artırılması, uygulama takviminin belirlenmesi ve ilerlemenin düzenli olarak izlenmesi, kentsel dönüşüm sürecini destekleyebilir” diye konuştu.