Son birkaç aydır bu köşede seçimleri, halkın hissiyatını ve hükümetin toplumda bıraktığı etkiyi aktarmaya çalıştım.

Kah anketlere baktık, kah son bir buçuk yılın röntgenini çektik...

Ortaya çıkan sonuca baktığımızda son 21 ayın ve önümüzdeki 27 ayın tamamen Trump’ın İran savaşı ve bu savaşın sonuçları tarafından domine edildiğini görüyoruz.

Salı gecesi için beklentim, mavi bir dalga. 

Gerek anketler gerekse toplumun gösterdiği müşterek tavır, Trump’ın partisinin hatrı sayılır bir darbe alacağı yönünde.

Bunu kabullendiğini aylar önce öne sürdüğüm Trump ise sadece malumun ilamını bekliyor.

Edeceğin duaya dikkat etmek gerek. İlginçtir... Trump’ın başkanlık mirasını belirleyeceğini düşündüğü İran savaşı, gerçekten de öyle olacak gibi. Fakat bir hayli olumsuz manada.

İşte her şeyini kaybetmiş görünen Trump’ın kaybedecek hiçbir şeyi olmadığında daha neler yapabileceğini göreceğimiz bir sürece giriyoruz gibi.

“ABD, seçim sonrası savaş için Körfez ülkelerine bilgi verdi” haberlerinden... “ABD, 4 Kasım’da saldırabileceğini Körfez’e bildirdi” haberlerine geldik. Sanki sandıklar kapanır kapanmaz bombalar düşecekmiş gibi bir hava oluşturuldu Washington’da.

28 Şubat öncesine benzettiğim de bir hava var. Yine emareler belirdi, yine askeri hareketlilik olağanüstü derecede arttı, yine müzakereler var ve yine Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerin yılmadan bir çözüm bulmaya çalışması.

Tüm taşlar yerine oturmuş da izlediğimiz filmin yeniden başlamasını bekliyormuşuz gibi.

Kötüyü gören ve daha iyisi için tepkisini sandıkta gören seçmenin, “kötü günler geride kaldı, şimdi sırada daha kötü günler var” demesine ramak kalmış gibi.

Senatör Chris Murphy, geçen gün ortalığı karıştırdı. “Bazılarımıza savaş planı hakkında bilgi verildi. Hiçbir detayı açıklayamam ama şunu söyleyebilirim. Plan tam bir delilik” dedi.

Senatör’ün bahsettiği saldırı, doğrudan İran’ın sivil altyapısını vurmak suretiyle çökertmek. CENTCOM’un
hazırladığı planlar da
çıkan haberlere göre bu.

İran da bu istihbarata sahip olacak ki geçtiğimiz gün “Bölge yok olur” minvalinde Körfez ülkelerinin altyapısını
hedef alacağını söylemişti.

Son yazıyı hatırladınız mı? Trump’ın seçmenin dertlerine “Bana ne lan” demesini önümüzdeki dönemde çok hatırlatacağım demiştim.

İddia edilen planlara göre Trump, bölgeye ve dünyaya “bana ne” demek üzere.

HAYIR olsun... Başkan Trump’ın son zamanlarda bir merak başladı.

Son bir haftadır Trump’ın ağzından bir erkek senatör adayının kalçası düşmüyor. Kendisi doğrudan o bildiğiniz kelimeyi kullanıyor. Ben kullanamayacağım.

Sadece o da değil. Her mitingde mutlaka gözüne kestirdiği erkeklerin ne kadar yakışıklı, ne kadar kaslı, ne kadar çekici olduğundan bahsediyor.

Bu merak öyle bir boyuta ulaştı ki başka Cumhuriyetçi adaylar “ben de fena değilim” demeye bile başladı.

Bir ülkeye seçime bir hafta kala sürekli erkek kalçası konuşturan başkana helal olsun.

SİZE sık sık “fıkra değil gerçek” diye uyarıda bulunarak yazılara başladığımı fark ettim. Fakat yapacak bir şey yok... ABD’de şu an yaşanan birçok şey fıkra gibi ama değil.

Bu seferki mesele yapay zekâ Grok’un ABD’yi yönetiyor olduğu iddiası.

Temsilciler Meclisi’ndeki Adalet ve Gözetim Komisyonlarının kıdemli üyeleri, yani Demokratlar, Trump’a yazdıkları mektupta “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak resmi görevlerini yerine getirmesine yardımcı olması için Grok‘tan tavsiye isteyip istemediğini” sordu.

Mektup çok uzun... Fakat haberlere düşen iddiaları soruyorlar. Mesela Maduro kaçırılmadan önce Trump’ın yapay zekâ ile saatlerce sohbet edip “Maduro’yu kaçırırsak Venezuela halkı nasıl tepki verir” diye sorduğu iddiası...

Demokratlar, birkaç aya bu komisyonları yönetecek. Bu hemen hemen kesin. Size hep diyordum ya... Soruşturmalar, gizli belgeler, ifadeler havada uçuşacak diye.

Trump’ın “yapay zeka ile sohbetleri” ve aldığı kararlar da gündemde olacak gibi.

Demokratlar bir de tembihte bulunuyor mektupta... “Sakın arama geçmişini sileyim deme.”

TRUMP’ın Sağlık Bakanı RFK Jr., yani şu meşhur suikaste kurban giden Başkan Kennedy’nin yeğeni, bu köşeden aşina olacağınız gibi zaten
tuhaf bir tipti.

Fakat geçen gün söylediklerini tuhaflıkla falan açıklamak mümkün değil.

Ürdünlü Ömer Yaghi’nin daha geçen sene Nobel kazanmasını bir kenara bırakalım...

Açıklama ile Sağlık Bakanı ne alaka, neden bu genelleştirme ve neden bu şeytanlaştırma inanılır gibi değil.

Bir de tepkiler üzerine Kennedy, grafik paylaşıp Yahudilerin Müslümanlardan ne kadar ileride olduğunu öne sürmeye çalıştı.

Yahudiler, Müslümanlardan daha fazla kazanıyormuş. Aslında bir düşünse belki cevabı da bulurdu ama...

Sanırım Kennedy’nin Nobel’in artık Beyaz Saray’da “istenmeyen ödül” olduğundan da
haberi yok gibi.

Neresinden bakarsak bakalım Kennedy’nin açıklamaları hem ırkçı hem de İslamofobik. Otur, sıfır.