Yıllardır süren Yemen iç savaşında 2022’den bu yana korunan kırılgan ateşkes, 2026 yazında çöktü. Husiler, saldırılarını Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik hava saldırılarına ve uyguladığını öne sürdükleri ablukaya karşı bir misilleme olarak tanımlıyor. Suudi Arabistan ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülke ise sivilleri hedef alan saldırıları sert bir dille kınıyor. İşte Husi saldırılarının nedenleri ve süreç içinde yaşananlar.
HUSİLER KİMDİR?
Husiler, Yemen’in kuzeyinden çıkan ve kendilerini Ensarullah olarak adlandıran, İran destekli silahlı bir hareket. 2014’te başkent Sana’yı ele geçiren grup, o tarihten bu yana Yemen’in geniş bir bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan ise 2015’ten bu yana, liderliğini yaptığı Arap Koalisyonu aracılığıyla uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini destekliyor.
KIVILCIM SANA HAVALİMANINDA ÇAKTI
Gerilimin yeniden tırmanmasında 13 Temmuz 2026’da Sana Havalimanı’na yapılan saldırı belirleyici oldu. Yemen hükümeti, pistin İran’a ait izinsiz bir uçağın inişini engellemek amacıyla vurulduğunu açıkladı. Husiler ise saldırının arkasında Suudi Arabistan’ın bulunduğunu savunarak gerilimi azaltma sürecinin bittiğini duyurdu ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara başladı.
HUSİLERİN GEREKÇESİ NE?
Husiler, Suudi Arabistan’ı kendi kontrollerindeki bölgelere hava saldırıları düzenlemek ve abluka uygulamakla suçluyor. Grup, 2015’ten bu yana Yemen’e uygulanan bombardıman ve abluka yöntemlerini artık kendilerinin Suudi Arabistan’a karşı kullanma hakkı olduğunu öne sürüyor. Husi askeri sözcüsü Yahya Seri, Yemen’e yönelik saldırılar ve abluka sona erene kadar Suudi Arabistan’ın iç bölgelerindeki hedeflere saldırıların artarak devam edeceğini söyledi.
İRAN VE BÖLGESEL ÇATIŞMANIN ETKİSİ
Uzmanlara göre Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardında yalnızca Yemen’deki dengeler bulunmuyor. ABD ile İran arasındaki ateşkes sürecinin çökmesi ve 2026’da İran’ın da taraf olduğu bölgesel çatışmalar, İran destekli Husilerin daha agresif bir strateji benimsemesinde önemli rol oynuyor.
YEMEN’DE CEPHE YENİDEN AÇILDI
Husiler eylül ayında Kızıldeniz kıyısında ilerleyerek stratejik Babülmendep Boğazı boyunca geniş bir kıyı şeridini kontrol altına aldı. Yemen hükümet güçlerinin Suudi Arabistan’ın hava desteğiyle karşı saldırı başlatmasının ardından Husiler, hedeflerini Suudi Arabistan topraklarına kaydırdı ve bu saldırıları Sana ile Hudeyde havalimanlarına yönelik Suudi saldırılarına yanıt olarak açıkladı.
SALDIRILARDA HAYATINI KAYBEDENLER VAR
Ekim ayında Husi saldırıları yoğunlaştı ve can kayıplarına yol açtı. Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Otoritesi’nin verilerine göre 9 Ekim’de Abha ve Riyad’daki havalimanlarına düzenlenen saldırılarda 3 kişi öldü, 36 kişi yaralandı. 11 Ekim’de Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik ikinci saldırıda 13 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı. 21 Ekim’de ise Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nın hedef alındığı saldırıda 1 kişi öldü, 8 kişi yaralandı. Medine’de Mescid-i Nebevî’ye hizmet veren sivil altyapı da 1 Ekim’de saldırıya uğradı.
TÜRKİYE SALDIRILARI KINADI
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yayımladığı açıklamalarla kınadı. Bakanlık, sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurgulayarak Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğini yineledi, sorunların diyalog ve diplomasiyle çözülmesi çağrısı yaptı.
SAVAŞIN BÖLGEYE YAYILMA RİSKİ
Husiler, Kızıldeniz’de Suudi Arabistan bağlantılı gemileri hedef alabileceklerine yönelik uyarılarını da yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, çatışmanın Yemen sınırlarının dışına taşmasının hem bölgesel güvenliği hem de küresel enerji arzını ve deniz ticaretini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor.





