500 şirketin toplam harcaması 257.9 milyar TL.
TUSAŞ tek başına 65.2 milyar TL harcamış.
Yani listedeki 500 şirketin toplam Ar-Ge yatırımının dörtte birine yakınını tek şirket gerçekleştiriyor.
İlk dört sırada TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN ve HAVELSAN var.
Bu dört şirketin toplam harcaması 144 milyar TL.
Harcamalarının yüzde 56’sı bu dört savunma ve havacılık şirketinden geliyor.
Türkiye savunma sanayiinde son yıllarda gerçekten önemli bir hikâye yazıyor.
İHA’lardan helikopterlere, radarlardan füze sistemlerine, uçaklardan elektronik harp teknolojilerine kadar bir zamanlar büyük ölçüde dışarıdan satın aldığımız alanlarda artık ürün geliştiriyor, ihraç ediyoruz.
Burada başka bir model oluştu. Uzun vadeli hedef konuldu.
Kamu, alıcı ve yönlendirici oldu. Ar-Ge bütçeleri bir maliyet kalemi değil, geleceğe yatırım olarak görüldü.
Savunmadaki modelin bir benzerini neden sağlık teknolojilerinde kurmayalım?
Türkiye 2024’te sağlık için 2.36 trilyon TL harcadı.
Neden dünya çapında birkaç medikal teknoloji veya biyoteknoloji şirketi çıkmasın?
Savunma teknolojisi ne kadar milli güvenlik meselesiyse, yarının tohumu, su teknolojisi ve gıda teknolojisi de o kadar milli güvenlik meselesi olabilir.
Bence Türkiye’nin önündeki yeni soru şu olmalı.
Şimdi mesele bunu istisna olmaktan çıkarmaktadır.
BİRKAÇ yıl önce Kaan ve Cem Ortabaş’la ilgili ilk yazımı yazarken başlığı şöyle atmıştım.
Çünkü bir zamanlar onları, “Can Ortabaş’ın oğulları Kaan ve Cem” diye anlatıyorduk.
Şimdi hikâyeye yeni bir cümle daha eklemek gerekiyor.
İzmir’den çıkan iki kardeş, 1.2 milyar dolarlık bir teknoloji şirketi yarattı.
HubX, Point72 Private Investments’tan 75 milyon dolara kadar yatırım aldı.
Değerleme, yatırım öncesi 1.2 milyar dolar.
150 kişilik ekip olduklarında İzmir’deki ofislerine gitmiş, gençlerin arasına karışmış, “Bu çocuklar ne yapıyor?” diye anlamaya çalışmıştım.
“Yaptığımız uygulamaları dedelerimizin bile kolayca anlayabileceği kadar basit hale getirmek istiyoruz.”
Anlaşılan o basitliğin ekonomik bir karşılığı da varmış.
Bugün şirketin 190’dan fazla ülkede 600 milyonu aşan kullanıcısı var.
Şirket buraya kadar dışarıdan yatırım almadan geldi.
Kaan Ortabaş da özellikle bunun altını çiziyor.
“Dört yıl içinde bu ölçeğe kârlılığımızı koruyarak ulaştık.”
“Ürün geliştirmeye devam edeceğiz. Ancak başarılı ürünleri ve iyi ürün ekiplerini de çatımız altına alacağız.”
Bu aslında bir üst lige geçmek anlamına geliyor.
Şirket büyüdü ama merkezleri hâlâ İzmir.
Yıllardır İzmir’in gençlerini İstanbul’a, Londra’ya, Berlin’e, Silikon Vadisi’ne gönderiyoruz.
Belki artık hikâyeyi tersinden de kurmanın zamanı geliyor.
İnsanları teknoloji merkezlerine göndermek yerine, teknoloji merkezlerini İzmir’de kurmak...
Transferleri, VAR’ı, hakem hatalarını, bir pozisyonun penaltı olup olmadığını...
Bazen aynı pozisyonu üç gün tartışıyoruz.
Oysa o gürültünün arasında başka sporcularımız sessiz sedasız dünya sahnesine çıkıyor.
Ayşe Begüm Onbaşı, Sevilay Öztürk gibi...
İspanya’nın Pamplona kentinde düzenlenen Dünya Aerobik Cimnastik Şampiyonası’nda Ayşe Begüm, tek kadınlarda dünya 5’incisi oldu.
Üstelik bunu, bir süre ara verdiği cimnastiğe geri döndükten sonra yaptı. Daha önce 2021’de dünya şampiyonluğunu kazanmıştı. Belki madalya gelmedi. Ama dünyanın en iyileri arasında iki ayrı finalde Türkiye’yi temsil etmek de küçümsenecek bir başarı değil.
Milli para yüzücü Sevilay Öztürk de, Avrupa Şampiyonası’nda ikinci altın madalyasını kazandı.
Futbolda bir hakem kararına ayırdığımız ilginin küçük bir bölümünü Ayşe Begüm gibi sporcularımıza ayırsak...
Belki çocuklarımızın önüne sadece futbolcuları değil, başka rol modelleri de koyabiliriz.
Çünkü spor, futboldan çok daha büyük bir dünya.
BİR KONSER SEYAHAT PLANINI DEĞİŞTİRİR Mİ
Bunun son örneğinin adı “Céline etkisi.”
Céline Dion altı yıllık aradan sonra Paris’te yeniden sahneye çıkmaya hazırlanırken, kente yönelik uluslararası uçuş aramalarının yüzde 11 arttığı belirtiliyor.
Daha çarpıcısı Tayland’dan rezervasyonların yüzde 200, Japonya’dan yüzde 40 yükselmesi.
Demek ki insanlar artık sadece bir şehri görmek için seyahat etmiyor.
Bir konseri, maçı, sergiyi, hatta iyi bir restoranı görmek için önce takvimlerine tarihi işaretliyor, sonra o tarihin etrafına bir seyahat kuruyorlar.
Taylor Swift turnesinde de benzerini görmüştük.
Turizmin yeni rekabetinde bazen bir şehrin en güçlü reklam kampanyası milyonlarca dolarlık tanıtım filmi değil, tek bir gecede sahneye çıkan bir yıldız olabiliyor.






