Bakımın nerede yapıldığı bir doğa kanunu değil, bir politika sonucu. UN Women’ın kullandığı “bakım elması” yaklaşımı, bakımın dört alan arasında paylaşıldığını gösteriyor: devlet, piyasa, topluluk ve hane. Kamu hizmetleri yetersiz kaldığında, piyasadan bakım satın almak pahalı olduğunda, afet ve yerinden edilme topluluk ağlarını dağıttığında geriye tek bir alan kalıyor. Hanenin içinde de bu iş çoğunlukla kadınlara düşüyor. Bu dağılımın arkasında mevzuat da var. UN Women ile Dünya Bankası’nın 22 Ekim’de yayımladığı ortak politika notu, 190 ülkedeki ebeveynlik izni düzenlemelerini inceliyor. Buna göre anneler ortalama 196 gün ücretli izne hak kazanırken babalar için bu süre 25 gün, yani yaklaşık sekizde biri. 66 ülkede babaların ücretli izin hakkı hiç yok, izin veren 124 ülkenin yarısında ise süre iki haftanın altında. Bugüne kadar yalnızca dört ülke anne ve baba izinlerini eşitleme yönünde adım attı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa ve Orta Asya bölgesi bu farkın en açık olduğu bölge: anneler için ortalama 531 gün, babalar için 17 gün. Oysa babalar bu tabloyu değiştirmeye istekli görünüyor. On altı ülkede 8 bin ebeveyn ve bakım verenle yapılan 2026 tarihli bir araştırmaya göre babaların onda dokuzu çocuklarına ve sevdiklerine bakmayı hayatlarının en keyifli parçalarından biri olarak tanımlıyor. Yüzde 89’u evde yaptığı işe ücretli iş kadar değer verdiğini söylüyor. Ancak yüzde 87’si ihtiyaç duyduğu desteği bulamadığını, yüzde 83’ü ise işvereninin esnek çalışmaya izin vermediğini belirtiyor.

Milliyet, küresel medya birliği Media Compact üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ile iklim krizinin çok boyutlu etkilerini ele alan yazı dizisine devam ediyor. Dizi, 9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) kadar sürecek.

Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle UN Women Türkiye tarafından uygulanan “Eşitlik ve Kadınların Güçlenmesi için Güçlü Sivil Alan” projesi kapsamında desteklenen sivil toplum kuruluşları, sahadaki deneyimlerini aktarıyor. Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, “Bir selin, yangının ya da aşırı sıcak dalgasının ardından yalnızca fiziksel altyapı zarar görmüyor. Çocukların, yaşlıların, hastaların ve bakıma ihtiyaç duyan kişilerin ihtiyaçları da artıyor. Sağlık ve sosyal hizmet sistemlerinin zorlandığı dönemlerde ise bu yük büyük ölçüde hanelerin içine ve çoğunlukla kadınların üzerine taşınıyor. Kadınlar bugün zaten ücretsiz bakım emeğinin önemli bölümünü üstleniyor. İklim krizi suya ve gıdaya erişimi zorlaştırdığında, hastalıkları artırdığında veya okullar ve sosyal hizmetler kesintiye uğradığında bu görünmeyen emek daha da büyüyor. Dolayısıyla iklim krizinin kadınlar üzerindeki ekonomik etkisini değerlendirirken yalnızca gelir kaybına değil, zaman kaybına ve artan ücretsiz emeğe de bakmamız gerekiyor” diyor.