Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem İliaz, uzun süre devam eden ve nedeni açıklanamayan sırt ve omuz ağrılarının bazı akciğer kanseri türlerinin belirtisi olabileceğini ifade etti.

Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen İliaz, özellikle akciğerin üst bölümünde gelişen tümörlerin omuz, sırt ve kola yayılan ağrılara neden olabildiğini aktardı.

İliaz, her sırt ve omuz ağrısının kanser anlamına gelmediğini vurgulayarak, "Ancak belirgin bir neden olmadan ortaya çıkan, giderek şiddetlenen ve tedaviye rağmen geçmeyen ağrıların ihmal edilmemesi gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

Akciğer kanserinin her zaman öksürük, nefes darlığı veya kanlı balgam gibi solunum sistemi belirtileriyle ortaya çıkmadığına dikkati çeken İliaz, bazı hastalarda ilk şikayetin sırt, omuz veya kol ağrısı olabileceğini belirtti.

Özellikle uzun süre geçmeyen ve giderek artan ağrıların kas veya eklem rahatsızlıklarıyla karıştırılabildiğini aktaran İliaz, bu durumun bazı hastalarda tanının gecikmesine yol açabileceğini vurguladı.

İliaz, akciğer kanserinde ağrının tümörün yerleşim yerine ve çevre dokularla ilişkisine göre değişebildiğine, özellikle akciğerin üst bölümünde gelişen bazı tümörlerin farklı belirtilerle kendini gösterebildiğine değinerek, şunları kaydetti:

"Akciğerin üst kısmında gelişen ve Pancoast tümörü olarak adlandırılan bazı akciğer kanserleri, çevredeki sinirleri ve dokuları etkileyerek, şiddetli omuz ağrısına neden olabiliyor. Bu ağrı zamanla kürek kemiğine, sırta veya kola yayılabiliyor. Bazı hastalarda kollarda uyuşma, karıncalanma ve el kaslarında güçsüzlük de görülebiliyor. Özellikle bu tür tümörlerde başlangıçta öksürük veya nefes darlığı gibi klasik akciğer kanseri belirtileri bulunmayabiliyor."

Sırt ve omuz ağrılarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü ve çoğunlukla kas-iskelet sistemi sorunlarından kaynaklandığını ifade eden İliaz, ağrının süresi ve karakterinin değerlendirilmesinin, önemli olduğuna dikkati çekti.

İliaz, akciğer kanserinin bazı hastalarda uzun süre belirgin bir şikayete neden olmadan ilerleyebildiğini, bu nedenle hastalığın yalnızca solunum sistemi belirtileriyle ilişkilendirilmesinin yanlış olduğunu kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bazı hastalarda ilk şikayet omuz veya sırt ağrısı olurken, bazılarında halsizlik, iştahsızlık ve açıklanamayan kilo kaybı ön plana çıkabiliyor. Özellikle üç haftadan uzun süren öksürük, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, ses kısıklığı ve nefes darlığı gibi belirtiler de mutlaka değerlendirilmeli. Kanlı balgam görülmesi halinde ise gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı."

Akciğer kanserinde en önemli risk faktörünün tütün kullanımı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İliaz, sigara içmeyen kişilerde de hastalığın gelişebileceğini, pasif sigara dumanına maruz kalmanın, radon gazı, asbest gibi bazı mesleki ve çevresel etkenlerin ve aile öyküsünün de risk faktörleri arasında yer aldığını anlattı.

İliaz, akciğer kanserinde erken tanının tedavi seçenekleri ve hastalığın seyri açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

"Akciğer kanserinde erken evrede tanı konulması, hastalara daha fazla tedavi seçeneği sunabiliyor. Özellikle belirli yaş ve sigara kullanım öyküsüne sahip yüksek riskli bireylerde düşük doz bilgisayarlı tomografi ile tarama yapılması önerilebiliyor. Ancak tarama ile şikayeti bulunan kişilerin tanısal değerlendirmesini birbirinden ayırmak gerekiyor. Uzun süredir devam eden sırt veya omuz ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, geçmeyen öksürük ya da nefes darlığı gibi şikayetleri bulunan kişilerin hekim değerlendirmesinden geçmesi önemli. Her ağrının altında ciddi bir hastalık bulunmayabilir ancak belirtilerin göz ardı edilmesi, olası bir hastalığın tanısında gecikmeye neden olabilir."