Popüler avukat Feyza Altun, 10 yılını verdiği evliliğinde aldatıldığını açıkladı. Hem de mesajlar, ekran görüntüleri eşliğinde.
Altun kadın hakları, feminizm, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çalışmalarıyla biliniyordu. Dolayısıyla “Feyza’ya bile bunu yaptıysa” diye, bütün gözler olayın faili İlker Sungurlar’a çevrildi.
İlker Sungurlar ise bu ilgi karşısında şaşkın: “Sabah uyandım ki ülkenin koca koca gazeteleri benden bahsediyor. Andy Warhol’un meşhur ‘Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacaktır’ sözünün ne kadar doğru olduğunu anladım...”
Ve “erkomuz” İlker Bey kendini savunmaya başladı:
“Öncelikle biz evli değildik. 2022’de boşandık. Aylar sonra yeniden bir araya gelip aynı evi paylaştık. Lakin geçtiğimiz haziranda yeniden ayrıldık... İnsanlar bazen küçük detayları, olay örgüsünü yanlış hatırlayabilir. Ve bu yanlış hatırlananlar o kişinin gerçeğine dönüşebilir. Özet şu ki mağduriyet üretmek, bunu köpürtmek, alıcısı olan bir konu!”
E şimdi siz, her iki tarafı da tanıyan bir arkadaşları, bir ahbapları olsanız ne düşünürdünüz? Eğri oturalım, doğru konuşalım...
Zaten boşanmışsınız. Tekrar denemişsiniz, yine olmamış. Şimdi bu adam ne yapsın? Başka kimseyle birlikte olmasın mı? Ömrünün sonuna kadar yalnız bir hayat mı sürsün?
İlişki başka, yalan söylemek başka. Elinde kapı gibi mesajlaşmalar var, Feyza kandırıldığını düşünüyor: “Bana diyor ki ‘Ben yoluma bakmadım’. Bir karı bulmuş. Beni böyle böyle 2 ay kandırdı. Ben de inandım...”
Bu tür çok barışmalı, çok ayrılmalı öykülerde biraz at izi it izine karışıyor. İlişki tam olarak ne zaman bitmişti, yeni ilişki tam olarak ne zaman başlamıştı... Bunlar kişiden kişiye değişip, farklı algılanabilen şeyler.
Hiçbir şey o kadar karmaşık değil aslında. Hayatına yeni biri girdiyse bunu açık açık söylersin, karşı taraf da ona göre yürüyeceği yolu bilir. İkili oynayıp bir tarafı aptal yerine koymanın alemi ne?
Daha 3-5 gün önce tanıştığın, kendin bile ne yaşadığını bilmediğin biriyle ilgili kime, ne söylesin? “Bana bak, benim ileride bir ilişkim olabilir ha” mı diyecekti? Bu zaten herkes için geçerli bir ihtimal.
Kadın hep haklıdır. Hele kendisinden sonra başka bir kadınla ilişkiye başlanmış kadın, daha da haklıdır.
“Madem öyle, birlikte fotoğraf koyalım da cümle alem duysun: Yeni bir aşk yaşıyorum!” der gibi, sevgilisiyle ortak tatil paylaşımı yaptı.
Yeme-içme platformu NDTV’de İspanya’nın Malaga kentindeki ilginç bir restoran tanıtılmış: El Tintero.
Bu balık restoranında menü yok, rezervasyon yok, sipariş yok.
Denize sıfır olan restoranın mutfağı, sahile günlük olarak yanaşan balıkçı teknelerinden çıkan ürünleri alıyor, bunları kafasına göre pişiriyor ve garsonların tepsilerinde restoranda gezdiriyor.
Garsonlar tepsilerindeki yemeklerin isimlerini bağırıyor, canınız bir şey çekerse el kaldırıyorsunuz, o tabak sizin oluyor!
Biraz gürültülü bir servis tabii. Ama bir o kadar da eğlenceli olduğu için restoran hiç boş kalmıyor.
Fiyatlar mı? Yemeğine göre değil, tabağın porsiyonun göre.
Standart tabaklar 9, büyük tabaklar 14 Euro.
Özel balıklar ve lezzetler bunun biraz üzerine çıkabiliyor.
İstanbul’da yaz erken bitti. Eylülü neredeyse toptan kapalı ve yağmurlu geçirdik. Sarı yaz tutkunları, heveslerini bir başka sonbahara ertelediler.
Peki bunca bulutlu havaya rağmen barajlarımız ne halde? Şu an itibariyle doluluk oranı yüzde 38’lerde.
Yani son 10 yılla kıyaslandığında sondan üçüncü durumdayız.
Şikâyet etmeyi bırakıp, biraz daha mı yağmur istesek?
Şarkıcı Güllü’nün oğlundan sonra, kızının da olay sonrası tekrar eve girmeye çalıştığı görüntüler ortaya çıktı.
Polis memuru olay mahalline tekrar girmesine engel olmaya çalışıyor, Tuğyan Ülkem Gülter ısrarla odaya gitmeye çalışıyor.
Olay yerini korumaya çalışan memur “Senin şu anda aşağıda olman gerek. Doktor gelecek” diyor, Tuğyan dinlemiyor, ilerlemeye çalışıyor.
Polis en sonunda dayanamayıp “Sen niye buraya geldin?” diye soruyor.
Hakikaten daha ambulans beklenirken nedir bu ısrarla eve girme çabasının nedeni?
İnsanın aklına her şey geliyor: Delil mi karartılmaya çalışılıyordu? Çekmeceden, kasadan bir şey mi alınmak isteniyordu, neydi?



