"Bir Tuğla da Sen Koy kampanyasında ne kadar para toplandı?" sorusuna sanık Poyraz, "Onu bilmiyorum." yanıtını verdi.

Sanık Poyraz, savcının, "O süreçle ilgili ruhsat aşamasından bahsediliyor. 24 milyon lira gibi para bankadan gönderilmiş, 17 milyon lira elden verilmiş şeklinde anlatımlar var. İddianamede böyle geçiyor. Bu bahsi geçen görüntülerdeki para sayma meselesinde bu paranın ne için olduğunu biliyor musunuz?" sorusunu da "Kapora olduğunu biliyorum." şeklinde yanıtladı.

Cumhuriyet savcısının, "Yani 15 milyon lira gibi paradan bahsediliyor o kamera kayıtlarında. Hiç dikkatinizi çekti mi?" sorusuna sanık Poyraz, "Çekti. O zaman kişi başı bağış limiti 55 bin liraydı, şimdi 600 bin liraya çıkmış." cevabını verdi.

Savcının, "Gökhan Taşkapan'ın beyanında 15 milyon lira paradan bahsediliyor ki kamera kayıtlarına baktığınız zaman da 1 milyon liradan daha yüksek para gözüküyor. Siz bu süreçle ilgili, bu paraların taşınma sürecinde bulundunuz mu?" sorusu üzerine sanık Poyraz, "Yok, hayır." dedi.

Sanık Poyraz, savcının, "Bu paralar nasıl getirildi binaya?" sorusuna, "Görüntülerde de görünüyor zaten. Ben daha önceki mahkemede de söylemiştim. Fatih Keleş bizim partilimizdir. Biz de oradaydık sadece yani." yanıtını verdi.

Savcının, "Ofise gittiğiniz zaman paralar orada mıydı?" sorusunu ise sanık Poyraz, "Hatırlamıyorum ama sonuçta fark etmez yani. Hani ha bizden önce gitmiştir, daha sonra gitmiştir." şeklinde cevapladı.

Bunun üzerine Cumhuriyet savcısı, "Ona biz karar vereceğiz." dedi.

TUTUKSUZ SANIK ABDULLAH UÇAN'IN SAVUNMASI

Duruşmanın devamında bir diğer tutuksuz sanık İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) ihale şefi Abdullah Uçan savunma yaptı.

Sanık Uçan, Dijital Deneyim Müzesi işi kendilerine ilk geldiğinde yapım işi mahiyetinde olduğunu, yani mal alımı ve inşaat faaliyetlerinin bir arada bulunduğunu belirterek, şu beyanda bulundu:

"Bu konuda işin başkanlıktan geldiği ve ivedi şekilde tamamlanması gerektiği, bu nedenle istisna şeklinde ihalenin yapılması gerektiği söylenmişti. Biz bu ihalenin yapım işi olduğu ve sürenin minimum 3 ay süreceğini söyleyip, yapım ihalesi olması konusunda direndik. Üzerimizde çok fazla baskı vardı, ihale birimi bu işi yapmak istemiyor şeklinde söylemler vardı. Ancak bizim buradaki itirazlarımız onay ya da ret makamı olarak değil, eleştirel niteliktedir. Çünkü bu alımın hangi yöntemle yapılacağına biz değil, talep sahibi birimin genel müdür yardımcısı ve genel müdür talebiyle, yönetim kurulunun da onayıyla karar verilmektedir."

İşlemlere ilişkin komisyonların hiçbirinde bulunmadığını savunan Uçan, yaptığı işlemlerin ihale komisyonu tarafından alınan kararların tebliği niteliğinde olduğunu beyan etti. Uçan, "Yani ihaleye etki edebilecek yetkiye sahip değilim." dedi.

Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın, "Onur Aldı ile ilgili beyanların var. Baskı yaptığına dair." demesi üzerine sanık Uçan, "Onur Bey de söylüyordu yani 'Bunu bir an önce yapmamız gerekiyor, başkanlıktan geliyor, bir şekilde bitirmemiz gerekiyor.' diye." ifadelerini kullandı.

Başkan Aylan'ın "Baskı kurarak bu ihalenin istisna ihalesi olarak gerçekleştirilmesini istedi. İhalenin hızlıca yapılmasını başkanlığın istediğini söyleyerek baskıyı artırdı. Senin dışında baskıya maruz kalan kim var? Senin dışında baskıya maruz kalan somut isim var mı? Ne gibi baskı?" sorularına sanık Uçan, şu cevabı verdi:

"Evet. Yani bizim ihaledeki personellerin hepsi aynı şeyi söyler. Mesela Ömür Tahir Elibaş olabilir. Yani çünkü birime gelip birimde yapıyorlardı başkanım o baskıyı. Yani 'Bir an önce bitirmeniz gerekiyor, siz yapmak istemiyor musunuz, niye ağırdan alıyorsunuz?' gibi. Yani baskı Onur Bey'den değil, Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer de, 'Yukarıdan çok fazla baskı geliyordu. Bir an önce bitirmemiz gerekiyor.' diyordu."

Başkan Aylan'ın "İfadende 'Baskı ve zorlamalıkları neticesinde bazı evraklara imza attık.' demişsin" şeklindeki beyanını hatırlatması üzerine sanık Uçan, "Evet, oradaki imzaladığımız evraklar, bizim tebligat niteliğindeki evraklar. Hani ihale komisyonu kazanan firmayı belirliyor, biz de onlara kazandığını tebliğ ediyoruz. Yani 'Bu firma kazandı, bu firma kazanamadı.' gibi. Ya da sözleşmeye davet tebligatları yani." dedi.

Bunun üzerine başkan Aylan'ın, "Yine ifadende bir yerde Erdinç Çolak ile ilgili şöyle bir kısım var. 'Dijital Deneyim Müzesi ile ilgili ihalelere hangi şirketlerin katılacağını Erdinç Çolak liste halinde İhale Müdürü Bilal Önver'e bildirirdi.' demişsin." sözleri üzerine sanık Uçan, "Evet." cevabını verdi.

Cumhuriyet savcısının, "İlan yoluyla yapılan ihale ile ilgili de sürenin kasıtlı olarak kısıtlı tutulduğu, dolayısıyla ihaleye başka firmanın girmesinin engellendiği şeklinde beyanınız var." demesi üzerine sanık Uçan, şu beyanda bulundu:

"Bu ihalelerin aslında bana göre yapım işi şeklinde olması gerekiyordu. Yapım ihalesinde ilan süresi 28 gün. Daha alt usulü olanlarda ise daha kısa. Dolayısıyla ilan süresi ne kadar kısa olursa rekabeti o kadar daraltır. Ona istinaden söyledim. Biz sadece mevzuatsal boyutuyla anlattık. Hani bunun yapım işi olması gerekiyor. Ama başkanın ve Murat Ongun'un bir an önce müzenin açılmasını istediğini söylediler."

Savcının, "Şu an Kültür AŞ'de işinizi bıraktınız mı?" sorusuna sanık Uçan, "İşten çıkarıldım. İşe iade davasını kazandım, istinafa gitti." dedi.

Sanık Uçan, savcının "Niçin çıkarıldınız?" sorusuna da, "Bu ifadelerimden dolayı." cevabını verdi.

Duruşma, sanık savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Duruşmalarda toplam 296 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.