9 YAŞINDAKİ ÇOCUK DÜĞMEYE BASTI: KÜÇÜK BİR KÖYÜ EN BÜYÜK GÖLE ÇEVİRDİLER!
26 Mayıs 1982’de kraliçe II. Elizabeth Kielder Baraj Gölü’nün açılışı için bölgeye gelmişti. Yanında Prens Philip ve yerel halk da vardı. Heyecanla barajı açacak ve suyu verecek düğmeye basılması bekleniyor, tüm gözler kraliçeye çevriliyordu. Oysa İngilizlerin 100 yıl sonrasına uzanacak yatırımını 9 yaşındaki Jonty Hall başlatacaktı. Hall o dönem bölgede yaşayan bir ilkokul öğrencisiydi ve tarih sahnesine ismini yazdıracak bu açılış için çok heyecanlıydı. Öyle ki bu açılış onun tüm hayatı boyunca unutamadığı ve su için fedakarlığın ne demek olduğunu öğrendiği an olacaktı. O zamanlar Kielder İzci Grubu'nun üyesi olan Jonty Hall, hayatını da açılışını kendisinin yaptığı Kielder Water'ı işleten Northumbrian Water şirketinde çalışarak kazanacaktı. Kraliçe de yapılan bu baraj gölünün ne kadar önemli olduğunun farkındaydı. Öyle ki açılış konuşmasında, "Bu proje, Britanya'nın köklü mühendislik geleneklerinin bir devamıdır. Geçmişte kanallar, demiryolları ve yollarla kendini gösteren bu yetenek, 20. yüzyılın zorluklarına büyük bir hayal gücüyle yanıt vermiştir" sözlerini de bu farkındalıkla söylemişti.
Northumberland’da gölün bulunduğu bu noktada daha önce küçük bir köy bulunuyordu. Çelik fabrikalarına yakın olmasıyla köyün bulunduğu alan göl olursa herkese daha da fazla fayda sağlardı. Bu nedenle de köy taşınmış göl dolmaya başlamıştı. Çelik sanayii böyle güçlenecekti.
ÇELİK ÜRETİMİ SUYU, SU GELECEK GÜVENCESİNİ GETİRİYOR!
Baraj projeleri başlamadan önce çok hareketli olan çelik sanayii, su kaynaklarının azalmasıyla yavaşlamış ancak Kielder gibi barajların inşasıyla yeniden hareketlendirilmişti. En azından şimdilik yeniden İngiliz çeliği çok büyük bir sanayiydi. Çünkü bazen her şey aynı anda var olmuyor. Hiçbir şey kusursuz olamıyorsa suyla güçlenen çeliğin ve çelikle güçlenen suyun hikayesindeki kusur neydi ki? İngilizlerin dev çelik sanayiini baraj inşaatlarının sonunda ironik hatta trajik bir son bekliyordu. Kielder gibi projeler ‘ağır sanayi patlaması yaşanacak, çelik üretimi rekor kıracak’ öngörüsüyle başlatılmıştı. Kielder gibi pek çok baraj 1982’de tamamlandığında, İngilterede yönetim Margaret Thatcher’deydi. O günlerdeki ağır sanayisizleşme ve fabrika kapanmaları nedeniyle çelik sektörünün su talebi inşaatlar sürerken çoktan düşmüştü. En başında sanayinin baskısıyla inşa edilen bu dev tatlı su kaynakları, ağır sanayi çöktükten sonra bölgesel evsel su ihtiyacının karşılanmasında, çevre düzenlemelerinde ve hidroelektrik santrallerinde kullanılmak için yönlendirildi. Bir köy sular altında kalmış, koca bir ağaç olan sanayi bir daldan ibaret kalmıştı.
Tabii ne olursa olsun su hayat demekti. Kielder de çevresini yeşertmiş, yeni turizm, spor ve sosyal faaliyetleri kıyısında toplamıştı. Üstelik insanlar çelik yerine kendi kullanımlarına sunulan bu su kaynağından da memnundu. Dev fabrikaların kokusu ve gürültüsü yerine cennet gibi bir yerde yaşam yeniden başlamış gibi görünüyordu. Ayrıca dev su kütlesi de oraya öyle boş durmuyordu. Kielder bir hidroelektrik santrali olarak da hizmet vermeye başlamış ve enerjiyi doğadan kazanmanın bir yolu bulunmuştu. Tüm bunların yanında göl ve onu saran Kielder Ormanı, İngiltere'de nesli tehlikede olan kızıl sincapların en önemli korunma alanlarından biri olmuştu. Baraj kapakları, aynı zamanda göl besleyen Tyne Nehri'nin su seviyesini düzenleyerek kuraklık dönemlerinde nehirdeki balık popülasyonunun (özellikle somon ve alabalık) korunmasını sağlamıştı. Northumberland sadece bir su kaynağı kazanmamış, kaybedilmek üzere olan her şeye de güvenli bir alan sunmuştu. Bu sadece yaban hayatı için de geçerli değildi. Önümüzdeki 50 yıl için insanlar için de en güvenli yer Northumberland’dı!
İNGİLTERE’NİN GÜVEN KAYNAĞI! 2080’E KADAR YETER
Newcastle Üniversitesi hidroloji araştırmacısı Dr. Anna Murgatroyd'a göre Kielder Gölü, dünyada azalan tatlı su kaynaklarına bakıldığında Kuzey Avrupa ve İngiltere için çok önemli bir yerdeydi. Murgatroyd’da böyle düşünüyor ve “Kuzeydoğu'nun ülkenin ‘en su güvenli bölgelerinden’ biri olmasını sağlamada rol oynuyor” diyordu. Bugünlerde minimum su seviyesini korumak için Wear Nehri'ne Kielder'den su takviyesi yapılıyor. Yani göl, çevresindeki akarsular içinde bir güvence oluşturuyor. Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı, Temmuz ortasından bu yana Kielder'den Wear Nehri'ne yaklaşık 560 olimpik havuz büyüklüğünde su aktarıldığını ve gölün benzer şekilde Tyne, Tees ve Derwent gibi nehirleri korumak için de Kielder’in kullanılabileceğini belirtti. Murgatroyd'a göre, bölgenin bugün kuraklıklardan nispeten korunmasının başka nedenleri de var: Tıpkı Kielder gibi!
Bölge, çok sayıda başka baraj gölüne de ev sahipliği yapıyor ve nispeten yüksek yağış alıyordu. Geniş nehir sistemleri de yerel halka kullanım için bol miktarda su sağlıyordu. Kielder kuzeydoğuya yüksek düzeyde koruma sağlarken, iklim değişikliğinin etkileri yine de bölgenin güvenliğini sorgulatıyordu. Murgatroyd, İngiltere ve Galler genelinde 2080 yılına kadar iklim etkilerini modelleyen bir ekibin parçası olarak yaptıkları çalışmada kuzeydoğuda kuraklık koşullarında artış görüleceğini ancak diğer bölgelere göre buranın 2080’e kadar su açısından daha güvende kalacağını söylüyordu. Hull Üniversitesi'nden Prof. Kiran Tota-Maharaj, Kielder'in su mühendisliğinde ‘en iyi uygulama’ örneği olduğunu vurguluyor ve “Amacına hizmet etti ve özellikle beklenmedik koşullar altında dayanıklı olduğunu kanıtladı" diyordu. Yeni su rezervuarı inşa etme planı bulunmayan Northumbrian’ın tahminlerine göre kuzeydoğunun öngörülebilir gelecekte talebi karşılayacak kadar suya sahip olacağı ortaya çıkıyordu. Kielder önemli bir güvenlik önlemiydi. Yine de su tasarrufu tüm tedarik sistemi ve çevre üzerindeki baskıyı azaltıyor ve bu güvenlik önleminin daha uzun süre etkili olmasını sağlıyordu. Bunun bölgenin sınırsız kaynaklara sahip olduğu anlamına gelmediği bilinmeli ve su hayatın devam edebilmesi için korunmalıydı.





