Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’in ardından bir mesaj yayınladı.
Sadece acıyı paylaşma vardı, sadece rahmet dileği vardı, sadece iyilik vardı, sadece güzellik vardı.
Kinin, hıncın, öfkenin ise zerresi bile yoktu.
Sinem Dedetaş’ın bu etkileyici zarafeti asla unutulamaz.
Dündar Ziya Gültekin’e karşı mücadele etmiş CHP’li bir meclis üyesi olmasına rağmen...
Nezaket ve insanlık dolu bir mesaj yayınladı.
O mesajda içtenlikli bir acı paylaşımı vardı.
O mesajda ölüm karşısında sergilenmesi gereken tavır vardı.
O mesajda sadece ve sadece insanlık vardı.
İstanbul Belediye Başkan Vekili olarak...
Bir trafik kazasında hayatını kaybeden siyasi rakibinin ardından...
Bir siyasetçinin söylemesi gerekenleri söyledi.
Meslektaşı Dündar Ziya Gültekin’i, çıktığı televizyon kanalında andı.
Belediyeler Birliği için oy kullanmaya giderken kaza geçirdiğine dikkat çekti.
- Sinem Dedetaş’ın sergilediği muazzam zarafetin kıyısından bile geçemeyenlerdir.
- Hazal Bayhan Koç’un sergilediği müthiş nezaketin topuğuna bile ulaşamayanlardır.
- Nuri Aslan’ın vakarından, duruşundan bir milim bile nasip alamayanlardır.
- Özgür Özel’in yaklaşımına, tutumuna bir karış bile yaklaşamayanlardır.
BİRİSİ şöyle yazmış Dündar Ziya Gültekin için:
“Gasp ettiği koltuğun sefasını süremedi.”
Dündar Ziya Gültekin’i yakından takip ettim.
Kısacık süren Başkan Vekilliği sürecinde hep hizmete odaklı oldu, sürekli sokaklardaydı, Üsküdar için çırpınıp durdu.
Koltuğa oturmayı sefa sürmek olarak algılayan zihin, koltuğa oturmanın ağır yükünü nereden bilecek ki?
SEL baskınını siyasallaştırmak istemiyorum.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sağa sola astığı afişleri anımsıyorum.
“Yaptığımız altyapı yatırımlarıyla... Artık su baskınları yaşanmayacak.”
Siyasallaştırmayalım diye bunu da dile getirmeyecek miyiz?
ASOSYALLEŞME sürecine girmemiştim henüz.
O zamanlar birkaç kez gitmiştim Soner Olgun’u dinlemeye.
Kocaman mekân. Birbirlerini tanımayan onlarca kişi.
Soner Olgun, işte böyle bir ortamı, samimi bir aile ortamına çeviren sanatçıydı.
Durup dururken “iyi bayramlar” diye haykırır, geceyi bayrama çevirirdi.
Bildiğimiz, bilmediğimiz türküleri, büyük bir ustalıkla seslendirirdi.
Uzun süredir kanserle mücadele eden Soner Olgun, benim sanatçılarım arasındaydı. Allah’tan rahmet diliyorum.
TESLA’nın uçan arabasının videolarını izledim.
- Tamam, görüntüler gerçekten inanılmaz.
- Ama ben uçan arabayı hiç böyle hayal etmemiştim.
- Geleceğe Dönüş filmlerindeki arabalar nasıl da harikaydı: Yumuşacık havalanıyor, gökyüzünde süzülüyordu.
- Tesla’nın arabası ise uçmaktan ziyade zıplıyor.
- Sanki akrobasi arabası. Şimşek gibi zıplıyor, küt diye iniyor.
- Böyle bir arabayı deneyimlemek, ekstrem spor yapmak gibi.
- Sel felaketinde İstanbul’da çok işe yarayabilir bu araba.
- Ama sıfırdan yüze 0.8 saniyede çıkabilmesi... İşte bu çok acayip.
- Bakalım Çinliler ne zaman aynısını yapacaklar.
KAYYUM yönetimindeki Esenyurt Belediyesi’nde başkan yardımcısı olarak görev yapan Yusuf Ulutaş’ın kasa evinden çıkan paralara bakın.
Adam, sırf para zulalamak için kendisine “kasa evi” kiralamış.
Balya balya, deste deste dolarlar. Sayması günler alır.
Her partiden, her anlayıştan, her ideolojiden belediyecinin hortumlamalarını görünce insan ister istemez soruyor:
Belediyeler, artık gitgide daha çok vurgun fırsatı sunan kurumlara mı dönüştü?



