GEÇEN haftaki yazımda Yemen’de artan Suudi etkisi karşısında 1990’lardan itibaren Husi milislerinin nasıl ortaya çıktığını, İran tarafından nasıl desteklendiğini ve giderek Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Bab el Mendeb boğazındaki deniz ticaretini nasıl tehdit eder hale geldiğini aktarmıştım.
2022’de Suudi Arabistan ile varılan geçici ateşkes yaz aylarında Gazze ve İran savaşının gölgesinde sona ermiş, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki Husilere yönelik hava, kara ablukası karşısında Husiler de Suudilerin Kızıldeniz’deki limanlarına abluka ilan etmişti.
HAFTASONUNDA ise Husiler, Suudi Arabistan’ın Riyad’daki Kral Halid havalimanını vurdu. İki gün peş peşe yaşanan saldırılarda en az 14 kişi hayatını kaybetti. Dünyadan Husilere kınama yağarken İran’dan ilginç bir adım geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan’ı telefonla arayarak özetle ‘Askeri çözüm ile bir yere varılamaz, siyasi çözümü görmezden gelmek durumu daha da zor hale getirir’ diyerek Husiler ile görüşmelerin başlaması için aracı olmaya hazır oldukları mesajını verdi.
HUSİLER, İran ile bağlantılı oldukları gibi kendi ideolojik ve siyasi hedefleri de olan askeri ve siyasi bir aktör olarak öne çıkıyor. 2015’te Yemen’in başkenti Sanaa’yı ele geçiren Husiler bugün sahip oldukları silahlarla bölgesel siyaseti etkileme potansiyeline sahip bir yapıya dönüşmüş durumda. İyi de Yemen’deki Suudi nüfuzuna karşı bir gençlik hareketi olarak ortaya çıkan Husiler (Ensarullah), bugün nasıl uzun menzilli füzeleriyle Suudi Arabistan’ı, İsrail’i, ticaret gemilerini tehdit eder bir militer yapıya dönüştü?
YEMEN’in Suudi Arabistan’a komşu kuzeyini kontrol eden ve Kızıldeniz kıyılarına kadar inen Husilerin bu kadar güçlenmesinde birkaç faktör dikkat çekiyor. 2015’te Sanaa’yı ele geçirdiklerinde Yemen ordusunun silah depolarını da kontrol ediyorlar. Tersine mühendislik, İran’dan gelen askeri ve teknik destek, kaçak yollardan temin edilen uçuş kontrol ve navigasyon sistemleri sayesinde balistik füze kabiliyetlerini geliştiriyorlar. Hatta geçenlerde füze üretimi için yapay zekâdan destek aldıklarına dair de haberler çıkmıştı.
HUSİLERİN en gelişmiş balistik füzelerinden biri Filistin-2. Menzili yaklaşık 2 bin km. İran’ın Kadr füzelerinin kopyası olduğu söylenen Tufan’ın menzili 1.350 ile 1.950 km. Ellerinde 100 ile 200 balistik füze olduğu tahmin ediliyor. Füzelerin yanı sıra 50 kg patlayıcı taşıyan 2500 km’lik kamikaze dronlarıyla da dikkat çekiyorlar.
ABD ve İsrail’in 2025’te Husilerin askeri altyapısına yönelik hava saldırılarına rağmen silah üretim kabiliyetlerinin sürdüğü anlaşılıyor. Haftasonu Riyad’a düzenlenen saldırıda hangi tip mühimmatın kullanıldığı kesinleşmiş değil. Ancak Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ekonomisini petrol dışında çeşitlendirip bölgesel bir güç olma hedefini hayata geçirmeye çalışırken Husi tehdidiyle karşı karşıya kalıyor.
TAHRAN’IN O ÖNERİSİ
GAZZE krizinin 2023’te patlak vermesiyle birlikte Suudi Arabistan ile Yemen tarafları arasında kalıcı ateşkese yönelik görüşmeler suya düşmüştü. Husiler, öncelikle Suudilerin Yemen’de Husi kontrolündeki hava ve deniz limanlarına ablukanın sona erdirilmesini talep ediyorlar. Bu nedenle de Riyad yönetimine füze saldırılarıyla baskıyı arttırıyorlar. Suudi Arabistan çok katmanlı hava savunma sistemine sahip. Ancak bu tür sistemlerin her gelen saldırıyı bertaraf etme kapasitesi de bulunmuyor. Cumartesi günü Riyad havalimanında 13 kişinin hayatını kaybettiği hava saldırısının niye önlenemediği böyle açıklanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, tam saha askeri ve ekonomik baskı uyguladıkları İran’a kasım ayındaki ABD ara seçimleri sonrasında büyük bir askeri müdahalede bulunabileceğinin uyarısını veriyor.
Trump, bunu Tahran’ı masaya çekmek için yapıyor da olabilir. İran ise arabuluculuk önerisiyle Husi kartını da öne sürüyor. Her ne kadar Husilerin kendi siyasi ve ideolojik hedefleri olsa da Tahran ile ortak paydanın sürdüğü de anlaşılıyor.
Ezcümle, Ortadoğu iç içe geçmiş birçok krizi aynı anda yaşarken ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan krizin nasıl bir yön alacağının bölgenin geleceği açısından da kritik rol oynayacağa benziyor.





