Ben-Shabbat’ın değerlendirmesinde Türkiye, Suriye’deki gelişmelerden Doğu Akdeniz’e, savunma ortaklıklarından Afrika’ya kadar uzanan geniş bir denklem içinde ele alındı. Ankara’nın attığı adımların yalnızca Türkiye’nin yakın çevresini değil, İsrail’in bölgesel hesaplarını da doğrudan ilgilendirdiği mesajı verildi.

İsrailli eski güvenlik yetkilisinin sözleri, İsrail tarafında Türkiye’nin yükselen bölgesel ağırlığına ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.

Ben-Shabbat “Türkiye, küresel güçler arasındaki rekabet ve Orta Doğu’daki dönüşümün gölgesinde kendi bölgesel konumunu güçlendiriyor. Özellikle Suriye’de yaşanan gelişmelerin ardından Ankara’nın hareket alanının önemli ölçüde genişledi. Türkiye’nin ülkedeki etkisinin kuzey bölgelerinin çok ötesine taşınırken Türk aslanları etrafımızı sardı” dedi.

Maariv’deki röportajda Türkiye’nin yükselen etkisinin Suriye ile sınırlı olmadığı özellikle vurgulandı. Ben-Shabbat, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki politikalarını, Afrika’daki faaliyetlerini, kıtalararası ticaret koridorlarını ve savunma iş birliklerini aynı büyük stratejinin parçaları olarak değerlendirdi.

Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile geliştirdiği savunma iş birliği de bu kapsamda gündeme getirildi. Ankara’nın farklı bölgesel aktörlerle kurduğu ilişkilerin, Türkiye’nin diplomatik ve stratejik hareket alanını genişlettiği savunuldu.

Bu noktada Mavi Vatan da röportajın dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki denizcilik vizyonu, Ankara’nın bölgesel güç kapasitesinin bir başka göstergesi olarak ele alındı.

İsrailli yetkilinin Türkiye değerlendirmesinde ön plana çıkan ayrıntılardan biri ise Ankara ile Tahran’ın birbirinden ayrılması oldu.

Ben-Shabbat, Türkiye’nin İran’dan farklı olduğunu özellikle vurguladı. Türkiye’nin NATO üyesi olması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile olumlu ilişkilerinin Ankara’yı farklı bir konuma yerleştiren unsurlar arasında olduğunu ifade etti.

Bu nedenle Ben-Shabbat, Türkiye ile yaşanabilecek stratejik rekabetin askeri çatışmaya dönüşmesini önlemek amacıyla İsrail’in Suriye’de kendi kırmızı çizgilerini net biçimde ortaya koyması gerektiğini savundu.

Röportajın Türkiye bölümünde ortaya çıkan tablo, Orta Doğu’daki güç merkezlerinin değiştiğine ilişkin değerlendirmelerle birlikte ele alınırken Ankara’nın Suriye’deki nüfuzu, Doğu Akdeniz, savunma diplomasisi, Afrika ve yeni bölgesel ortaklıkları aynı denklemin içinde gösterildi.

Son olarak Ben-Shabbat “Orta Doğu’da eski dengelerin yerini yeni güç mücadelelerine bıraktığı bir dönemde İsrail’in gözü Ankara’nın üzerinde. Çünkü bölgenin haritası yeniden şekillenirken, İsrail’in çevresinde yalnızca eski aktörler yok. Ankara’nın artan siyasi, ekonomik ve askeri ağırlığıyla birlikte Türkiye bölgesel denklemde giderek daha belirgin bir şekilde sahneye çıkıyor” dedi.