Analizde özellikle Ankara'nın bölgedeki askeri ve teknolojik kapasitesi ile Kahire'nin artan askeri varlığına dikkat çekilirken, iki ülkenin aynı stratejik sahada güç kazanmasının İsrail açısından yeni bir güvenlik başlığı oluşturduğu savunuldu.
Bu yeni denklemde ise kritik ülke Somali. Mısır'ın Somali'de askeri konuşlanmaya hazırlanması, Türkiye'nin Mogadişu'daki güçlü askeri varlığı ve Hint Okyanusu kıyısındaki uzay projesi, İsrail'in Somaliland üzerinden attığı adımlarla aynı stratejik hatta kesişiyor.
Analize göre Somali'deki yerel kaynaklar, Mısır'ın ülkeye askeri güç konuşlandırmaya hazırlık kapsamında bazı mevcut askeri alanları devralarak yeniden donattığını öne sürdü.
Kahire ile Mogadişu arasındaki savunma ilişkileri son dönemde hızla güçlendi. İki ülke 2024'te savunma ve askeri iş birliği anlaşması imzalarken, Mısır Somali'ye askeri ekipman ve silah desteği sağlamaya başladı. Kahire ayrıca Afrika Birliği'nin Somali'deki yeni barış gücü misyonu AUSSOM'a asker katkısı yapacağını açıkladı.
Mısır'ın hamlesinin arkasında ise yalnızca Somali'nin güvenliği bulunmuyor. Kahire, Nil suları ve Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle Addis Ababa ile uzun süredir ciddi bir anlaşmazlık yaşıyor. Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı ve Somaliland ile yaptığı anlaşmalar ise Mısır-Somali yakınlaşmasına yeni bir stratejik boyut kazandırdı.
Nziv analizinde, Mısır'ın Somali'deki varlığının Etiyopya'ya karşı stratejik bir denge oluşturma amacı da taşıdığı öne sürüldü.
Nziv’E göre bölgedeki dengeleri daha da karmaşık hale getiren gelişme ise İsrail'in Somaliland kararı oldu.
İsrail, Aralık 2025'te Somaliland'ı bağımsız bir devlet olarak tanıyan ilk ülke oldu. Somali yönetimi karara sert tepki gösterirken, Türkiye ve Mısır Somali'nin toprak bütünlüğüne destek veren tutumlarını sürdürdü.
Aden Körfezi'ne kıyısı bulunan Somaliland'ın konumu, bölgedeki deniz ticaret yolları ve Kızıldeniz bağlantısı nedeniyle stratejik önem taşıyor. İsrail'in bu bölgede yeni bir ortaklık kurması, Afrika Boynuzu'ndaki güç mücadelesini doğrudan yeni bir boyuta taşıdı.
Analize göre denklemin en dikkat çekici aktörlerinden biri ise Türkiye olurken “Ankara'nın Mogadişu'daki TURKSOM askeri üssü, Türkiye'nin denizaşırı en önemli savunma merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri burada Somali güvenlik güçlerinin eğitimine katkı sağlarken, Ankara ile Mogadişu arasındaki savunma ilişkileri deniz güvenliği ve askeri iş birliği alanlarında da giderek genişliyor” ifadeleri kullanıldı.
Ayrıca Türkiye’nin Somali'nin deniz güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik kapsamlı anlaşmalarla Hint Okyanusu'ndaki varlığını artırdığına dikkat çekilerek “Ankara'nın Somali'deki hamlesi yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı değil. Mogadişu'nun yaklaşık 70 kilometre kuzeyindeki Vahşeyh bölgesinde Türkiye'nin bir uzay fırlatma tesisi inşa ettiği bildiriliyor. Yaklaşık 350 milyon dolarlık proje, Türkiye'nin bağımsız uzaya erişim hedefinin önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor” denildi.
Tesisin ekvatora yakın konumuna vurgu yapılan analizde “Türkiye'ye önemli bir coğrafi avantaj sağlıyor. Ekvatora yakın bölgelerden gerçekleştirilen fırlatmalar, Dünya'nın dönüş hızından daha fazla yararlanılması sayesinde yakıt ve taşıma kapasitesi açısından avantaj sağlayabiliyor” değerlendirmesinde bulunuldu.
Nziv analizinin dikkat çektiği asıl nokta ise Türkiye ile Mısır'ın Somali'de farklı alanlarda artan varlığının aynı stratejik denklemde buluşması.
Analizde “Türkiye, askeri eğitim, savunma teknolojileri, deniz güvenliği ve uzay alanındaki kapasitesiyle bölgede uzun vadeli bir yapı oluştururken, Mısır daha fazla kara gücü ve asker konuşlandırmaya hazırlanıyor. Böylece Ankara'nın teknoloji ve savunma kapasitesiyle Kahire'nin askeri gücü, Somali'nin güvenlik denkleminde aynı sahada kesişiyor” denildi.
İsrail merkezli Nziv'in analizinde, Türkiye ve Mısır'ın Somali'deki artan varlığının İsrail'in Somaliland üzerinden oluşturduğu yeni denklem açısından yakından takip edilmesi gerektiği savunuldu.
Analize göre İsrail açısından temel soru, Somaliland ile kurulan yeni ilişkinin nasıl korunacağı ve aynı zamanda Kahire ile doğrudan bir gerilimin önüne nasıl geçileceği.
Öte yandan Türkiye'nin Somali'deki varlığı, yalnızca bugünün askeri dengeleri açısından değil, uzun vadeli teknoloji ve savunma kapasitesi bakımından da dikkat çekiyor.
Afrika Boynuzu böylece bölgesel bir güvenlik alanının ötesine geçerek Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'nu birbirine bağlayan stratejik bir hatta dönüşüyor.
Analizde yer alan “yeni cephe” vurgusunun temelinde de bu değişen denklem bulunuyor: Türkiye'nin Somali'de yıllardır adım adım kurduğu askeri ve teknolojik altyapı ile Mısır'ın yeni askeri hamlesi, İsrail'in Somaliland üzerinden attığı adımlarla aynı coğrafyada kesişiyor.
Bölgedeki güç dengeleri yeniden şekillenirken, Ankara'nın Somali'deki uzun vadeli varlığı ve artan stratejik kapasitesi, Afrika Boynuzu'ndaki hesabın en dikkat çekici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.




