Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;

"TRT World Forum'un kıymetli katılımcıları, akademi, medya ve sivil toplum camiamızın değerli mensupları, saygıdeğer misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Bu sene onuncusunu düzenlediğimiz TRT World Forum'un açılışında sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Dünyanın farklı köşelerinden foruma teşrif eden tüm misafirlerimize Türkiye'ye ve İstanbul'a hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum. İki gün boyunca önemli konuların ele alınacağı, geniş bir yelpazede güncel ve kritik meselelerin tartışılacağı forumun ülkelerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınamalara pek çok başlığın istişare edileceği bu platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese şimdiden teşekkür ediyorum.

Türkiye'nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum'u bu yıl da başarıyla tertipleyerek bizleri bir araya getiren TRT yönetimine aynı şekilde tebriklerimi ve şükranlarımı iletiyorum. TRT gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan tam 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla, insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla, nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT'nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017'den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor.

İnsanlığın ortak sorunları bu platformda alanında uzman isimler tarafından ele alınıyor. Güncel konuların dışında milyarlarca insanın hayatına ışık tutuluyor. Bu sene gerçekleşecek toplantılarda alabildiğine verimli değerlendirmeler yapılacak. Buradan verilecek mesajların dünyanın tamamı için huzura ve istikrarlı olmasını temenni ediyorum. Uluslararası sistem norm ve ilkeleri ayaklar altında. Güç rekabeti giderek sertleşiyor.

Kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi temellerinin toprak kaymasına uğradığı zamanlardan geçiyoruz. Eskinin ölmekte olduğu yeninin ise doğamadı krizi görüyoruz. Bu krizi sona erdirmenin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Sancılı dönemden geçiyoruz. Dünün reçeteleri ile bugünün sorunlarına çare bulunmaz.

81 yıl öncesi dizayn edilen uluslararası sistemi yakından takip ediyoruz. En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağı çektiğini görüyoruz. Milyonlarca insanın açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Zulüm ve kötülük sıradanlaşırken barış çağrısı yapanlar azınlık kaldı.

Harabeye çevrilen Gazze'de bugün yıkık evlerde insanlar hayata tutunma mücadelesi çekiyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor.

Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor. 

Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetlerinin de olduğu heyetin Batı Şeria'ya girilmesine izin verilmedi. 

Vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereke apaçık bir zulüm vardır. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce kana bulanan yerlerde olduğu gibi Gazze'de yaşananları seyretmektedir. Sadece Ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti. Batı Şeria'da yerleşimci terörü var. Filistinlilere yönelik şiddet her geçen gün daha da pervasızlaşıyor. Sadece ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti. İsrail'e iltimas geçiliyor. BMGK ve basın kuruluşlarının çifte standardı sorgulanmalı.

Gazze barış anlaşması uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan ilkeler hayata geçirilmiyor. Bu şekilde sorunlar çözülemiyor. Bu şekilde kin ve nefret iklimi büyüyor. Gazze soykırımı sırasında 270'ın üzerindeki basın mensubu katledildi. 

Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir.

Türkiye söz konusu olduğun aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde karalamaya ve sıkıştırmaya çalışılan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için bütün bedenimizi kalbimizi taşın altına koymuş durumdayız.

Birileri rahatsız olsa da kirli kampanyalar yapılsa da geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi dillendirmeye çözüm önerilerimizi paylaşmaya hakkı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. 

TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın 7 kıtasına duyurarak verdiğimiz mücadeleye güç katıyor. Savaş bölgelerinde yaşanan zorlukları hakikat merkezli anlatımla kayıt altına alıyor."