İSTANBUL, 4 Ekim (Xinhua) -- Küresel güç dengeleri hızla değişirken, ülkeler arasındaki rekabet ve işbirliğinin geleceği kadar Doğu ile Batı arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceği de uluslararası gündemin önemli başlıklarından biri haline geliyor.
İstanbul'da düzenlenen Doğu-Batı Forumu, 30 ülkeden diplomat, akademisyen ve güvenlik uzmanını bu dönüşümün farklı boyutlarını tartışmak üzere bir araya getirdi. Forumda konuşan uluslararası uzmanlar, çok kutupluluğun uzak bir öngörü olmaktan çıkıp küresel sistemin belirgin bir gerçeği haline geldiğine dikkat çekti.
Forumda öne çıkan değerlendirmelerde, vekalet savaşlarının yayılması, silah kontrol mekanizmalarının zayıflaması ve yapay zeka destekli yeni nesil çatışmaların küresel güvenlik açısından oluşturduğu risklere işaret edildi.
Küresel rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde, Küresel Güney'in yükselişi ve Çin'in çok taraflı diplomasi girişimleri de uluslararası sistemin geleceğine ilişkin tartışmalarda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Harici Medya ve Berlin merkezli European Transcontinental Initiative ortaklığında düzenlenen forumda Xinhua'ya değerlendirmelerde bulunan Harici Medya Genel Yayın Yönetmeni ve forumun eş kurucusu Tunç Akkoç, bölgesel krizlerin tırmandığı bir dönemde diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Uluslararası sistemin mevcut krizleri çözmekte zorlandığına işaret eden Akkoç, "Bugünlerde yeni kavramlara, Küresel Medeniyet İnisiyatifi veya Küresel Güvenlik İnisiyatifi gibi tekliflere ihtiyacımız var. Bu kavramlar çok çok değerli, çünkü bu bölgesel krizlerden ve savaşlardan bir çıkış yoluna ihtiyacımız var" dedi.
Akkoç, sözlerine şöyle devam etti: "Açıkçası bu uluslararası düzenle ve Birleşmiş Milletler sistemiyle ilgili zorluklar yaşıyoruz. Dolayısıyla Çin'in önerdiği Küresel Medeniyet İnisiyatifi, Küresel Kalkınma İnisiyatifi ve Küresel Güvenlik İnisiyatifi çok çok değerli."
"TEK KUTUPLU DÜZEN SON DERECE ADALETSİZ"
Shanghai'daki Fudan Üniversitesi Çin Enstitüsü Direktörü Prof. Zhang Weiwei, mevcut tek kutuplu dünya düzeninin son derece adaletsiz olduğunu savunarak, "Mutlak güç, mutlak yozlaşma getirir. Küresel Güney ve Çin de dahil olmak üzere diğer ülkeler, daha adil ve hakkaniyetli yeni bir uluslararası düzeni teşvik etmelidir" dedi.
Yeni kurumların inşasına dikkat çeken Zhang, "Bir yandan Birleşmiş Milletler reformunu teşvik etmeliyiz, diğer yandan insanlığın ihtiyaçlarına dayalı yeni kurumlar kurmalıyız. Çin'in modernleşme başarısı birçok gelişmekte olan ülke ve Küresel Güney için muazzam bir ilham kaynağıdır" ifadelerini kullandı.
Washington'daki Quincy Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Anatol Lieven ise Çin'in küresel rolünün Amerikan hegemonyasından temelde farklı olduğunu savundu.
Lieven, "Çin'in ABD anlamında bir hegemon olmayı amaçladığını düşünmüyorum. Çin'in dünyanın askeri hakimiyetini hedeflediğini düşünmüyorum. Çin elbette dünyada ekonomik üstünlüğü hedefliyor diyebilirsiniz, ancak bunun askeri gücü içermesi gerekmiyor" değerlendirmesinde bulundu.
Gelişmekte olan ülkelerin çok kutuplu ortaklıklar arayışında olduğunu vurgulayan Lieven, "Dünyadaki ülkelerin büyük çoğunluğu aslında bir seçim yapmak istemiyor, herkesle iyi ilişkiler kurmak istiyorlar" dedi.
İki gün süren ve Batı'nın stratejik konumundan yapay zeka destekli savaş risklerine kadar geniş bir yelpazenin tartışıldığı Doğu-Batı Forumu, inisiyatifi kalıcı bir uluslararası ağa dönüştürme kararıyla sona erdi.
Kabul edilen eylem planına göre, çok kutuplu paradigma değişimini izleyen bir "fikir meclisi" olarak konumlandırılan forum, her yıl İstanbul'da toplanmaya devam edecek. Ayrıca güvenlik, yapay zeka ve diplomasi gibi alanlarda ihtisas çalışma grupları kurularak uluslararası uzmanlar arasında sürekli bir diyalog ağı oluşturulacak.





