Sosyal medyaya karşı küresel uyanış dönemine girildi

Zaman zaman "Ülkelerin ortak bir amaç uğruna birleşmesi için başımıza nasıl bir felaket gelmeli?" diye düşünürüm. Cevabım genelde hep aynı yere çıkar, "İlle de filmlerdeki gibi kötü niyetli uzaylıların Dünya'yı istila etmesi mi gerek?"

Uzaylıların olup olmadığını, varsa kötü mü yoksa iyi niyetli mi olduğunu, Dünya'ya gelip gelemeyeceklerini bilmiyoruz ama son aylarda yaşanan bir gelişme, ülkelerin insanlığın ortak bir tehdit karşısında nasıl tek bir cephede buluşabildiğini açıkça gösteriyor. Sözünü ettiğim tehdit gökyüzünden değil, cebimizdeki ekranlardan, sosyal medya platformlarının çocuklarımıza yönelttiği algoritmik tuzaklardan geliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ile Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in dün kamuoyuna yansıyan açıklamaları, Türkiye'nin çocukların dijital dünyadaki güvenliğine dair ne denli kararlı bir duruş sergilediğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Özbekistan'ın kadim şehri Semerkant'ta İMKON Rehabilitasyon Merkezi'nin açılışına katılan Emine Erdoğan, 'Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi' ile 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya erişiminin sınırlandırıldığını; platformlara yaş doğrulama ve ebeveyn denetimi gibi katı yaptırımlar getirildiğini hatırlatarak Türkiye’nin bu alandaki öncü rolüne dikkat çekti.

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Birleşik Arap Emirlikleri ziyareti dönüşünde yaptığı açıklamada, çocukların sosyal medyada yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalmasının akademik ve kişisel gelişimlerini olumsuz etkilediğini belirterek Meta'ya dava açmayı planladıklarını söyledi. Söz konusu değerlendirmeler; Türkiye'de okul güvenliğinin gündeme geldiği ve 15 yaş altına sosyal medya erişimini kısıtlayan yeni düzenlemenin tartışıldığı bir dönemde yapıldı. Tekin, okullarda cep telefonu kullanımını yasaklamak ve öğrencilere sosyal medya konusunda uyarılarda bulunmak gibi önlemler aldıklarını, ancak çocukların okul dışında sosyal medyayı kullanmaya devam ettiğini vurguladı.

Sosyal medya platformlarının da sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Yusuf Tekin, "Burada yapılması gereken önemli başlıklardan bir tanesi sosyal medya üreticilerinin, hem içerik üretenler hem de sosyal medya şirketlerinin bu konuda sorumluluk sahibi olmalarıdır" dedi. Meta'ya karşı açılan davaların hatırlatılması üzerine Tekin, "Evet, biz de böyle bir hazırlık içerisindeyiz şu anda. Biz de dava açmayı düşünüyoruz" diye konuştu. Yusuf Tekin, ABD ve Avrupa Birliği'nde benzer gerekçelerle dev teknoloji şirketlerine açılan davaları da örnek gösterdi.

Çocukların algoritmik risklerden korunması; artık yalnızca ebeveynlerin omuzlarına yüklenecek sıradan bir aile içi mesele olmaktan çıkıp devletlerin birincil kamusal sağlık ve ulusal güvenlik politikası haline gelirken teknoloji devlerinin yıllardır sürdürdüğü 'Denetimsiz serbestlik' devrinin kapandığını da gözler önüne seriyor.

Gerek devletlerin gerekse ailelerin başta Instagram ve WhatsApp'ın çatı şirketi Meta ile TikTok olmak üzere teknoloji devlerine karşı açtığı her dava, kesilen her ceza ortak bir akılla hareket edildiğini gösteriyor. Bunun sonucunda, sosyal medya platformlarının sakıncalı içeriklerine karşı kolektif bir uyanış ve küresel bir aydınlanma dönemi başladı. Nitekim Doğu'dan Batı'ya pek çok ülke, çocukların zihinsel sınırlarını kuşatan bu algoritmik istilaya karşı yasaklama, kısıtlama ve hukuki süreçlerle adeta ortak bir savunma hattı oluştururken Türkiye de bu küresel cephenin en kararlı ve öncülerinden biri olarak öne çıkıyor.

Sosyal medya platformlarının çocuklar üzerinde kasıtlı biçimde psikolojik yıkıma yol açan algoritmalar geliştirdiği iddiası, bugün ülkelerin en elzem gündem maddelerinden biri. Açılan her dava; verilerin korunması, bağımlılık yapıcı tasarım ögelerinin engellenmesi ve pedagojik standartların getirilmesi konusunda artık evrensel bir uzlaşıya varıldığını gösteriyor. Tıpkı geçmişte tütün endüstrisine ya da güvenlik donanımı yetersiz otomotiv üreticilerine karşı yürütülen halk sağlığı mücadelelerinde olduğu gibi, devletler bugün de teknoloji devlerine karşı her geçen gün daha kararlı bir şekilde tek bir cephede birleşiyor.

Türkiye'nin 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girecek olan '15 Yaş Altı Sosyal Medya Yasağı' düzenlemesinden sonra atacağı hukuki adımlar, sosyal medya platformlarının 'Kuralsız pazar' algısını yıkmaya yönelik kamusal sorumluluk, pedagojik denetim ve devlet müdahalesi adına küresel aydınlanmanın önemli yapı taşlarından biri olma niteliğine sahip.

Son aylarda Meta'ya karşı çığ gibi büyüyen yargı kararları ve rekor cezalar, sosyal medya platformlarının çocuklara yönelik tehditlerine karşı küresel aydınlanmanın birer göstergesi.

Aslına bakılacak olursa sosyal medya platformlarının çocuklara yönelik zararlarının, 2020'de ortaya çıkarak insanlığı tehdit eden COVID-19 pandemisinden pek bir farkı yok. Koronavirüs özellikle belli bir yaşın üzerindeki insanları hayattan koparırken, sosyal medya platformları çocukları ve gençleri gerçeklikten koparıp yalnızlığa ve dijital bir dünyada pasifleşmeye sürüklüyor. Koronavirüse karşı aşı geliştirilirken, sosyal medyanın tehditlerine karşı ise küresel teknoloji şirketlerinin yapılarını düzeltmelerini sağlamak için idari yaptırımlar ve hukuk devreye giriyor.