• İYİ Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, fon skandalının ticari, idari ve siyasi boyutlarıyla araştırılması için tüm partilerin eşit sayıda temsil edileceği bir Meclis komisyonu kurulmasını istedi.
  • Dalgın, fon skandalının Kasım 2025'ten beri bilindiğini ancak adım atılmadığını iddia etti.
  • Dalgın, 'Terörsüz Türkiye' sürecinde PKK'nın silah bıraktığına dair bir emare görmediklerini söyledi.

İyi Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, TBMM'nin yeni yasama yılı açılışını Meclis bahçesinden canlı yayınla takip eden Haberler.com'a konuk oldu. Serpin Alparslan'ın sorularını yanıtlayan Dalgın, fon skandalının ticari, idari ve siyasi boyutlarıyla araştırılması için tüm partilerin eşit sayıda temsil edileceği bir Meclis komisyonu kurulmasını istedi ve skandalın Kasım 2025'ten beri bilindiğini ancak adım atılmadığını iddia etti. Dalgın, "Terörsüz Türkiye" sürecinde ise Pkk'nın silah bıraktığına dair bir emare görmediklerini söyledi.

TBMM'de yeni yasama yılı başladı. Açılış gününde Haberler.com'un Meclis bahçesindeki canlı yayınına katılan İYİ Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, fon skandalını, yargı paketini ve "Terörsüz Türkiye" sürecini değerlendirdi.

"ACİL BİR MECLİS KOMİSYONU KURULMALI"

Dalgın'a, yeni dönemde ekonomi alanındaki en somut beklentisi soruldu. Dalgın, önceliğin fon skandalı olduğunu söyledi:

"Her partiden eşit sayıda temsille, fon skandalını araştırması için acil bir Meclis komisyonu kurulması lazım. Çünkü fon skandalının bir ticari, bir idari, bir de siyasi ayağı var. Bu üçü aynı anda ele alınmadan mesele çözülemez. 'Üç açgözlü insan bir şey yapmış' diyerek bu işten kurtulmak mümkün değil. Bu işin hem bürokraside hem siyasette ayaklarının olduğuna dair kuvvetli şüpheler var. Bu ayaklar olmasa bu kadar büyük paralar bu kadar kayıt içi bir şekilde oynanamazdı."

Dalgın, meselenin "birkaç çürük elma" denilerek kapatılmaya çalışılması halinde Türk ekonomisinde güvenin tesis edilemeyeceğini vurguladı.

"MANİPÜLASYON KASIM 2025'TE BİLİNİYORDU"

Dalgın, SPK'nın vatandaşların kayıplarının iadesine ilişkin dünkü açıklamasının da güveni tesis etmeye yetmediğini söyledi. Dalgın, denetim eksikliğine dikkat çekti:

"4 Kasım 2025'te Hazine ve Maliye Bakanı Sermaye Piyasaları Kongresi'nde 'Bazı hisselerde manipülasyon olduğunu görüyoruz' dedi. Ben söylemiyorum, kendisi söylüyor. Sonra on ay boyunca ne yapıldı? SPK ne yaptı, borsa ne yaptı? Bir adım atılmadı. Ta ki MSCI 'Sizin borsanızda bir sıkıntı var, bu işe bir bakın' deyince harekete geçildi ve iş patladı. Bu meseleye on ay önce, bilindiği anda bakılsaydı bu kadar vatandaşımızın canı yanmayacaktı."

PARA PİYASASI VE HİSSE FONLARINDA FARKLI SÜREÇ

Dalgın, mağdurların durumunun fon türüne göre farklılaştığını anlattı. SPK'nın 16 Eylül saat 16.30'dan önceki döneme ait paraların iadesine ilişkin düzenlemesini hatırlatan Dalgın, şöyle konuştu:

"Para piyasası fonlarının risk profili 7 üzerinden 1 ya da 2. Hisse fonlarınınki 7 üzerinden 7. Para piyasası fonlarındaki paralar hazine bonosu gibi görece düşük riskli yerlere yatırıldığı için oradaki yatırımcıların paralarını alma ihtimali daha yüksek ve süreç daha net. Hisse tarafında ise değerlemeler aşırı yükselmiş durumda ve o hisselerin bu değerlerden satılma ihtimali yok. O bakımdan orada ciddi bir kayıp söz konusu."

"HESAP ANA PARA ÜZERİNDEN YAPILMALI"

Dalgın, hisse fonlarındaki kaybın hesaplanmasında dikkat edilmesi gereken bir noktaya değindi:

"Hisse fonlarında 500 milyar lira civarında bir para var. Ama bu, en yüksek değerlemeden hesaplanan para, insanların koyduğu ana para değil. Mesela 100 lira koydunuz, kâğıt üstünde 500 liraya çıktı. O dönemden beri yüzde 20 enflasyon olduysa hesabı 500 değil 120 lira üzerinden yapmak lazım. Bu, uçuşan rakamları daha makul bir seviyeye indirir."

"PORTFÖY YÖNETİM ŞİRKETLERİNİN MALLARINA EL KONULMALI"

Dalgın, partisinin tazmin önerisini de paylaştı:

"Manipülasyon kanıtlanırsa ki kuvvetli şüpheler var, portföy yönetim şirketlerinin ve sahiplerinin mallarına el konularak yatırımcılar tazmin edilmeli."

Ödeme sürecine ilişkin soruya ise Dalgın, likit varlıkları daha fazla olduğu için önceliğin para piyasası fonlarında olacağını söyledi. Hisse tarafında ise şişmiş hisselerin önce alınabilir bir değere inmesi gerektiğini, bunun da zaman alacağını belirtti.

"DURGUN SUYA ATILAN TAŞ GİBİ HALKA HALKA YAYILIYOR"

Dalgın, skandalın etkisinin fon yatırımcılarıyla sınırlı olmadığını vurguladı:

"Herkes fonlara para koyan 450 bin kişiye ve 17 milyar dolara odaklanmış durumda. Ama bu, durgun suya atılan taş gibi halka halka yayılıyor. Manipülatif hisselere hiç para koymamış, bildiğimiz başka şirketlere yatırım yapmış vatandaşın portföyü de değer kaybetti. Borsada yüzde 20'lik bir kayıp var. Bireysel emeklilikteki insanların paraları da azaldı."

Dalgın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın vatandaşlara yastık altındaki birikimlerini sisteme koyma çağrısını da hatırlattı ve aynı çağrının bugün yapılmasının zor olduğunu söyledi. Dalgın, 15 yıldır gündemde olan İstanbul Finans Merkezi hedefinin de bu süreçten olumsuz etkileneceğini belirtti. Fonlarda para kaybeden kişilerin borçlarını ödeyemediği için olayla ilgisi olmayan alacaklıların da zarar gördüğünü ekledi. Dalgın, özellikle para piyasası fonlarında acil karar alınması gerektiğini söyledi.

"PKK SİLAH BIRAKMADI"

Dalgın'a, "Terörsüz Türkiye" sürecinde atılması gereken en somut adım da soruldu. Dalgın şöyle konuştu:

"Bu süreç Pkk'nın silah bırakması etrafında başlayacaktı. PKK silah bırakmadı. Bir buçuk yıl önce bazı silahlar ortaya kondu, arkasından bir şey gelmedi. Dışişleri Bakanı da birkaç ay önceki açıklamasında 'Biz de bir şey görmedik' diyor. Bu sürecin devam etmesi için PKK'nın ve bağlantılı yapıların Türkiye'de, İran'da, Irak'ta ve Suriye'de silah bırakması gerekiyor. Böyle bir şey yok, emaresi de yok. Hatta PKK'nın İran kolu PJAK çok daha sert açıklamalar yapmaya devam ediyor."

Kurulacak 10 kişilik kurul ve MHP'li Feti Yıldız'ın sürecin hızlı ilerleyeceği yönündeki açıklaması hatırlatıldığında Dalgın, buna inanmadığını söyledi: "Bir adım atılacaksa atılırdı."

"ÖCALAN, DİĞER MÜEBBET HÜKÜMLÜLER GİBİ MUAMELE GÖRMELİ"

Dalgın, sürecin nasıl olması gerektiğine ilişkin görüşlerini de paylaştı:

"Somut olarak yapılması gereken şey, terör örgütü liderinin muhatap alınmaması. Kürt vatandaşlarımızın başına kayyum gibi atanmaması. Vatandaşların eşitliği ilkesinden sapılmaması. Türkiye'de bir müebbet hükümlüye nasıl muamele ediliyorsa Abdullah Öcalan'a da öyle muamele edilmeli. Ne daha kötü ne daha iyi. Cezaevindeki 400 bin kişiye nasıl davranıyorsanız ona da öyle davranmalısınız."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Öcalan'ın Meclis'e gelip konuşabileceğine ilişkin açıklaması sorulduğunda ise Dalgın, bunun mümkün olmadığını söyledi: "Statüsü belli. Türk mahkemelerinin verdiği karar belli. Kendisi müebbet hükümlü."

"MEVCUT KANUNLAR YETERLİ, UYGULANMIYOR"

Yeni yargı paketine ilişkin soruda Dalgın, paketin içeriğinin görülmesi gerektiğini söyledi. Ancak asıl sorunun uygulamada olduğunu savundu:

"Adalet ya da İstanbul Finans Merkezi bina dikmekle yapılacak işler değil. Adalet sarayları inşa ediliyor ama Türkiye hukukun üstünlüğü sıralamasında dünyada 118'inci sırada. Tek bir kanunu ya da anayasanın tek bir maddesini değiştirmeden hak ve hukuku daha hakim kılacak birçok şey yapılabilir. Tutuklamanın istisna olması kanunlarımızda zaten var. AİHM kararlarının uygulanması, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı anayasamızda var. Bunun için yeni kanun yapmaya gerek yok."

Dalgın, Meclis'in açıldığı gün Can Atalay'ın Genel Kurul'da olmadığını hatırlattı: "Anayasa Mahkemesi kararı var, milletvekili dokunulmazlığı olan bir insan hapiste. Önce mevcut hukukun, mevcut anayasanın, mevcut kanunların gereğini yapın, sonra yenisini konuşalım."