(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, staj ve çıraklık mağdurları ile bir araya geldiği toplantıda, "Biz parlamentoda, miting meydanlarında, salonlarda, her yerde bu sorunu bir şekliyle dillendireceğiz; sizler de sorun çözülünceye kadar sorunun takipçisi olun. Hiç endişe etmeyin, sizin sorununuz benim boynumun borcudur ve o sorunu çözeceğiz. Size hepinizin huzurunda, medyanın huzurunda bu sorun çözülünceye kadar mücadele edeceğimin sözünü veriyorum" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Milli Bilinç Güçlü Türkiye - Hakkını Alan Emekçi" programı kapsamında staj ve çıraklık mağdurları ile bir araya geldi. CHP Genel Merkezi'nde yapılan programda konuşan Kılıçdaroğlu, "Emek en yüce değerdir" sözünü neredeyse bütün siyasetçilerin kullandığını ancak çoğu zaman bu sözün gereğini yapmadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Uzun yıllardır devam eden bir haksızlık eğer giderilemiyorsa bir sorunumuz var demektir. Bizim Anayasamızda değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen maddelerin birisinin başlangıcında şunu söyler: 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.' Hukuk devletidir demiyor, sosyal devlet de demiyor; sosyal hukuk devletidir diyor. Yani herkesin hakkının teslim edileceği bir devlettir demek istiyorum. 40 yıldır uğraşıyorsunuz, eğer gerçekleşmiyorsa bir sorun var demektir. Sorunu iki bağlamda düşünmek lazım: Bir, iktidar sahiplerinin gerekli önemi vermediği; iki, binlerce kişi olmanıza rağmen sesinizin duyulmaması... Dolayısıyla bu toplantı sizin için ne kadar değerlidir bilmiyorum ama size açık yüreklilikle söyleyeyim, bizim için düşündüğünüzden daha fazla değerlidir.

Hiç endişe etmeyin. Bunu önce bir tasarı olarak hazırlayacağız. 3 değerli başkanımızı da davet edeceğiz, metni sizler göreceksiniz. 'Evet, bu metin bizi tatmin ediyor' derseniz, biz bunu bir kanun teklifi olarak Meclis'e vereceğiz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Yetiyor mu? Hayır. Ayrıca bu konuda bir araştırma önergesi de vereceğiz. O araştırma önergesine nelerin girmesi gerekiyorsa içini sizler dolduracaksınız. Çünkü bu işi en iyi bilen sizlersiniz, hayatı yaşayan sizlersiniz, sorunla karşılaşan sizlersiniz. Bizler sizin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki sözcüleriniz olacağız.

Milletvekili arkadaşlarımız tek tek kürsüye çıkacak, anlatacaklar. Bu araştırma önergesinin önemi şu: Cumhuriyet Halk Partisi bunu verecek ama bu araştırma önergesi TBMM'de görüşülürken bütün siyasi partilerin temsilcileri söz alacaklar ve sizler de izleyeceksiniz. Bakalım iktidar sahipleri ne diyecek? Size hak veriyorlarsa gereğini yapmak zorundalar; vermiyorlarsa gerekçelerini söylemek zorundalar ve bu konuşmaların tamamı meclis tutanaklarına geçecek. Sizler de gerçekten kimler yanınızda, kimler karşı, öğreneceksiniz.

40 yıldır çözülemiyorsa kabahat sizde değil, siyaset kurumunda; birinci sorumlu o. Çünkü sosyal hukuk devleti denen ve Anayasasında değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen bir hüküm varsa, bu ülkenin hukuk sisteminde bunun görülmesi lazım, siyasetçinin görmesi lazım, en azından belli çevrelerin, akademi çevrelerinin görmesi, onların dillendirmesi lazım. Çünkü sonuçta bu bir hayat meselesidir. Eğer iş yerinde bir kaza oluyorsa, bir genç kaza geçiriyorsa ve onun hakkı teslim edilmiyorsa bir sorun var demektir. Emekliliğe geldiği zaman, emeklilik yaşı dolduğu zaman başlangıç tarihi bir yasayla farklı düşünülüyorsa orada bir sorun var demektir. Bunları çözmemiz lazım. Çözdüğümüz zaman göreceksiniz. Çözülmez mi? Çözülür.

"TÜRKİYE HUKUK DEVLETİYSE HAKSIZLIK GİDERİLMELİ"

Ama dirençli olursak çözülür. 'Hani bir kanun teklifi verdi, bir araştırma önergesi verdi, reddedildi; arkasını bırakalım...' Hayır! Size Kılıçdaroğlu sözü; arkasını bırakmayacağız, mücadelesini vereceğiz. Sorunları biliyorsunuz, yaşıyorsunuz. Sorunları mutlaka örneklerle bildirmeniz lazım. Çünkü arkadaşlarımız Meclis kürsüsüne çıktığı zaman bu hayatın gerçek örneğini o meclis kürsüsünde anlatması lazım; milletvekillerinin vicdanına seslenmesi lazım: Burada haksızlık var mı, var; insanlar mağdur mu, mağdur. Peki neden olmuyor? Eğer adalet sağlanacaksa, hukukun gereği yerine getirilecekse, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletiyse haksızlığın giderilmesi lazım.

Bunu el birliğiyle giderebileceğimizi düşünüyorum. Bunun mücadelesini vermekten onur duyarız. Çünkü felsefi olarak da hukuki olarak da inanç olarak da emeğin en yüce değer olduğuna inanıyoruz. Adımız zaten Halk Partisi, halkın partisi. Halkın sorunlarına bakarken, hangi birey olursa olsun onun sorunuyla ilgilenmek temel görevimizdir.

Bir araştırma önergesi veririz, yetmez; bir kez daha, bir kez daha veririz, yetmez. Kürsülerde, meydanlarda söyleriz, yetmez; televizyon programlarında söyleriz. Yani sorunu sadece sizde değil, sorunu vicdanlı olan herkese yansıtmak zorundayız. Yani hayatı boyunca çocukken çalışmamış, sizin yaşadığınız sorunları yaşamamış bir kişi bile bu sorunları dinlediği zaman, televizyon başında veya herhangi bir toplantıda 'Evet ya, bu sorunun çözülmesi lazım kardeşim, niçin çözülmüyor?' demeli. Dolayısıyla bir haksızlık varsa bu haksızlığın giderilmesi lazım, bu konuda çalışacağız. Nitekim dediğim gibi, bu bir insanlık sorunudur, insanlık meselesidir. Bu ülkede yaşayan herkesin ama herkesin bir sorunu varsa o sorunu çözmek hepimizin ortak görevidir. Tabii asıl sorumlu olan, eğer işin yasal boyutu varsa Türkiye Büyük Millet Meclisidir. TBMM, milletin meclisiyse ve millet için çalışıyorsa, milletin hakkını ve hukukunu savunuyorsa bu sorunu çözmek zorundadır. Yoksa 600 milletvekili orada oturup keyiflerine bakacaklar; olmaz! Bunun karşısında her zaman durduk, her zaman itiraz ettik. Varsa sorun hep beraber oturalım, çözelim. Siz eğer bir sorunla karşılaşıyorsanız, bu sorun görmezden geliniyorsa, siyaset kurumu, iktidar sahipleri bunu görmüyorsa bir sorunumuz var demektir. Biz onlara göstereceğiz, tabloyu onların önüne koyacağız.

Biz mesleği kola takılan altın bilezik olarak görürüz. Üstlendiğiniz görev, gençlerin üstlendiği görev sıradan bir görev değildir. Eğitim bu emeğe nitelik kazandırıyor ve o nitelik içerisinde hakkınızın teslim edilmesi gerektiğini sadece parlamento değil, sıradan vatandaş da 'Evet, bunların sorunu var, çözülmeli' diyecektir.

Sizden bir başka isteğim daha var: Milletvekilleriyle, politikacılarla karşılaştığınızda bu sorunu dile getirin. 'Niye bunu çözmüyorsunuz, bizim böyle bir sorunumuz var' diye söyleyin. Onun hafızasının bir yerinde o sorun durmuş olur ve sorunun çözümüne hep beraber katkı vermiş oluruz. Bu sorunu Cumhuriyet Halk Partisi'nin çatısı altında dile getiririz. Ama önemli olan var olan ve 40 yıldır çözülemeyen bir soruna çözüm üretmektir. Çözümü üretme konusunda sizinle ortak çalışmamız lazım. Biz parlamentoda, miting meydanlarında, salonlarda, her yerde bu sorunu bir şekliyle dillendireceğiz; sizler de sorun çözülünceye kadar sorunun takipçisi olun. Dernekleşmişsiniz, sivil toplum örgütü olarak bir araya gelmişsiniz, sorununuzu dillendiriyorsunuz. Hiç endişe etmeyin, sizin sorununuz benim boynumun borcudur ve o sorunu çözeceğiz. İnsanlık tarihi, adalet mücadelesi tarihidir. Dolayısıyla karşılaştığınız bir sorun varsa o sorunu çözmek de bizim boynumuzun borcu. Size hepinizin huzurında, medyanın huzurunda bu sorun çözülünceye kadar mücadele edeceğimin sözünü veriyorum."

Konuşmanın ardından staj ve çıraklık mağdurları sigorta kartlarını Kılıçdaroğlu'na emanet etti.