AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, programda yaptığı konuşmada, AK Parti'nin yönetimde bir marka olduğunu belirterek, bir ülke için en önemli kaynağın "yönetim" olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin dünyanın en gelişmiş 10 ülke arasına girme hedefine işaret eden Ala, en gelişmiş 10 ülkenin ortak özelliğinin "iyi işleyen yönetim" olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "AK Parti'yi millet kurdu, biz tabelasını astık" sözünü hatırlatan ve bu sözün neden söylendiğini anlatan Ala, o tarihlerde 28 Şubat postmodern darbesinin gerçekleştiğini, toplumla devlet arasındaki güvenin yok olduğunu, ekonomik kriz yaşandığını ve siyasetin toparlanamadığını, böyle bir manzarada AK Parti'nin kurulduğunu söyledi.
AK Parti hükümetleri iş başına gelinceye kadar ortalama hükümet etme süresinin 1 yıl 7 ay olduğuna dikkati çeken Ala, "AK Parti, öyle bir sistemi değiştirmiş ki bakın 24'üncü yıldayız, 25'inci yıla girdik." dedi.
"Onu söylediğimde Recep Tayyip Erdoğan bizim arkamızda durmasaydı, bir kararnamelik ömrün var"
AK Parti hükümeti iktidara geldikten sonra Batman Valiliğine atandığını ve bir ay sonra bir toplantı gerçekleştirdiklerini anlatan Ala, toplantıya katılan bir askeri yetkilinin "Okullarda bazı öğretmenler başörtülü derslere giriyormuş. Bunu kaymakamlara sormak istiyorum" deyince, "Beyler, burada soruları ben sorarım. Benden başka herkes cevap verir. Validen başka kimsenin soru sorma yetkisi yoktur." diye karşılık verdiğini aktardı.
AK Parti Genel Başkanvekili Ala, "Eğer ben onu söylediğimde Ankara'da AK Parti hükümetleri ve başındaki Recep Tayyip Erdoğan bizim arkamızda durmasaydı, bir kararnamelik ömrün var." diye konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla 28 Şubat düzenlemelerinin tamamının 2010'da tarihin çöplüğüne atıldığını dile getiren Ala, şimdi kurumların da milletin de kendi işini yaptığını, ülkenin de kalkınıp yoluna devam ettiğini söyledi.
"AK Parti hükümetleriyle millet, devlet olmuştur"
Hem silahlı kuvvetlerin hem de siyasetin güçlendiğinin altını çizen Ala, "Milleti ile savaşan bir devlet anlayışının yerine, milleti devlet yapan bir anlayış geldi. AK Parti hükümetleriyle millet, devlet olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.
OHAL uygulamalarını kaldırdıklarını hatırlatan Ala, "Oradaki vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini unutmadık. Birbirine hapishanede 'merhaba' diyemeyen kardeşlerimiz, 24 saat kendi dillerinde devlet televizyonundan yayın izliyor hale geldiler. Bunu AK Parti yaptı, Recep Tayyip Erdoğan yaptı." ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkanvekili Ala şunları kaydetti:
"Başbakanlar, milleti ve hükümetleri yönetmek için, Cumhurbaşkanı ve kurumlar da anayasada devleti yönetmek için kurgulanmıştı. Bu ikilemi ortadan kaldıran AK Parti ve AK Parti hükümetleridir. AK Parti'yle millet, devlet olmuştur. Milletin iradesi, devletin idaresine hakim olmuştur. Hükümetler, iktidar olmuştur ve öyle yola devam ediyoruz. Bu reformlara devam edeceğiz ve Türkiye'de yaptıklarımızı garanti altına alan, yapacaklarımızın önünü açan, milleti fırsatlarıyla buluşturan yeni sivil anayasa ihtiyacını onun için sürekli dile getiriyoruz ki yaptıklarımız bir daha geri dönmesin, garantiye alınsın. İkincisi de milletin önü açılsın. Yeni reformlarla, yeni fırsatlarla milleti buluşturalım. Çünkü bütün bunları başarırken güçlü bir teşkilat, müthiş bir birikim, toplum desteği, hiçbir tehdit karşısında geri adım atmayan bir karizmatik lider Recep Tayyip Erdoğan, her zaman bunların hepsi bir arada bulunmayabilir. Bunun için artık sistemik olarak garantiye alalım sistemi, Anayasayı değiştirelim, milletin iradesi artık garantili olarak devletin idaresini yönetsin."
"Türkiye'miz bugün dünyanın küresel güçlerinden birisi haline geldi"
Programın moderatörlüğünü yapan AK Parti Kültür ve Sanat Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman da AK Parti'nin milletin partisi olduğunu ifade ederek, "3 Kasım 2002'de seçim sonuçları ilan edildiğinde 'Anadolu ihtilali' denilmiştir. 3 Kasım 2002'den bu yana Türkiye'de artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'de devlet-yönetim ilişkisi değişti. Türkiye'de siyaset-insan ilişkisi değişti. Siyasetin paradigması değişti ve boğazın hasta adamı olarak nitelenen Türkiye'miz bugün dünyanın küresel güçlerinden birisi haline geldi." diye konuştu.
Yayman, AK Parti'nin ilk 25 yılda çok büyük bir başarı öyküsü yazdığını, 2'nci 25 yıl için yeni bir başarı hikayesi yazma borcu olduğunu vurguladı.
"AK Parti kendisiyle yarışmaktadır"
AK Parti'nin kurulduğundan beri büyük krizlerle mücadele ettiğine dikkati çeken Yayman, şöyle konuştu:
"14 Ağustos 2001'de kurulduğunda Genel Başkanı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklıydı. Cumhurbaşkanımız milletle bu krizi aştı. Daha fazla demokrasi vaat ederek bu krizi aştı. İktidara geldiğinde kendisi genel başkan olamadı, başbakan olamadı, bu krizi aştı. Danıştay saldırısını hatırlatmak isterim. Cumhuriyet mitingleriyle mücadele edildi. AK Parti e-muhtıraya karşı demokrasi muhtırası verdi. Yine 367 krizini hatırlatmak isterim. Daha sonra iki kişiden birinin oyunu alan AK Parti hakkında kapatma davası açıldı. MİT krizi yaşandı. Gezi Parkı olaylarıyla iktidar değiştirilmek istendi. Kovid süreci yaşandı. 17-25 Aralık'ta hukuk görünümlü FETÖ kumpasını yaşadık. 15 Temmuz hain darbe girişimini yaşadık. AK Parti, 24 yıllık iktidarın her iki yılda bir, bir krizle karşı karşıya kaldı ve bütün bunları da milletimizle demokrasiyle ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'la aştık. Biz AK Parti'yiz. Tarihin doğru tarafındayız. İsmimiz gibi 'ak' bir partiyiz. Çok büyük krizleri, badireleri atlatan partimiz, yeni döneme yeni bir kızıl elma, yeni bir hayal, yeni bir ütopya vaadiyle inşallah yoluna devam edecektir. AK Parti'nin rakibi AK Parti'dir. AK Parti kendisiyle yarışmaktadır."
AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş
AK Parti'nin iktidar olduğu 3 Kasım 2002 seçimlerine girmeden önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Kayseri'ye davet ettiklerini anlatan AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, arıza nedeniyle uçağın Kayseri'ye 20.00'de indiğini ve kendisini bekleyen kalabalığın Erdoğan'dan bir konuşma yapmasını istediğini aktardı.
Elitaş, dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın güneşin batmasının ardından uygulanan sözlü propaganda yasağını gerekçe göstererek "Tayyip Erdoğan konuşursa dava açarım, yasaklama kararı getiririm." şeklindeki açıklamaları nedeniyle Erdoğan'ın sadece otobüsün camından kendisini bekleyen kalabalığa el salladığını söyledi.
Konuşmasında 27 Nisan e-muhtırasına da değinen Elitaş şunları kaydetti:
"28 Şubat'ları, 12 Mart'ları, 12 Eylülleri, 27 Mayıs'ları yaşarken hatırlayın, bir cumhurbaşkanımız vardı, bir başbakanımız vardı, 'Altı kere gittim, yedi kere geldim' diye övünürdü. Hiç kimse de sormazdı 'Ya Sayın Başbakan, altı kere niye gittin?' Vatandaş da 'Yedi kere niye ben sana oy verdim' diye sorgulamazdı. Üç kere şapkasını alıp gidişinin sebebi muhtıralarla, darbelerle oldu. Öbürleri seçim kaybetmekle oldu. Hiç kimse 'Niye şapkanı alıp gidiyorsun,12 Mart muhtırasına niye boyun eğiyorsun?' diye sorgulamadı. Ama cumhuriyet tarihinin, demokrasi tarihinin taçlanmasının miladı, 28 Nisan 2007 tarihidir. 27 Nisan'da verilen e-muhtıraya karşı ilk defa bir hükümet, şapkasını alıp gitmek yerine dimdik durarak 'Anayasadan aldığı hakkı, milletin verdiği iradeyi, milletin sahibinden başka kimse alamaz.' dedi."
Milletvekili seçildikten sonra dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından kendisinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna davet edildiğini ancak eşinin başörtülü olması nedeniyle resepsiyona davet edilmediğini anlatan Elitaş, bir gazetede AK Partili milletvekillerinin bazılarının eşlerinin başörtülü olduğuna dair haber çıktığını aktardı.
"Üç tane aslan gibi oğlanın anasını Çankaya Köşkü'ne davet etmeyen adamın davetine katılmıyorum." diyerek Kayseri'ye gittiğini anlatan Elitaş, Kayseri Valiliğinin orduevinde düzenlediği resepsiyona eşiyle katıldıklarını anlattı.
Ertesi gün gazetelerde "AKP milletvekilinin başörtülü eşi orduevini fethetti" şeklinde haberler yayımlandığını söyleyen Elitaş, "Üzücü olan hadise, o zamanki garnizon komutanını emekli etmişler, albayı sürgün etmişler, başçavuşu 14 gün göz hapsine almışlar. Benim eşimin başörtülü olarak ordu evine girmesinden kaynaklı yapılan işin sonucu bu olmuş. Bilseydim gitmezdim." diye konuştu.
"Hatıra diye anlattıklarımız, bundan sonra olmaz diyebileceğimiz şeyler değil"
"Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür" sözüne atıfta bulunan Elitaş, "20 sene önceyi tamamen aklımızdan çıkardık." dedi.
"Hatıra diye anlattıklarımız, bundan sonra olmaz diyebileceğimiz şeyler değil." ifadesini kullanan Elitaş, "Seçime 1,5 seneye yakın bir zaman var. Zaman çok hızlı geçiyor. Bizim de eksikliklerimiz, noksanlarımız hatta hatalarımız olabilir. Ama bir teraziye koyalım." ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkanvekili Elitaş, 2028'deki seçimlere kadar ilk günkü aşkla, heyecanla, geçmişi yaşamamak ve yaşatmamak için gayret göstererek çalışılması gerektiğinin altını çizen Elitaş, "Allah göstermesin, farklı bir şey olursa bir günde elimizden alırlar bunu. Bizim 13 yılda düzeltmeye çalıştığımızı 3 saatte bitirirler. Onun için bundan sonra ilk günkü aşkla heyecanla durmak yok, yola devam." diye konuştu.
"Çok daha büyük mücadelelere hazırlanmamız gerek"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş de bugünlere gelmelerinin, partinin mücadelesini kendi yaşam tarzı haline getirenlerin emeği sayesinde gerçekleştiğini ifade etti.
AK Parti iktidarlarının başarılarıyla büyük bir dönüşüme imza atıldığının altını çizen Büyükgümüş, Anadolu'nun dört bir yanında kendi mahallesini, şehrini, ilçesini ev gibi bilerek hizmet etme gayretiyle davaya gönül veren teşkilatların sayesinde partinin zorlukların üstesinden geldiğini söyledi.
Birçok hizmeti hayata geçirdiklerini ve geçirmeye devam edeceklerini aktaran Büyükgümüş, AK Parti olarak 24 yılda büyük bir özgüven devrimi gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Türkiye'de yaşayan insanların başarabileceklerini, hedeflerine ulaşabileceklerini, bu toprakların değerlerinden aldıkları ilhamla yarınlara cesaret edebilmelerini sağladıklarının altını çizen Büyükgümüş, şöyle konuştu:
"Hayata geçirdiğimiz hizmetler, eserler, yollar, köprüler, okullar hepsi gerekli. Biz yola Anadolu'nun dört bir yanına demir, çimento serelim diye yola çıkmış bir siyasi hareket değiliz. Yaptığımız her işte, verdiğimiz her mücadelede yeryüzünde yeniden adaleti tesis etmenin davasının peşindeyiz. Biz büyük dönüşüm Türkiye diyerek mücadele ederken, bu sayısız hizmetleri hayata geçirirken hep aradığımız, mücadelesini verdiğimiz nasıl bu salonlarda, nasıl toplantılarımızda bir araya gelerek sözümüzle, kavlimizle, varlığımızla adeta dua ederek oluşturduğumuz bir bereket varsa bu başarının arkasındaki en önemli faktör birliğimiz, beraberliğimiz ve bir beraber olarak ortaya koyduğumuz bu berekettir.
Zaman zaman hedeflerimizden uzak kalmışsak, istediğimiz noktaya istediğimiz zamanda ulaşamadıysak, kendimizi geride hissetmişsek dönüp bakmamız gereken işte bu bereket faktörüyle olan ilişkimizdir, münasebetimizdir. İnşallah bu önümüzdeki yeni dönemde de birçok toplantımızda şu ifade edilmiştir, şu seçim çok kritik, bunu geçelim, arkasından çok daha kolay bir dönem gelecek, arkasından çok daha büyük başarılar elde edeceğiz. Türkiye'nin içinde bulunduğu durum, geldiğimiz bu aşama, çok daha büyük mücadelelere hazırlanmamız gerektiğini işaret ediyor."
"Gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümü yeni bir anayasayla tarihe kazımaya ant içmiş bir kadroyuz"
Büyükgümüş, her seçimin, kararın ve yol ayrımının bundan sonra çok daha kritik bir anlam taşıyacağını belirtti.
1960 darbesi sürecine ve ardından oluşan anayasal düzene değinen Büyükgümüş, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet, bu egemenlik yetkisini seçilmiş temsilcileri vasıtasıyla kullanır ama buna bir ilave edilmiştir. Seçilmiş temsilciler ve kurumlar vasıtasıyla bu egemenlik kullanılır. Peki bu kurumlar değerlerini, istikametini milletin istikametinden, milletin değerlerinden mi alır, hayır. İşte bu, 25 yıl boyunca verdiğimiz mücadele hep bu kurumlarla mücadele etmekti. Onların millete oluşturmuş olduğu engelleri kaldırarak AK Parti'miz ve bu kutlu kadro bugünlere geldi." dedi.
Partinin davasını ve mücadelesini kimsenin yıpratmasına asla müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Büyükgümüş, şöyle devam etti:
"Biz siyaseti iktidarımızı sürdürmek için bir araç olarak görmüyoruz, görmedik ve görmeyeceğiz. Tarihin her döneminde olduğu gibi okçular tepesini beklemek için görevlendirilen, milletin, memleketin kaynağını denetlemesi, gözetlemesi için görevlendirilen eğer görevini bırakıp ganimet peşine düşmüşse, tarihte nasıl zelil olmuşsa, bugün nasıl zelil oluyorsa, inşallah bu yolda her zaman zelil olacaktır. Siyasi hareketlerin en önemli imtihanı kendileriyledir, sahip oldukları ahlaki zeminledir. Biz ana sığınağımızın yegane ahlak olduğuna inanan bir siyasi hareketiz, böyle de olmaya devam ediyoruz. Bugün karşılaştığımız zorluklarda her zaman bu sahip olduğumuz değerlere, bu sahip olduğumuz inanca, kardeşliğe ve bu yüksek siyaset yapma sebebimize sığınıyoruz. Onun için davamızla, mücadelemizle Türkiye'deki gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümü yeni bir anayasayla tarihe kazımaya ant içmiş bir kadroyuz."
"Bugün büyük bir imtihan içerisindeyiz, bunu biliyoruz"
Büyükgümüş, büyük ve güçlü Türkiye istikametinde Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmada ne başarıldıysa önlerindeki istikamette yapılması gerekenin bu başarıları "değişmez bir kurallar setine" bağlamak olduğunu ifade etti.
Bunun için yeni anayasayı önemsediklerini söyleyen Büyükgümüş, "Aksi halde milletle devlet arasına duvarlar örmeye kalkarlar. Bu girişimlerin türlü türlüsüyle Türkiye yeniden muhatap olacak ve başardığımız onca büyük dönüşüm Türkiye'yi geleceğe taşımakta noksanlık çekecektir. Bugün büyük bir imtihan içerisindeyiz, bunu biliyoruz. Bu imtihanı kalbimizde, ruhumuzda yaşıyoruz. Bunların hepsini teker teker en üstün başarıyla verip milletimizle birlikte bu istikamette yürüyeceğiz, yarına dair inancımız budur." diye konuştu.



