Yıl 1966... İstanbul'un hemen yanı başındaki Gebze, geniş tarım arazileri, bağları ve bahçeleriyle bilinen bir yerleşim yeriydi. İlçenin kırsal kesimlerinde tarımla uğraşan aileler, bahçelerini sulamak ve günlük su ihtiyaçlarını karşılamak için kuyulardan yararlanıyordu. Bu kuyulardan biri, korkunç bir cinayetin ortaya çıkmasına neden olacaktı.

Tarih yaprakları 12 Ekim'i gösteriyordu. Gebze'de arazi çalışması yapan kadastro memurları, birbirine bağladıkları jalonları ölçmek için kuyuya indirdiklerinde yumuşak, esnek ve ağır bir kütleye çarptı. Kütlenin ne olduğunu anlamaya çalışan memurların kısa süren çabası, korkunç bir manzarayla son buldu. Kuyunun içinde bir ceset vardı. Hemen polise haber verildi. Olay yerine gelen polis ekipleri, 8 metre derinliğindeki kuyudan ayağına taş bağlanmış bir kadın cesedi çıkardı. Kadının yüzü tanınmayacak durumdaydı. Ortaya çıkan manzara tüyler ürperticiydi.

Polisin ilk yaptığı iş, cesedi bulunan kadının kimliğini belirlemek oldu. Bunun için ceset, çevredeki evlerde oturan kişilere gösterildi. Ancak cesedi tanıyan kimse çıkmadı. Üzerinde bıçak veya kurşun izi bulunmayan kadının boğularak öldürüldüğü, cesedinin ortadan kaldırılması amacıyla ayaklarına taş bağlanarak kuyuya atıldığı değerlendirildi. Çevrede yapılan araştırmalarda, kuyudan su alan bir ailenin Serpil adlı 18 yaşındaki kızından yaklaşık 25 gündür haber alamadığı öğrenildi. Orman mühendisi olan baba ile anneye ulaşılarak ceset gösterildi. Ancak cesedin yüzü tanınmayacak durumda olduğu için ilk aşamada kesin teşhis yapılamadı.

Aileyle yapılan görüşmede, kızları Serpil'in otobüs şirketlerinde hostes olarak çalıştığı öğrenildi. Anne ve baba, kızlarının işi nedeniyle zaman zaman başka şehirlere gittiğini, bu kez de çalışmak için evden ayrıldığını düşündüklerini söyledi. Bu nedenle yaklaşık 25 gündür haber alamadıkları kızları için polise herhangi bir kayıp başvurusunda bulunmamışlardı.

Polis, kuyudan çıkarılan cesedin Serpil'e ait olup olmadığını belirlemek amacıyla genç kızın arkadaşlarına ulaştı. Serpil'le aynı otobüs şirketinde çalışan ve İstanbul'da bir süre aynı odada kalan kız arkadaşı da teşhis için çağrıldı. Genç kadın, cesedin üzerindeki iç çamaşırlarını tanıdı. Çünkü Serpil, Eylül’ün ilk haftasında Gebze'ye giderken giymesi için arkadaşından bazı iç çamaşırlarını ödünç almıştı. Arkadaşı, cesedi bu çamaşırların da yardımıyla teşhis etti.

Böylece kuyudan çıkarılan cesedin 18 yaşındaki Serpil'e ait olduğu belirlendi. Adli Tıp Kurumunda yapılan incelemelerde, genç kızın cinsel saldırıya uğradıktan sonra iple boğularak öldürüldüğü ve cesedinin kuyuya atıldığı ortaya çıktı. Önce cesedin kimliğini belirleyen polis, bu kez Serpil'in kimler tarafından ve neden öldürüldüğünü ortaya çıkarmak amacıyla geniş çaplı soruşturma başlattı.

Elde edilen bilgilere göre Serpil, Eylül ayının ilk haftası İstanbul'dan Gebze'ye gitmiş ve burada kalmaya başlamıştı. Genç kız, eylül ayının ortalarında ortadan kayboldu. Yapılan incelemede cesedin yaklaşık 20 ila 30 günlük olduğu tahmin ediliyordu. Bu süre, Serpil'in kaybolduğu tarihle de örtüşüyordu. Cinayet soruşturmasını yürüten ekipler, Serpil'in kaybolmadan önce nerede bulunduğunu ve kimlerle görüştüğünü belirlemek için araştırma başlattı.

Polisin üzerinde durduğu konulardan biri, ailenin 25 gün boyunca kayıp başvurusunda bulunmamasıydı. Genç kızın cesedinin, babasının da su aldığı kuyuda bulunması şüpheleri artırdı. Elde edilen bilgilere göre baba, kızının otobüs şirketinde hostes olarak çalışmasına karşıydı. Polis için baba bir numaralı şüpheli haline geldi. Kızının hostes olarak çalışmasını istememesi, kuyunun evlerine yakın olması ve Serpil'in son olarak baba evine gelmesi, şüphelerin onun üzerinde yoğunlaşmasına neden oldu. Baba hakkındaki araştırmalar sürerken polis, dikkat çekici bir ize ulaştı.

Araştırmalar sırasında önemli bir bilgiye ulaşıldı. Serpil'in akrabası olan Aslan Ş.'nin, genç kızın bulunduğu eve geldiği ve kendisine "Yengen seni çağırıyor" diyerek dışarı çıkmasını istediği öğrenildi. Elde edilen bilgiye göre Serpil, Aslan Ş. ile birlikte evden ayrılmıştı. Genç kızın daha sonra eve dönmemesi, polisin dikkatini Aslan Ş. üzerinde yoğunlaştırmasına neden oldu.

Soruşturmanın ilk aşamasında babadan şüphelenen polis, bu kez ikinci bir isme daha ulaşmıştı. Bu kişi, genç kızı evden çağıran akrabası Aslan Ş.'ydi. Polis, Aslan Ş.'nin yaşadığı bölgeyi ve ailesine ait arazileri araştırmaya başladı. Yapılan incelemelerde, cesedin bulunduğu kuyunun yakınlarında Aslan Ş. ve ailesine ait domates tarlalarının bulunduğu belirlendi.

Bunun üzerine polis, Aslan Ş.'den önce eşinin bilgisine başvurdu. Kadına, yaklaşık 20-25 gün önce Serpil'i evine çağırıp çağırmadığı soruldu. Kadın, Serpil'i görmediğini ve kendisini çağırmadığını söyledi. Bu gelişme üzerine şüpheler Aslan Ş.'ye yöneldi. Bu kez Aslan Ş.'nin ifadesine başvuruldu. Ancak verdiği ifadelerdeki çelişkiler nedeniyle cinayetin başlıca şüphelilerinden biri haline geldi.

Aslan Ş.'nin çelişkili ifadelerinin ardından soruşturma derinleştirildi. Gizlilik içinde yürütülen çalışmalarda polis, Aslan Ş.'nin çevresini de mercek altına aldı. Yapılan araştırmalarda Aslan Ş.'nin en yakınındaki kişilerden birinin Kemal K. olduğu belirlendi. Polis ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar, kısa süre sonra kan donduran cinayetin perde arkasını ortaya çıkaracaktı.

Polisin yürüttüğü çalışmalar sonucunda Aslan Ş. ve Kemal K. gözaltına alınarak sorguya alındı. İki şüpheli, çapraz sorguda önce olayla ilgilerinin bulunmadığını söyledi. Ancak sorgunun derinleşmesiyle birlikte kan donduran itiraf geldi.

"Yengen çağırıyor" yalanı ortaya çıkan Aslan Ş., çapraz sorguda cinayeti itiraf etti. Aslan Ş., cinayeti arkadaşı Kemal K. ile birlikte planladıklarını anlattı. Şüphelilerin ifadelerine göre Aslan Ş., akrabası olan Serpil'in bulunduğu eve giderek yengesinin kendisini çağırdığını söyledi. Bu bahaneyle genç kızı evden çıkardı. İkili, bahçelerin arasından yürüyerek yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki domates tarlasına doğru ilerledi.

Serpil, akrabasıyla birlikte yürürken karşılarına Kemal K. çıktı. Şüphelilerin ifadelerine göre iki kişi, genç kıza burada saldırdı. Serpil, cinsel saldırıya uğradıktan sonra iple boğularak öldürüldü.

Şüpheliler, cinayetin ardından cesedi ortadan kaldırmak için harekete geçti. Genç kızın cesedini yaklaşık 5 kilometre uzaklığa taşımayı düşündüler. Ancak yakalanma korkusuyla bundan vazgeçtiler. Cesede büyük bir taş bağlayarak yakınlardaki kuyuya attılar. Böylece yaklaşık 25 gün boyunca kendisinden haber alınamayan Serpil'in nasıl öldürüldüğü ortaya çıktı. Ancak şüphelilerin ifadelerinde yer alan başka bir iddia, soruşturmayı beklenmedik bir yöne çevirdi.

Serpil'in öldürülmesini itiraf eden şüpheliler, cinayeti kendi başlarına planlamadıklarını öne sürdü. Kemal K. ve Aslan Ş., genç kızın babasının cinayeti azmettirdiğini iddia etti. Şüphelilerin anlatımına göre baba, kızının yaşam biçimine ve otobüs şirketlerinde hostes olarak çalışmasına karşı çıkıyordu. Bu nedenle kızının öldürülmesini istediği ve cinayeti işlemeleri karşılığında kendilerine para teklif ettiği ileri sürüldü.

Kemal K., sorgusunda Serpil'in babasının kendilerine 10 bin lira nakit ve 10 bin liralık çek teklif ettiğini iddia etti. Şüpheli, babanın "Cesedi kuyuya atın, gerisine karışmayın" dediğini de öne sürdü. Bu ifadeler üzerine soruşturma, yalnızca cinayeti işlediklerini kabul eden iki şüpheliyle sınırlı kalmadı. Kızının öldürülmesi nedeniyle büyük acı yaşayan baba da cinayeti azmettirmekle suçlandı.

Polis, şüphelilerin ifadelerinin ardından Serpil'in babasını da soruşturmaya dahil etti. Genç kızın kaybolmasının ardından ailenin polise başvurmaması ve cesedin babanın da kullandığı kuyuda bulunması, şüphelilerin iddialarıyla birlikte değerlendirildi. Orman mühendisi olan baba, sorgusunda hakkındaki suçlamaları reddetti. Kızının öldürülmesi için kimseye para teklif etmediğini ve cinayetle hiçbir ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Baba, Kemal K. ile Aslan Ş.'nin ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Kemal K.'nin kızıyla evlenmesi için girişimde bulunduğunu, ancak Serpil'in bunu kabul etmediğini anlattı. Kızının öldürülmesini istemesinin söz konusu olmadığını belirtti. Ancak iki şüphelinin ifadeleri ve soruşturma sırasında ortaya çıkan şüpheler üzerine baba da tutuklanarak cezaevine gönderildi. Böylece Serpil'in öldürülmesiyle ilgili soruşturmada üç kişi tutuklandı. Cinayeti işlediklerini kabul eden Kemal K. ve Aslan Ş.'nin yanı sıra genç kızın babası da azmettirme suçlamasıyla yargılanacaktı.

Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Serpil'in öldürülmesiyle ilgili yargılama süreci başladı. Cinayeti işlediklerini kabul eden Kemal K. ve Aslan Ş. ile azmettirme suçlaması yöneltilen baba hakim karşısına çıktı. Duruşmalarda iki şüphelinin cinayetin işlenişine ilişkin anlatımları, babaya yönelttikleri suçlamalar ve soruşturma sırasında elde edilen bulgular değerlendirildi.

Baba, mahkemede de suçlamaları kabul etmedi. Kızının öldürülmesinde hiçbir rolünün bulunmadığını, kendisine yöneltilen iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Mahkeme sürecinde özellikle şüphelilerin babadan para aldıklarına ilişkin anlatımları üzerinde duruldu. Bu iddiaları destekleyen maddi delil bulunup bulunmadığı araştırıldı. Babanın cinayet günü nerede olduğu ve şüphelilerle ilişkisi de incelemeye alındı.

Yargılama sürecinde yapılan değerlendirmelerde, babanın kızının öldürülmesini istediğini veya iki şüpheliye cinayet için para verdiğini gösteren somut bir delile ulaşılamadı. Şüphelilerin ileri sürdüğü para alışverişini doğrulayan bir bulgu elde edilemedi. Babanın cinayetin planlanmasına katıldığını ya da iki şüpheliyi azmettirdiğini ortaya koyan maddi delil de bulunamadı.

Kemal K. ve Aslan Ş.'nin babaya yönelik suçlamaları, tek başına mahkumiyet için yeterli görülmedi. Böylece kızının cesedinin bulunduğu kuyuyla bağlantısı ve iki şüphelinin ifadeleri nedeniyle cinayetle suçlanan babanın olayla ilişkisi kanıtlanamadı.

1967 yılında sonuçlanan yargılamada, Serpil'in babası hakkında beraat kararı verildi. Mahkeme, babanın cinayeti azmettirdiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığına hükmetti. Serpil'i öldürmekten yargılanan Kemal K. ve Aslan Ş. ise idam cezasına mahkum edildi.

Böylece 1966 yılında Gebze'deki bir kuyuda bulunan kadın cesediyle başlayan cinayet soruşturması, iki sanığın mahkumiyeti ve genç kızın babasının beraatiyle sonuçlandı.