Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ile 4 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı.

Duruşmada, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, oğlu Mehmet Selim İmamoğlu ve sanıkların yakınları ile bazı partililer de izleyici olarak yer aldı.

Sanık İmamoğlu, savunmasında, son 2 yılda hakkında 20'ye yakın dava açıldığını söyledi. Küçüklüğünden beri esnaflığı öğrenerek büyüdüğünü, kar-zarar, gelir-gider tablosunu iyi bildiğini savunan İmamoğlu, "İddia makamının önünüze koyduğu defterin sadece tek bir sütunu vardır. Bu sütun, sadece giderler yazılan sütundur. Mazot, bakım, lastik, toplam 122 bin 325 lira." dedi. İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilmesinden birkaç ay sonra, belediye başkanına hizmet aracı olarak tahsis edilmesi planlanan bir aracın aylık 7 bin 200 liraya kiralanmasının söz konusu olduğunu, bu bedeli o dönem hem resmi evrakta gördüğünü hem de kendisine gösterilen aracın aylık kira ücretinin aynı şekilde ifade edildiğini kaydetti.

Söz konusu aracın aylık kira bedelinin bugünün koşullarında 250-300 bin liraya karşılık geldiğini belirten İmamoğlu, bu durumu kabul etmediğini söyledi. İmamoğlu, kendisine ait aracı bulunduğu için belediyenin kaynaklarını harcamak istemediğini ve araç kiralanmasına karşı çıktığını savunarak, şu beyanda bulundu: "Araç 4 yıl 2 ay, yani 50 ay boyunca belediyenin hizmetinde kaldı, neyle? Sıfır liralık kira bedeliyle, yani ücretsiz tahsisle. Yani bugünün parasıyla yaklaşık 15 milyon lira o dönem Beylikdüzü Belediyesinin cebinde kaldı, kamunun kasasında kaldı. Kamunun lehine, çok özenli, çok güçlü, çok gerekli bir adım atıldı. Araç kiralansaydı mazotunu yine belediye ödeyecekti. Yani mazot her halükarda ödenecekti. Bakım ve lastik giderini dahi kira tutarından düşseniz, yine milyonlarca lira kamunun kasasında kalmış oldu."

İmamoğlu, "Kendi aracımı kamunun parasını korumak için kullanmışım. Bugün ise o arabanın mazotunun hesabını veriyorum. Kaldı ki parayı da faiziyle birlikte ödemişim. Dekontları da sizin dosyanızda var. Yanılmıyorsam tam bir yıl önce, bu mahkeme açılmadan ödemişim. Bu hikayenin Allah aşkına neresinde kamu zararı var? Ben bulamadım." ifadelerini kullandı. Kendisine ait aracı Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde 4 yıl 2 ay boyunca ilçedeki hizmetlerinde kullandığını belirten İmamoğlu, aracın yüz binlerce kilometreye ulaşarak eskimesinin ardından şirketinin ikinci bir araç aldığını anlattı.

İmamoğlu, İBB Başkanlığı döneminde de 6 yıl boyunca bu aracı yakıt ve diğer giderlerini karşılayarak hizmetlerinde kullanmaya devam ettiğini kaydetti.

Sanık Fatih Keleş de savunmasında, 2014 yerel seçimlerinde ilk kez belediye meclis üyeliğine seçildiğini ve bu sıfatla bir yıl boyunca belediye encümeninde görev yaptığını söyledi.

Belediyede bunun dışında herhangi bir kadroda bulunmadığını savunan Keleş, şu beyanda bulundu: "Belediye o yıllarda makam ve hizmet araçlarını ihale ile kiralıyordu. Bir önceki dönemde aynı makamda kullanılan araç için aylık 7 bin 200 lira civarında kira ödenmişti. Önümüze gelen talepte ise belediye kira ödemeyecek, yalnızca kendi hizmetinde kullandığı aracın yakıtını ve bakımını karşılayacaktı. Bu karşılanacak masraflar zaten araç hangi yolla temin edilirse edilsin belediyenin üzerinde kalan giderlerdir. Bu kararda belediyeye bir yük bindirdiğimizi değil, onu uzun yıllara yayılacak bir kira yükünden kurtardığımızı düşündük. Yani aslında kamuyu zarara uğratmadan, kamu yararı sağlama gayesiyle bu kararı aldık."

Keleş, 11-12 yıl önce belediyenin yararına olduğuna inandığı bir konuda kurul halinde alınan karara katıldığını belirterek, söz konusu karardaki imzası dışında kendisine yüklenebilecek herhangi bir fiil bulunmadığını savundu. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, ek bilirkişi raporu alınmasını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeni rapor alınmasına hükmederek, duruşmayı 12 Şubat 2027'ye erteledi.