• Muharrem İnce, Ali Babacan'ın ekonomi eğitimi almadığını ve göreve geldiğinde bürokraside tecrübesi olmadığını savundu.
  • İnce, Kemal Derviş'in hazırladığı ekonomik programın Babacan'dan önce başladığını ve Babacan'ın bu programı büyük ölçüde uyguladığını belirtti.
  • DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, Muharrem İnce'ye yönelik olarak İnce'nin ülkeye somut katkısının ne olduğunu sordu.

CHP'li Muharrem İnce, DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’ın bakanlık yıllarındaki ekonomi yönetimini ve bürokrasi tecrübesini sert sözlerle eleştirdi. İnce, Babacan'ın yıllarca 'ekonomiyi bilen adam' olarak anlatıldığını ancak göreve geldiğinde tecrübesinin olmadığını savundu.

MUHARREM İNCE: BABACAN YILLARCA "EKONOMİYİ BİLEN ADAM" OLARAK ANLATILDI

İnce şunları söyledi: "Ali Babacan yıllarca Türkiye’ye “ekonomiyi bilen adam” olarak anlatıldı. Gerçekte ekonomi eğitimi almamıştı, göreve geldiğinde bürokraside bir tecrübesi yoktu. Sessizdi, sakindi, çok konuşmazdı. IMF programını uyguluyor, mali disiplinden söz ediyor, rakamları düzgün anlatıyordu. Böylece bir “temiz ekonomici” imajı oluştu.

"BABACAN, KEMAL DERVİŞ'İN HAZIRLADIĞI PROGRAMIN BAŞINA GEÇTİ"

Kemal Derviş’in hazırladığı ekonomik program Babacan’dan önce başlamıştı. Bankacılık reformundan kamu maliyesine, özelleştirmelerden sosyal güvenliğe kadar birçok temel düzenlemenin çerçevesi zaten çizilmişti. Babacan bu programın başına geçti ve büyük ölçüde uyguladı. Elbette bir programı başarıyla uygulamak da iştir. Ancak Türkiye ekonomisini baştan aşağı yeniden kuran kişinin Babacan olduğu yönündeki anlatı, dönemin bütün bilançosunu açıklamıyor.

Çünkü bilanço sadece düşen enflasyondan ve azalan kamu borcundan ibaret değil. Üretim yapısı, dış kaynak bağımlılığı, cari açık ve tasarruf oranları da aynı dönemin parçası. Asıl mesele şu: Mevcut program uygulandı; peki Türkiye’nin kronik yapısal sorunlarını çözmek için ne yapıldı? Babacan döneminde hangi büyük yapısal dönüşüm gerçekleştirildi?

Türkiye’nin üretim yapısı değişti mi? Cari açık sorunu çözüldü mü? Dış kaynak bağımlılığı azaldı mı? Tasarruflar arttı mı? Katma değerli üretimde ciddi bir sıçrama oldu mu? Sermaye piyasaları derinleşti mi?

Yoksa hazır bir programın olumlu sonuçlarını, dünyadaki likidite bolluğunu ve Türkiye’ye giren sıcak parayı kullanarak günü kurtaran bir ekonomi yönetimi mi ortaya çıktı? Bu soruların yanında bir de imzaladığı kararlara bakmak gerekiyor.

2011 tarihli 2011/2033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ham petrol ve jet yakıtının Türkiye üzerinden taşınmasına ilişkin düzenleme yapıldı. Kararın altında Ali Babacan’ın da imzası vardı. Sonrasında Powertrans, Irak petrolü ve Türkiye’nin taraf olduğu tahkim süreci gündeme geldi. Bu kararın Türkiye’ye faturasının 3-3,5 milyar dolar olduğu söyleniyor.

Özelleştirmelerde de benzer bir tablo var. 2012 tarihli 2012/3240 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Eti Alüminyum, Kuşadası ve Çeşme limanları, SEKA Balıkesir ve Tüpraş hisseleri gibi önemli kamu varlıklarıyla ilgili yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin düzenlemeler içeriyordu. Konu daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin önüne kadar gitti.

Fabrikalar, limanlar ve stratejik şirketler söz konusuydu. Kamu varlığının neden satıldığı, hangi koşullarda satıldığı, satışın hukuki süreci ve yıllar sonraki ekonomik sonucu birlikte değerlendirildiğinde bu satışların özelleştirmeden çok peşkeş çekmek olduğu anlaşılmaktadır. Bir başka başlık da kadro meselesi.

"MALİ DİSİPLİNİ KORUMAK DA ÖNEMLİDİR"

15 Temmuz sonrasında çok sayıda bürokrat FETÖ soruşturmaları kapsamında görevden uzaklaştırıldı veya ihraç edildi. Babacan döneminde ekonomi bürokrasisinde görev yapan isimlerin çoğunluğu sonraki yıllarda bu soruşturmalara konu oldu ve kamu görevinden atıldı. Bir bürokratın yıllar sonra ihraç edilmesi, onu atayan kişinin örgüt bağlantısını bildiğini veya kendisinin örgüt üyesi olduğunu kanıtlamaz. Ama liyakat ve kadro tercihlerini sorgulama ihtiyacını da ortadan kaldırmaz.

Devlete bürokrat atamak sadece bir makam dağıtımı değildir. O kadroların niteliği, devletin yıllar sonraki kapasitesini belirler. Kimler hangi görevlere getirildi, hangi ölçütlerle yükseldi ve 15 Temmuz sonrasında bu kadroların akıbeti ne oldu? Nitekim Babacan hakkında 2019’da FETÖ bağlantıları konusunda suç duyurusunda bulunulmuş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermişti (Neden?).

IMF programını uygulamak bir başarı olabilir. Mali disiplini korumak da önemlidir. Kamu bankalarını yeniden yapılandırmak da. Ama bütün bunların yanında şu da sorulmalıdır: Türkiye’nin gelecekteki ekonomisini kuracak hangi kalıcı dönüşümler yapıldı? Mevcut programı uygulamakta başarılı olan bir ekonomi yönetimi vardı; fakat Türkiye’nin kronik yapısal sorunlarını çözmeye dönük özgün ve kalıcı bir dönüşüm aynı ölçüde ortaya konulamadı.

DEVA PARTİLİ EKMEN: MUHARREM İNCE'NİN ÜLKEYE SOMUT KATKISI NE OLMUŞTUR?

İnce'ye yanıt gecikmedi. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, İnce'ye şu sözlerle yanıt verdi: "62 yaşını almış Sn. Muharrem İnce’nin Türkiye Cumhuriyeti devletine, ülkesine vatanına, milletine somut katkısı ne olmuştur? Hayata geçirdiği iz bıraktığı ne vardır? Bilenler yazabilir mi?"