Fon krizinin son 3-4 ayda tsunami dalgası gibi yükseldiği söyleniyor. Eğer Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025 tarihinde uyarıda bulunduğu zaman ya da Akın Gürlek İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde 25 şubat 2025 tarihinde SPK’yı yazılı olarak ikaz ettiği dönemde tedbir alınsa fon krizi bu kadar büyümeyecekti.
Bu ay içerisinde iki önemli gelişme bekleniyor.
1- Adli soruşturma derinleştiriliyor. Fon krizinde payı olanların etrafındaki yargı kıskacı daralıyor. SPK eski Başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan soruşturma izni istenilmesi bunun ilk adımı.
2- Bu ay içerisinde 1 milyonun altındakilere ödemeler başlıyor. 355 bin kişinin 1 milyon ve altında alım yapanlardan oluştuğu söyleniyor. Fonların sahip ve yöneticilerinin mal varlıklarına el konulmuştu. Ayrıca fonların varlıkları, Takasbank’taki zorunlu tutulan karşılıkları, ellerindeki devlet tahvili ile alım satım yaptıkları hisselerden oluşan gelirler burada kullanılacak.
Dikkat ederseniz üçüncü maddeyi yazmadım. Çünkü onun zamanlamasını Cumhurbaşkanı Erdoğan yapacak. Erdoğan panik halinde hareket eden bir lider değil.
Yarına bırakır ama yanlarına bırakmaz. Kendi yapacağı bir zamanlama ile fon rezaletine bulaşanların biletini kesecek. Siyasette, bürokraside kelle koparacak.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında cuma günü yapılan toplantıda 1 milyon TL’nin altındakilere ilişkin ödeme planı üzerinde duruldu. Bu arada SPK Yasası inceleniyor. Denetim deki aksaklıklar tespit edilmeye çalışılıyor bir de geri ödeme üzerinde duruluyor. Bu konuda iki görüş var. Bir kesim paraların geri alınması için yasaya ihtiyaç olmadığını savunuyor. İkinci görüş ise geri alımlar için SPK Yasası’nda değişiklik yapılmasının yararlı olacağı görüşünde.
Bu çalışmalar sürüyor. Ama aynı zamanda ABD’deki sistem de inceleniyor. 2008’deki Madoff krizinden sonra mağdurlara birkaç farklı yöntemle ödeme yapılıyor. Hem Adalet Bakanlığı’nda bir fon kuruluyor, hem varlıklarına el konuluyor. Ayrıca devlet, Madoff’un bu işlemler sırasında kullandığı JP Morgan Chace Bank’a dava açıp paranın önemli bir bölümünü tahsil ediyor. Bu sayede 40 bin 930 kişiye ödeme yapılıyor. Bu mekanizmanın bir faydası daha oluyor. Hesaplarda 65 milyar dolar gözüküyor ancak gerçek kaybın 17.5 milyar dolar olduğu tespit ediliyor. Madoff Krizinden çıkarılan dersler ışığında 2 yıl sonra, “Dodd-Frank Yasası” çıkarılıyor.
Bu başlığı ironi olsun diye yazmadım. Gerçekten de kendi kendimi tekzip ediyorum. Fon krizi patlak verdiğinde AK Parti’nin salı günü Meclis Araştırma önergesi vereceğini yazmıştım. Böylece fon kriziyle ilgili olarak Araştırma Komisyonu kurulmasına öncülük edeceğini aktarmıştım. O yazıyı yazdığım sıralardaki hava böyleydi. Ben de gazeteci olarak o eğilimi yansıttım. Ancak AK Parti Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kararından vazgeçmiş. AK Parti’nin nasıl haraket edeceğine elbette ki AK Parti’nin yetkili kurulları karar verir. AK Parti’nin nasıl hareket edeceğine Cumhurbaşkanı Erdoğan karar verir. Gazeteci olarak benim görevim, oradaki eğilimi yansıtmaktır. AK Parti yetkilileri “Yargı soruşturmasını yapıyor, Devlet Denetleme Kurulu devreye girdi. Bu aşamada Meclis’in yapacağı bir şey yok” diyorlar.
Peki bence bu doğru bir karar mı? Ben doğru bulmuyorum. Nedeni ise bu olayın ekonomik ve hukuki boyutundan ziyade siyasi yönü ağır basıyor. Bunun siyasi sonuçları dikkate alınarak hareket edilmeli. Fon krizi patlak verdiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan kararlı mesajlar veriyor. Siyasette duruş önemlidir. Özgür Özel’in “Sütte leke var bizim arkadaşlarımızda leke yok” demesine ve yolsuzluklar, rüşvet ve gayri ahlaki ilişkileri savunan tutumuna karşı AK Parti karşı çıkıyor, hesap sorulacağını söylüyor. Fatma Betül Sayan Kaya hemen istifa ettirildi. Bunlar doğru adımlardı. Siyasette algılar olguların önüne geçer. Muhalefet bu hafta araştırma önergesi verecek. AK Parti burada ön almak yerine reddederse o zaman muhalefetin eline önemli bir koz vermiş olacak.
Geçen hafta AK Parti’nin ANAP örneğini iyi incelemesi gerektiğini yazmıştım. Özal, İsmail Özdağlar’ı Yüce Divan’a verince alkışlandı. Ancak ANAP Ercan Vuralhan’ı koruyunca çürüme başladı. ANAP hizmet yapmadığı için seçim kaybetmedi. Özal ülkede zihniyet devrimi yaptı. 141-142-163. maddeyi değiştirdi. Türk parasını konvertibl yaptı. Savunma sanayii atılımını başlattı, Türkiye semalarında F-16’ları uçurdu, Türkiye’ye ihracatı öğretti, övünç kaynağımız TOKİ’yi kurdu. Ama yolsuzluklarda yeterli duyarlılık göstermeyince milletçe cezalandırıldı. Siyasette algı her zaman olgunun önüne geçer.



