İngiltere'de 14 yaşındaki Jools Sweeney'nin 2022 yılında hayatını kaybetmesi ardından annesi Ellen Roome, oğlunun ölümüne sanal medyada yayılan bir meydan okuma akımının neden olduğundan şüphelendiği için TikTok'a dava açtı. CNN Türk’ten Serdar Korucu’ya konuşan Roome, bu şüphesini ilk gece polisle paylaştığını söyledi:
“Oğlumun hayatını kaybettiği ilk gece bunu düşündüm. Bir polis memuruyla konuşuyorduk ve ona, "Telefonunu alın ve sanal medyanın onun önüne hangi içerikleri çıkarttığını görün" dedim ama bunu yapmadılar. Jools'un yaşadığı talihsiz olaydan altı gün önce, aynı şeyi yapmış bir başka çocuk olduğunu öğrendik. İngiltere'de haberlere çıktı ve herkes, o çocuğun ölümüne meydan okumanın neden olup olmadığını sormaya başladı. Bunun üstüne ben polise, "Acaba meydan okuma neden olabilir mi?" diye sordum. Onlar da "Olabilir ama bunu kanıtlayamayız" dediler.”
Oğlunun mutlu bir çocuk olduğunu, hiç zorbalığa uğramadığını vurgulayan İngiliz anne, 4 yıl önce sanal medyanın zararlarının bugünkü kadar bilinmediğinin altını çizdi, “Ben Instagram ve TikTok'u sadece saçma sapan dans videolarının paylaşıldığı yerler sanıyordum; sanal medya platformlarındaki tehlikelerin farkında değildik. Ve o izledikleriyle gerçekten çok mutlu görünüyordu. Ortada herhangi bir sorun olduğuna dair işaret yoktu” dedi.
"SANAL MEDYA ÖLEN ÇOCUKLARIN VERİLERİNİ SİLEMEYECEK"
Jools’un ölümü ardından TikTok'tan oğlunun verilerini talep ettiğini belirten anne, mahkeme kararı olmadan mesajları ya da izleme geçmişi verilerini görmesine izin verilmediğini ifade etti, “Yani Çocuklara sunulan algoritma verilerini öğrenemiyorsunuz” diye konuştu. Bunun açıklama ardından Tiktok’a dava açan Ellen Roome, bu süreçte sanal medya nedeniyle çocuklarını kaybeden başka ailelerle de tanıştığını aktardı. Beş ailenin ABD’de açtığı davayı anlattı:
“Çok büyük benzerlikler vardı; üstelik bu benzerliklerin bazıları tüm dünyada aynı şekilde karşımıza çıkıyor. Hayatlarına son verme biçimleri, kullanılan yöntem ve hatta beşinin de dövüş sanatlarıyla uğraşmış olması gibi. Örneğin Jools, Kung Fu'da siyah kuşak sahibiydi. O dönemde kendi kendime, "Bunun ne alakası olabilir ki?" diye sormuştum. Bahsettiğim şu ki, o beş çocuğun hepsi de aynı şeyi yaptı. Hepsi dövüş sanatlarıyla uğraşıyordu. Ve görünüşe göre, bu durum, sanal medya şirketlerinin çocuklarımıza zararlı içerikler sunarken kullandığı algoritmalardan biriydi... TikTok, bizi davanın dışına itmeye çalışıyor. Dava sürecine devam edebilmek için hakimden gelecek onayı bekliyoruz. Bu onay gelirse, sanal medya şirketlerinin, bu örnekte TikTok'un, eğer henüz silmedilerse çocuklara ait verileri açıklamak zorunda kalacakları "delil toplama" aşamasına geçilecek. Dolayısıyla bu son derece önemli bir aşama ve sonucunu her an öğrenebiliriz.”
İngiltere'deki hukuk mücadelesini Yüksek Mahkeme'ye taşıdığını kaydeden anne, “İlk soruşturma sadece 23 dakika sürmüştü. Yüksek Mahkeme bu süreci usulüne uygun yürütülmediği gerekçesiyle iptal etti ve şimdi süreci yeniden yürütüyoruz. Bir sonraki duruşma tarihi ise 2 Kasım'da” dedi.
Ellen Roome, oğlunun adını taşıyan yasa kampanyasındaysa amacına ulaştığını söyledi:
“Bu aslında Suç ve Polislik Yasası'nda yapılan bir değişiklik. Buna göre artık bir çocuk hayatını kaybettiğinde, sanal medya verilerinin çocuğun ölümünden sonraki beş gün içinde muhafaza edilmesi zorunlu. Diğer ebeveynlerle tanıştığımda, onların da benzer bir durumda olduklarını, cevap aradıklarını ancak verilere ulaşamadıklarını gördüm. Ve ebeveynlerin verileri görmesine izin verilmemesi asla kabullenemiyordum. Bu yüzden yasa için kampanya yürüttüm ve değişti. Böylece yas tutan ailelere yardımcı olunabilecek.”
Türkiye’deki anne babalara da seslenen Ellen Roome sanal medyanın küresel sorun olduğunu belirtti:
“Bence ebeveynler çocuklarıyla oturup konuşmalı; onlara sadece "Zararlı içerikler görüyor musun?" diye sormamalı. Çünkü elbette "hayır" diyecekler. Bunun yerine, "Telefonunda karşına neler çıkıyor, bana göster" demeli. "Seninle yabancılar konuşuyor mu?" diye sormalılar. Onları telefonlarını bir kenara bırakmaya teşvik etmeliler. Kesinlikle gece yatak odasında telefon bulundurmamalılar. Çocuklarla sohbet edilen yemek saatleri oluşturmalı ve onlara örnek olmalılar. Ebeveynler olarak bizler de telefon başında çok vakit geçiriyoruz ve bu durum çocuklara belirli davranış kalıplarını öğretiyor. Bu yüzden çocuklarınızla telefonlarında ne tür şeyler gördükleri hakkında konuşun; çünkü bunların bir kısmı, hatta çok büyük bir kısmı, son derece zararlı.”




