ABD, İngiltere'deki RAF Fairford Hava Üssü'nde konuşlu tüm B-1 Lancer ağır bombardıman uçaklarını, ayrıntıları açıklanmayan yeni bir tehdit nedeniyle apar topar ülkesine geri çekti. Uçakların bölgedeki başka bir üsse kaydırılmak yerine doğrudan ABD'ye götürülmesi, Washington'ın aldığı kararın arkasındaki tehdidin boyutuna ilişkin soru işaretlerini artırdı.

CNN International'ın haberine göre ABD'nin B-1 Lancer filosuna ilişkin hamlesi, İngiltere'deki üs çevresinde yürütülen dikkat çekici bir soruşturmanın hemen ardından geldi. ABD'li yetkililer, bombardıman uçaklarının Avrupa'daki başka bir noktaya konuşlandırılmak yerine doğrudan ABD'deki ana üslerine döndürülmesinin son derece sıra dışı ve kritik bir karar olduğuna dikkat çekti.

Kararın, RAF Fairford Hava Üssü'nü hedef aldığı öne sürülen İran bağlantılı bir komploya ilişkin soruşturmanın hemen sonrasında alınması ise dikkatleri daha da artırdı.

27 Eylül'de İngiliz polisi, üs yakınlarında beş İngiliz vatandaşını gözaltına aldı. Yaşları 23 ile 25 arasında değişen şüpheliler, patlayıcı ve terör suçları şüphesiyle gözaltına alınırken araçlarında yapılan aramalarda herhangi bir patlayıcı bulunmadı.

Şüpheliler daha sonra kefaletle serbest bırakıldı. ABD Başkanı Donald Trump ise söz konusu kişilerin serbest bırakılmasını eleştirdi. Soruşturmada son olarak perşembe günü 25 yaşındaki İngiliz-İran çifte vatandaşı bir kişi gözaltına alındı.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, soruşturmayla ilgili yaptığı açıklamada İran'ın olayın arkasında olduğuna dair "güçlü göstergeler" bulunduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da olayda yabancı bir devlet aktörünün rol oynadığını belirterek, İran'ın dünya genelinde ABD çıkarlarını hedef almaya yönelik tehditlerine dikkat çekti.

Tahran yönetimi ise suçlamaları kesin bir dille reddetti ve iddiaları tamamen asılsız olarak nitelendirdi. İran ayrıca İngiltere'nin yaklaşımını protesto etmek üzere Londra'nın Tahran Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

Yaşanan gelişmelerin ardından ABD'nin uzun menzilli B-1 Lancer bombardıman uçaklarının tamamını Avrupa'dan doğrudan ülkesine çekmesi, kamuoyunda "tehdit ne kadar büyük?" sorusunu gündeme getirdi. Washington'ın kararın gerekçesi olarak yalnızca ayrıntıları açıklanmayan yeni bir tehdide işaret etmesi, olayın perde arkasındaki belirsizliği daha da artırdı.