Özgür Özel'in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin fon açıklamasına ilişkin sözlerine ne cevap vereceği bekleniyor.
Biz işçilerle, emeklilerle, çiftçilerle ve esnaflarla birlikte olduk. Önce Büyük bir adaletsizliğin yaşandığı güzel Mersin'imize gittik. Mersin'in son yerel seçimlerde Türkiye rekoruna ortak olan, yüzde altmış oyla seçilen üç belediye başkanından biri olan. Sevgili Vahap Seçer'e ve dört belediye başkanımıza Silifke Haziran ayından beri. Ve Yenişehir Belediyemize, Mezitli Belediyemize ve Büyükşehir Belediyemize yapılan Siyasi operasyonlardan sonra Mersin'deydik. Hem Silifke'de hem Mersin'de Büyükşehir Belediyesi'nin önünde. Onları seçenlerle bir araya geldik ve o seçimin sonucunda göreve gelen belediye başkanlarına.
Yapılan siyasi maksatlı haksız suçlamaları, gizli tanıkları, itirafçı beyanlarını bahane ederek. Normal denetim yolları takip edilmeksizin doğrudan savcılık operasyonuyla yapılan bu haksızlığa karşı. Önce onları seçenlerle, sonra da kıymetli aileleriyle birlikte olduk.
Yine değerli evladını fevkalade üzücü bir şekilde kaybeden Atilla Taş'a o gün taziye ziyaretinde bulunduk ve Mersin'den. Buruk duygularla yüreğimizin bir kısmını Mersin'de bırakarak ayrıldık cumartesi günü.
10 EKİM GAR KATLİAMI
Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamlarından bir tanesi olan 10 Ekim Ankara Gar katliamının 11. Anmasında ailelerle birlikteydik. İlk günden beri, ilk gün olayın olduğu andan beri o meydandaydık. Ardından üç gün boyunca adli tıptaydık ve on bir yıldır adalet arayışının peşinde. Özellikle o dönemlerde canlı bomba oldukları bilinen, istihbaratlara alınan, adı soyadı belli. Bombacıların nasıl olduğu da Manisa'dan, Malatya'dan, Trabzon'dan, Antalya'dan gelen. Ve barış için miting yapmaya gelenler dörder kez aranmışken, önlerine hiçbir arama, hiçbir engel, hiçbir bariyer çıkmadan. O miting meydanına kadar geldiklerini, IŞİD'li militanların halen daha firari olanlarıyla ilişkili. Ailelerin mücadelesini, yakalanmış olanların yargılanmasını ve en önemlisi de bunun insanlığa karşı bir suç olmasından dolayı. Zaman aşımına uğramamasını ve kamu görevlilerinin bu iktidar döneminde olamıyorsa da günü geldiğinde hesap vermeleri için. Ailelerin bu beklentilerini bir kez daha dile getirdikleri anma töreninde onlarla birlikte olduk pazar günü.
Bursa'daydık, Çağrışan Köyü'nde üzüm üreticileriyle bir aradaydık. Onların dertlerini dinledik.
Çözüm önerilerimizi söyledik, aynı dilden konuştuğumuzu ve yüzlerini nasıl güldüreceğimizi anlattık.
Son olarak, cumhuriyetimize giden yolun en önemli taşlarından birinin döşendiği Mudanya'daydık.
Mudanya Mütarekesi'nin 104. yıl dönümünde törenlere katıldık ve Barış Yolu Ödülü'nü Bu kez Mehmet Haberal hocamıza seçici kurul vermişti.
Önceki genel başkanlarımızdan Sayın Murat Karayalçın'ın başkanlığındaki seçici kurulun layık gördüğü ödülü takdim ettik ve hem Büyük bir komutan, Garp Cephesi Komutanı hem de Mudanya ile birlikte diplomat kimliği ön plana çıkan. Savaş meydanlarında kazanılan başarıların barış belgelerine geçirilirken ki üstün gayretiyle. Türkiye Cumhuriyeti'nin adeta tapu senedinin kabul edileceği Lozan'a giderken Mondoros Mütarekesi'nin Önemini bir kez daha hatırladık. İsmet Paşa'mızı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla, hürmetle andık. Onurlu, onurlu, kararlı, gücünü bilen. Savaş gerektiğinde savaşan ama barışın asıl olduğunu hepimize öğreten kurucu kadroların.
O gün Lozan'a gittiğinde İsmet Paşa, karşısına Birinci Dünya Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı'nı Kaybeden ülkelerden biri olduğumuzu hatırlatarak müzakerelere başlamak isteyenlere İsmet Paşa'nın Beyler, ben buraya Montreux'den gelmiyorum, ben buraya Mudanya'dan geliyorum. Aklınızı başınıza alın dediğini hatırlattık.
Bugünlerde o günlerden kök alan, o günleri örnek alan, gücünü bilen, barışı önemseyen ilkeli. Onurlu, kimseyi ezmeyen ama ülkesini ezdirmeyen, dış politikayı iç siyasete alet etmek için değil. Tüm bir ulusun onurlu mücadelesi için yapanları örnek alıyor, onların izinde olduğumuzu. Ve çok geçmeden Türkiye Cumhuriyeti'nin o dış politikada yeniden oturacağının müjdesini veriyoruz. Değerli arkadaşlar, Mersin'de de. Andık, üzüldük, konuştuk. Girne Taşıyıcı Seferi'ni yapan yolcu gemimiz. 30 Ağustos'ta battı. 27 yurttaşımızı kaybettik. Bir kişinin naaşına halen daha ulaşılamadı, halen daha kayıp.



