YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis'in 28. Dönem 5. Yasama yılı dolayısıyla toplanacak TBMM Genel Kurulu'na katılmak üzere geldiği TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özel, yatırım fonlarındaki vurguna karşı iktidarın, 'TBMM'de komisyona gerek yok' değerlendirmesinin sorulması üzerine, şunları söyledi:
"Değerli arkadaşlar vatandaşın gündeminde ne varsa, MYK'nın gündeminde o var. Bugün Türkiye'de gündemin en önemli konusu Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Erdoğan tarafından her birisi ayrı ayrı ve çok önemli görevlere atanmış kişilerin, fonun başında olduğu ve fondaki çeşitli görevleri ile birlikte bu asrın soygununa, asrın dolandırıcılığına yol verdikleri, adeta bu soygunun taşlarını beş yıldır döşedikleri gün gibi ortada. Bugün için dolandırılanlar, soyulanlar çok ağırlıklı olarak Adalet ve Kalkınma Partisi'ne, onun sözüne değer veren insanlar. Onları dolandıranlar da Sayın Erdoğan'ın çeşitli görevlere atadığı ve aynı zamanda da bu TERA Fon yönetiminin yönetiminde olan kişiler. Bu isimleri dün ayrı ayrı saymıştım sizlere. Bunların her birinin atamasının altında Erdoğan'ın imzası var. Yani asrın dolandırıcılığı, asrın yolsuzluğu ya Erdoğan'ın patronajında oldu ya da eğer onun bilgisi dahilinde değilse, Erdoğan böyle bir dolandırıcılığa engel olabilecek yönetim kabiliyetini yitirmiş durumda. İlk durum, derhal istifasını; ikinci durum da derhal sandığın getirilmesini ve işin ehline teslim edilmesini gerektirir.
Vatandaşta büyük bir öfke var. Fatma Betül Sayan Kaya'dan sonra dün ortaya çıktı ki Sayın Hayati Yazıcı'nın oğlu, belli ki farkında olmadan mal varlığına el koydular. Sonra paldır küldür, yani düşünün iş adamlarının bir dosyada geçtiğinde mal varlığına el konuluyor, geriye gelmesi altı ay sürüyor, dakikalar, saatler içinde mal varlığına konulan tedbir kaldırılıyor. Şimdi burada bir para var ve bu paraya tedbir konması gerekiyorsa, bu para herhangi birinde olunca tedbir olsun da Hayati Bey'in oğlunda olunca tedbir olmasın mı? Buradan zaten bu işin ne kadar siyasi, AK Parti'nin ne kadar bu işin içinde olduğu ortada. Daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kampanyalarını yapan, iki dönem milletvekiliği yapmış kişiden mi tutarsınız, dün bahsettiğim isimlere kadar Adalet ve Kalkınma Partisi burasına kadar bu işin içindedir. Bu konuyu biz hem verdiğimiz kanun teklifiyle, yani bunun yükü milletin sırtına vurulmadan, bu yolsuzluğu, bu dolandırıcılığı yapanlardan, asrın soygununu yapanlardan bunun tahsil edilerek buradan ya da yurtdışına kaçırdıkları mercilerden milletin mağduriyetinin giderilmesi lazım. 455 bin mağdur insanın mağduriyetinin giderilmesi lazım."
"İKTİDARIMIZDA SORUŞTURMA KOMİSYONLARI KURULACAK"
Özgür Özel, konuyla ilgili bir araştırma komisyonu kurulursa orada mücadelelerini vereceklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Ama Meclis Araştırma Komisyonları, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin atadığı bir başkanın, oradaki çoğunluklarıyla bir konu araştırılacak, 'Efendim ticari sırra girer. Bu, bankacılık kanuna aykırı. Bu, bilmem ne kanuna aykırı' diye zaten çalıştırılmayan bir komisyon kurulacak. Bu komisyonun kurulmasına yönelik biz de Meclis'in hiçbir meseleye duyarsız kalmaması temel mantığıyla destek veririz. Yok, kursalar da öyle, 15 Temmuz darbesi oldu gözümüzün önünde. Darbenin araştırma komisyonunda işin ucu AK Parti'deki FETÖ'cülere gelince darbenin raporunu bile yazdırmadılar, bastırmadılar. Bunların komisyonları araştırma komisyonu olarak değil, önümüzdeki dönem iktidarımızda soruşturma komisyonu olarak, yani ilgili bakanların, ilgili AK Partili üst düzey siyasetçilerin her birisinin Yüce Divan'da yargılanacakları soruşturma komisyonu olarak kurulur. O daha sağlıklı olur. İstiyorlarsa komisyon kursunlar, girer orada milletin hakkını savunuruz. Millet görür bunların nasıl komisyonu çalışmasına engel olduklarını. Kurmuyorlarsa da kendileri bilir. Biz zaten esas olarak bu komisyonu seçimden sonra soruşturma komisyonu olarak kurarız."
"BU OPERASYONUN FON KRİZİNİN ÜSTÜNÜ ÖRTECEĞİNİ UMUYORLAR"
Özgür Özel, Mersin Büyükşehir Belediyesine yönelik operasyonla ilgili soru üzerine de şunları söyledi:
"Arkadaşlar birincisi; Vahap Seçer geçen seçimin, rahmetli Ferdi Zeyrek, Mahsun Yavaş'la birlikte Türkiye şampiyonudur. Yüzde 60 oyla seçilmiş ilinde. Büyük bir mutabakatla seçilmiş. Yine hem Abdullah Başkanımız hem Mezitli Belediye Başkanımız, Ahmet Başkanımız yüksek oy oranlarıyla seçilmiş arkadaşlar. Birincisi; orada millet kararını yüzde 60 gibi bir oy ile vermiş. Vahap Seçer'in bir özelliği, Türkiye Belediyeler Birliği'nin Başkanı olmasıdır. Türkiye Belediyeler Birliği'ndeki çoğunluğu kuruldukları günden beri kaybetmiş olmanın verdiği hırçınlıkla da bu işleri yapıyorlar. Ayrıca bu operasyonun, Mersin operasyonunun yani güneyden gelen bu sis ve örtünün, fon krizinin üstünü örteceğini umuyorlar. Yani bu açıdan operasyonun yapılış zamanı da şekli de ve bir şehirde üç belediye başkanına birden yapılmış olması da fevkalade manidardır. Bir kere bunu açıkça ortaya koyalım.
İkincisi; bu operasyon açısından, İstanbul Adalar'da, Cumhuriyet Halk Partisi'ne operasyon yaptılar, o dönem CHP'de görevde olan arkadaşlarımıza. Belediye Başkanı ve arkadaşlarımızı hapse koydular, görevden aldılar. Sonra Adalar'da CHP'den seçilen başkanvekilini zorla istifa ettirdiler ve seçim sırasında, gecenin bir yarısı yeniden tutuklama tehdidi ile arkadaşların kısıtlılığını kaldırıp 'Yeniden hapse gitmek istemiyorsan sabah bize oy vereceksin' deyip Adalar'a çöktüler. Üsküdar'da yaşananları hep birlikte izledik. Üsküdar'da suçüstü yakalandılar. Önce operasyon, sonra önceden tehdit, şantaj ya da parayla ikna ettikleri birtakım kişileri ya da çocuğunu yurtdışından getirme ile ikna ettikleri birtakım kişilere oy kullandırdılar. Bu sefer İstanbullu dedi ki, 'Vay önce belediye başkanvekili seçimini yenileyip, bir günde beş transfer.'
Şimdi Ataşehir'e bakın, altı kişiye birden çeşitli yöntemlerle taraf değiştiriyorlar. Durum şu anda 18 - 18'e geliyor. Şimdiden ihbar ediyorum. Daha bir ay önce seçilmiş. Ne olabilir? 'Gizli tanık var. ya istifa edersin ya seni içeri atarız' tehditleri üzerinden orada seçim yenilemeye çalışıyorlar. Maksat ne? Buradaki her bir belediye başkanvekili İBB'de görev yapar. Şu andaki partisinden değil de AK Parti'den bir başkanvekili seçildiğinde 'Bir oradan sil bir buraya yaz.'
Beraberinde operasyon yaptıkları, partilerine devşirdikleri ile İBB'deki denklemi değiştirip, milletin üç seçimdir vermediği İstanbul'u, birincisinde mazbataya itiraz etmişlerdi, milyon farkla, bunların 13 bin farkı sindiremediğinde 806 bin, onu sindiremediğinde 1 milyon 150 bin farkla İstanbul'u bunlara vermedikleri halde, şimdi İstanbul'u almaya çalışıyorlar. Buradan Tayyip Bey'e soralım. 'İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder, kazanan Türkiye'yi kazanırdı.' Böyle mi kazanacaksın İstanbul'u? Sen İstanbul'u böyle yaptın, 13 bin farkla 45 gün sonra 800 bin kişi. Hacı amcalar, Hacı teyzeler 'Hak geçti' dedi de sana demokrasi tokadını attılar da sen şimdi bu yaptıklarınla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni almaya kalkarsan, İstanbul'u mı almış olacaksın? Yoksa İstanbullunun ve Türkiye'nin zihninde, gönlünde yeni bir yara açıp, yapılacak ilk seçimde bunun hesabının görülmesi üzerine bir siyasi kapkaça mı gireceksin? Bu kadar açık ortada.
Artık Recep Tayyip Erdoğan'ın ve kadrolarının utanması, sıkılması kalmamış. Ar damarları çatlamış arkadaşlar. Siyaseten ar damarlar kökünden çatlamış. Düşünsenize, şurada ya siz sordunuz. Hakan Şükür AK Parti'den seçilip de istifa ettiğinde 'Bir milletvekilinin ya da belediye başkanının bir partiden seçilip istifa ediyorsa namusu varsa milletvekilliğinden de istifa etmesi gerekir' diyordu. Şimdi milletvekillerine teker teker rozet takmanın ve belediye başkanlarına daha yolda herkesin gözü önünde, canlı yayında, 'Geleceksen bize gel, müsaidiz' demeyle övünüyor. Ar damarları çatlamış, utanma kalmamış. Kendisi söylüyordu 'Bir partiden seçildiysen, o partiden istifa ediyorsan görevinden de istifa et' diye. Şu anda içindeki duruma bakın."
"HEYET GÖREVLENDİRMELERİ İKİYÜZLÜLÜĞÜN DİK ALASIDIR"
Belediyelere yönelik operasyonlara tepki gösteren Özel, seçilmişlerin arkasında olduklarını, belediye başkanlarının nasıl yargılanacağı ve sorgulanacağının ilgili kanunlarda belli olduğunu vurguladı. Özgür Özel, "Müfettiş raporu, Bakanlık izni, sorgu, gerekiyorsa soruşturma, dava. Yok, bir savcı eliyle doğrudan sabahın 06.00'sında belediye başkanı alma işi siyasi operasyondur. Hepimiz biliyoruz. Belediyede ihaleye giren herkese 'Mal varlığına çökerim. Şöyle mi oldu, böyle mi oldu? Acaba mı?' diyerek oraya operasyon yapmak siyasidir. Bu kişi YENİ Partili olsa da siyasidir ve CHP'li olsa da siyasidir, DEM Partili olsa da siyasidir, İYİ Partili olsa da siyasidir" şeklinde konuştu.
YENİ Parti Genel Başkanı Özel, tüm siyasi operasyonlara karşı ayrımsız, net duracaklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bir ikiyüzlülükle karşı karşıyayız, çok net bir şekilde. Bizim arkadaşlarımız, bize yakın siyasiler, bizim yol arkadaşlarımız operasyona uğradığında 'Arınma, arınma' diyenlerin; bize yakın arkadaşlar olunca 'Bu davalar siyasi değil ki, bu davalar adli süreçler. O yüzden gitsinler, arınsınlar, hesap versinler' diyenlerin, kendilerine bir gıdım, yani 'Ben partide kalacağım' diye söyleyen bir belediye başkanına aynı şey yapıldığında heyet görevlendirmeleri ve buna tepki gösteren yaklaşımları ikiyüzlülüğün dik alasıdır. Bizim isyanımız bunadır. Bizi diğerlerinden ayıran, ayrıştıran, YENİ Parti'yi yeni yapan, onları köhnemiş ve eski anlayışta bırakan budur.
AK Parti'nin operasyon yaptığı; senden ise sahiplen, senden değilse AK Parti ile aynı sözleri sahiplen, 'Arınma' de. Arkadaşların namusuna, aileleri ve çocukları var… Onları yalnız bırak. 'Arınacaklar, gelecekler' de. Ondan sonra sana bir miktar meyilli kendince gördüğün kişiler olduğunda bu sefer savunma diline geç. Bu ikiyüzlülüğü milletimizin önünde teşhir ediyorum ve bunu tarih önünde kınıyorum. Bugüne kadar hep sustuk, sanki hep tuttular. Sonra gördük; Etimesgut olunca git, cezaevinde ziyaret et. Bir başka mevzu olduğunda tebrik tweet'leri at, arkadaş cezaevinden çıktığında CHP'de kalmayı düşünüyorsa. Ki biz kimseye belediye başkanlarından 'YENİ Parti'ye gelin' demedik ve görüyorsunuz, YENİ Parti'yi gelen belediye başkanlarından herhangi birisine de bir operasyon yapılmış değil. Yani ne orası korunaklı ne burası tehlikeli. Ama tarih önünde... O kadar ağrıma gitti ki ben gencecik yeni evlilere, küçücük çocuğu olanların yüzüne bakıyorum. Sırf AK Parti'nin iktidar yürüyüşü kesiliyor, yerine YENİ Parti iktidarı gelecek, iktidar değişecek diye hırsız damgası vurulan arkadaşlarımın ben çocuklarının, eşlerinin ve annesinin, babasının yüzüne bakıyorum. Oradan çıkmışlar büyük büyük 'İddianameler siyasi değil, iddianameler hukuki' diyorlar. İş bu tarafa dönünce, makas değiştiriyorlar. Tarih önünde milletimize bu ayıbı şikayet ediyorum. Bu, kabul edilebilecek bir tutum değildir. Bugün suçüstü yakalanmışlardır ve utanç verecek bir tutum içerisindedirler. Geçmiş tutumları utanç vericidir. Bugünkü tutum, bizim her yerde takındığımız tutumdur. Ama mağduru, saldırıya uğrayanı parti içindeki siyasi tutumuna göre 'hırsız' ya da 'masum' diye nitelendirmenin savunulacak bir tarafı yoktur. İkiyüzlülüğün dik alasıdır."
Özgür Özel, T24'ün erişime engellenmesi hakkındaki soruya ise şu yanıtı verdi:
"Türkiye siyasi tarihi, hukuk tarihi ve basın tarihi açısından utanç verici bir iştir. T24, gazetecilik ahlakına sahip, mesleklerini yapmak isteyen, pek çoğu diğer alanlarda da mesleklerini yaparken doğruları yaptı, mesleğini iyi yaptı diye işsiz kalmış ama onuruyla, kendi emekleriyle, çabalarıyla gazetecilik yapan kişilerdir. T24'ün objektif haberciliğinden kimsenin bir şüphesi yoktur. T24 ne bir siyasi tutum ne bir pozisyon değil, siyasette ne oluyorsa onu yansıtmaya çalışan bir haber kanalıdır. Buraya sadece kendilerine özel bir gündem yaratmak, bir şeytan bulmak, o şeytana karşı kendi arkalarına bir grup toplama peşinde olanların T24'ün objektif haberciliğini cezalandırmaları ve T24'ün basın tutumunu, basındaki doğru pozisyonundaki duruşlarını cezalandırmalarını kabul etmiyoruz. İlk fırsatta dayanışma ziyaretinde bulunacağım. Hukuken yapılması gereken neyse takip ediyoruz. Ayrıca bu konuda hep beraber bugünkü MYK'mızda da konu edeceğiz. Milletimizi de haber alma hakkını savunma noktasında hem dayanışmaya hem de eylemliliğe davet edeceğiz."
Özgür Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmesi hakkındaki soruyu ise "Bu konularda herhangi bir değerlendirme yapmayı lüzumsuz bir alana lüzumsuz önem atfetmek olarak değerlendiriyorum" şeklinde yanıtladı.




