Emir Sarıgül’ün iddiasına göre Mustafa Sarıgül, 350 bin doları iki ayrı parti halinde vermiş. Kafa karışıklığına neden olmamak için Emir Sarıgül’ün iddialarını net bir şekilde aktarmak istiyorum.
1- Emir Sarıgül, “YENİ Parti’nin kuruluş aşamasında partinin genel merkez binasının iç tefrişatının yapılması için 250.000 dolar parayı Ankara’da Ümitköy’de bulunan bir restoranın çıkışında Özgür Özel’e ait araca bıraktığını biliyorum. Restoranın çıkışında bizzat babamın kendisi 250.000 dolar parayı Özgür Özel’e ait aracın arka kısmına bıraktı. Bunu bana doğrudan kendisi anlattı” dedi.
2- Emir Sarıgül, 100 bin doların hikâyesini ise ifadesinde şöyle aktarıyor.
“Babam bana Vakko’dan 2 adet atkı almamı söyledi. Ben de İstinye Park’taki Vakko’dan 2 adet atkı aldırdım. Babam İstanbul’daki Ulus Platin Konutları’nda bulunan evde bu atkı paketinin içine 100.000 dolar para koydu, paraların yanında atkılar da duruyordu. Sonrasında biz bunu bir hediye paketi şekline getirdik. Babam paketi alarak kendi aracıyla İstanbul Havalimanı’na gitti. Uçakla Ankara’ya gidip önce Meclis’e uğradı, ardından Ümitköy Angora Evleri’ndeki eve geçti. Akşamına da Özgür Bey yemeğe gelmiş, burada da bu para kendisine elden verilmiş. Paranın elden kendisine verildiğini de babam bana hemen ertesi söyledi.”
Özgür Özel dün Meclis’te YENİ Parti’nin grup toplantısında kürsüye çıktı. Beklerdim ki bu iddiaları çürütsün. Öyle bir savunma yapsın ki kimsenin aklında en ufak bir soru işareti kalmasın. ‘Ben böyle bir para almadım’ desin. ‘Ne Ümitköy’deki restorana gittim, ne orada Mustafa Sarıgül’le yemek yedim. Bunu iddia edenleri ispata davet ediyorum. Kamera kayıtlarına baksınlar, baz kayıtları ve HTS verileri incelensin, eğer bunu ispat ederlerse ben dokunulmazlığımın kaldırılıp yargılanmayı istiyorum’ diye, bir çıkış yapsın diye bekledim.
Özgür Özel ne yaptı? 250 bin dolar işine hiç girmedi.
Geriye ne kaldı? Vakko’ya ait atkı paketinin içinde verildiği iddia edilen 100 bin dolar. Özgür Özel, ‘Vakko’ deyince, ‘atkı’ diye konuşunca ‘tamam’ dedim. Geliyor gelmekte olan. Özgür Özel öyle bir konuşacak ki bu iddiayı yerle yeksan edecek.
“Emir Sarıgül ifade veriyor, konu Almanya’da birisi ifade vermiş, neyse neymiş. İlk gün olayla ilişkisini kesmişiz partimizin. Adam ifade veriyor, ilk ifadede ‘Babam, Özgür Özel’e para verdi.’ Ağustos ayında Vakko’da atkı satılıyor mu sorsunlar” dedi.
Üşenmedim araştırdım. Vakko’nun online satışlarında atkının yaz, kış demeden satıldığı, dört mevsim ve 365 gün bu satışların devam ettiği bilgisine ulaştım. Emir Sarıgül, online satıştan söz etmiyor. İstinye Park’taki Vakko mağazasından aldığını söylüyor. Onu da araştırdım. İstinye Park dahil olmak üzere bazı Vakko mağazalarında ağustos ayında da atkı satışı yapılıyormuş.
Özgür Bey, Emir Sarıgül’ün babam Özgür Özel’e 350 bin dolar verdi iddiası üzerine savcılık inceleme başlatmış durumda. Eğer yeterli deliller bulunursa hakkınızda fezleke düzenlenecek. İnsan şöyle esaslı bir açıklama yapmaz mı? Çürütülmesi çok kolay olan atkı üzerinden bir savunma yapar mı? Emir Sarıgül atkının faturasını ortaya koyarsa o zaman ne yapacaksınız?
Bu savunmanız kuşkuları daha da artırdı.
‘Mustafa Sarıgül’ün bana Vakko paketi içinde 100 bin dolar verdiğini ispat edenin alnını karışlarım’ deseydiniz ya.
Demediğinize göre! Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Sarıgül soruşturmasını takip ediyorum. Emir Sarıgül’ün iddiaları başta olmak üzere karanlık noktaların üzerine gidiyorum. Ama bu Mustafa Sarıgül’ün cevap hakkına yer vermeyeceğim anlamına gelmez. Mustafa Sarıgül yazımda gündeme getirdiğim iddialar üzerine bir açıklama göndermiş. Cevap hakkına saygı kapsamında onu da paylaşıyorum:
“16 Ekim 2026 tarihinde başlayan soruşturma önce ekonomik suç, ardından ahlak soruşturmasına dönüşmüş, sonrasında linç kampanyası başlamıştır. Bu kampanyaya şahsıma olan garezleri nedeniyle katılanlar var. Siyasi nedenle katılanlar var. Bilinirliğini, izlenirliğini artırmak maksadıyla katılanlar var. Medyadaki mesleki husumetler nedeniyle katılanlar var. Hepsini anlıyorum, şaşırmıyor ve kızmıyorum. Kimseden de imtiyaz istemiyorum, haksızlığa isyan ediyorum. Bırakın her soruşturma nasıl ilerliyorsa bu da öyle ilerlesin. İddia adı üstünde iddiadır, iddiadan haber çıkarılmakta, o haber üzerinde yorumlar yapılmaktadır. Savunma tarafının erişemediği ifadeler kamuoyunda yayınlanmaktadır. Suçun kimin tarafından işlendiği deliliyle ortaya konmalı, cezasını da kamuoyu değil hukuk vermelidir. Hukuk devleti, insan onuruna saygı duymak, bu saygıya önem vermek ve bu önemi herkes ama herkes için hassasiyetle korumakla mükelleftir. Bu hassasiyetin en temel göstergesi masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkıdır. Anayasamızda yer alan ‘Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz’ hükmü bu anlayışın bir yansımasıdır. Bu sürecin hukukun üstünlüğü, hakikat, vicdan ve hakkaniyet çerçevesinde ve hassasiyetle yürütüldüğü takdirde adaletin tecelli edeceğine inanıyorum.”





