- Okuduğunu anlamayan nesiller yetişiyor.
PISA’da sonuçlar Türkiye açısından çok iyi geldiğinde...
- Türkiye’nin böyle bir başarı göstermesi mümkün değil.
- Kesin en başarılı okulları sınava sokmuşlardır.
Oysa PISA’daki başarının kahramanları bellidir:
- EMEK: Türkiye’nin öğretmenlerinin emeğidir.
İktidara muhalif değiller, Türkiye’ye muhalifler.
Seçil Erzan olayıyla ilgili olarak son durum şu:
- Futbolcular ellerini yüzlerini yıkayıp çıktı.
- Banka yetkilileri kendilerini temize çekti.
Seçil Erzan bir dolandırıcı mı, kurban mı?
Ben artık bu sorunun cevabını net olarak şöyle vermeye başladım:
Son zamanlarda sıkça duymaya başladık “feth-i kabir”i.
Bazıları bunu “kabrin fethedilmesi” gibi anlıyor.
Oysa buradaki “fetih” sözcüğü, “açmak” anlamındadır.
Kısacası “feth-i kabir” demek, “mezar açılması” demektir.
Yani gömülmüş bir cesedin, adli inceleme veya otopsi amacıyla mezardan çıkarılması işlemidir.
“Dede bastonu değil o. Bobstil bastonu.”
“Çok büyük ameliyat geçirdi. Yine de iyi görünüyor. Benim kaynım da geçirdi o ameliyatı. Çok daha feciydi durumu.”
“38 yaşındaki kadın için ölmek üzere demişti. Allah’ın sopası yok.”
“Kara Haydar” lakaplı şahısla kaotik düğün töreninde gelin Çağla Öz’ün üzerinde gösterişli bir altın takı vardı.
Bengal tarzı bu takılarda özellikle ince telkari, çiçek/yaprak motifleri ve 22 ayar altın işçiliği öne çıkarmış.
Düğün, gözaltı, operasyon falan derken... En çok kalkütaya ne olduğunu merak ediyordum. Dün bir odunlukta ortaya çıkan altınların arasında kalkütayı da görünce nedense rahatladım.
İlk üç sezonunu izlemiştim bu İsrail dizisinin.
Şaşırtıcı derecede objektif, alabildiğine soğukkanlı biçimde işliyordu bu dizi.
Olaylara Filistinlilerin cephesinden de yaklaşmak gibi bir derdi vardı iyi kötü.
Dördüncü sezonun ardından araya Gazze’deki vahşi soykırım girdi.
İsrail bakış açısıyla çekilmiş bir diziyi, ne kadar objektif olma iddiasında olursa olsun izleyecek derman kalmamış bende.
Bu yüzden bir türlü başlayamadım diziye.
- RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Rize ve ilçelerinde.
- ÖZGÜR ÖZEL: Önce Kars’ta, ardından Üsküdar’da.





