İnsan ruhu neşe, heyecan, huzur kadar öfke, korku, üzüntü gibi duyguları da deneyimlemek üzere tasarlandı. Bu duygular bir sorun, sınır ihlali veya dinlenmek gerektiğini haber veren alarm sistemi gibidir. 

Ancak toksik pozitiflik kültürü bu duyguları hissetmenin 'başarısızlık' veya 'zayıflık' olduğunu söylüyor. Üzülen veya öfkelenen insan çevresinden gelen 'pozitif ol' baskısıyla gülümseyen bir maske takmaya zorlanıyor. Bastırılmış duygular yok olmuyor, bedende birikerek kronik anksiyete, psychosomatik ağrılar ve ani öfke patlamalarına zemin hazırlıyor. 

Zor dönemden geçen birine 'Güzel düşün güzel olsun' gibi motive edici söz söylemek onun yaşadığı acıyı yok saymak anlamına gelebiliyor. Buna psikolojide "duygusal geçersizleştirme" denir. Bu yaklaşım bireyin yalnızlaşmasına neden olur. 

Psikolojik dayanıklılık her durumda pozitif kalmaya çalışmak değil, durumun getirdiği her hissi kabul etmek, olaylardan ders çıkararak ilerleyebilmektir. Bunun için duyguları bastırmamak, öfke veya üzüntüyü yaşamak önemlidir. Aynı zamanda empati kurmak ve 'pozitif ol' baskısı yerine 'Seni duyuyorum, bu süreçte seninleyim' diyebilmek gerekir. 

Günlük Haber Özetiniz

Kasımpaşa 2-2 Beşiktaş Maç Özeti | Müthiş maçta kazanan yok

En Son Haberler