HT Spor ekranlarındaki "Geç Fren" programına konuk olan Toprak Razgatlıoğlu, HT Spor Haber Müdürü Ata Selçuk'un sorularını yanıtladı. Razgatlıoğlu, MotoGP'deki ilk sezonu, WorldSBK ile arasındaki farklar, Ayhancan Güven ile dostluğu ve otomobil tutkusuyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
HT Spor'un yeni programı "Geç Fren"in bu haftaki konuğu Red Bull Sporcusu Toprak Razgatlıoğlu'ydu. Milli motosikletçi Razgatlıoğlu, HT Spor Haber Müdürü Ata Selçuk'un sorularını yanıtladı.
Ata Selçuk: “Geç fren” deyince sende karşılık bulan ilk an ne?
Toprak Razgatlıoğlu: Yani açıkçası hala unutamadığım Alvaro Bautista'ya Barselona'da son virajda atak yapmam, bence unutulmayacak anlardan biri. Çünkü yıllar önce Valentino Rossi de bunu yapmıştı. Daha sonrasında bizim de Superbike'ta böyle bir şey yapmamız büyük ses getirmişti. Özellikle BMW'deyken... Yani bence bu çok güzel bir şey ama tabi bir sürü var. Çoğu rakibimizi geçtiğimiz için bir sürü videolar var ama benim için efsaneleşmiş olan Alvaro Bautista'yı geçtiğimdir.
Toprak Razgatlıoğlu: Cumartesi günü ana yarışta ilk birinciliğimizi aldık. Alvaro Bautista'ya son virajda yaptığımız geçiş ise Pazar günü kısa yarıştaydı. Onda da birinci olmuştuk. Yani böyle efsanevi bir geçişten sonra birinci olmak da gerçekten çok önemli açıkçası. Aslında o geçişi birincilikle tamamlıyorsun. Bence bir geçiş olarak konuşacaksak Ayhancan'ınki daha efsane. Ayhancan, şampiyonluk geçişi, şampiyonluk atağı yaptı ve inanılmaz bir geçişti. Bak, şu an bile tüylerim diken diken oldu.
Ata Selçuk: Ayhancan Güven'e onu sordum. Ayhancan'la seni de aradık, hatırlarsan. Ayhancan dedi ki: “Bazen bazı limitler vardır. Ben zaten orada o limiti geçtiğimi fark ettim ama bazen gözü karartıp bir yere girersin ya... Hani açıklayamıyorum şu an nasıl yaptığımı.” dedi.
Toprak Razgatlıoğlu: Ayhancan'ı ayrı seviyorum. Zaten arkadaşlığımız, kardeşlik gibi. Zamanında Ayhancan Superbike'a gelmişti. O geldiğinde yarışlar biraz şanssız gitmişti. Ondan sonra Ayhancan, “Ben bir daha yarışlara gelmeyeyim” dedi. Yıllar sonra biliyorsunuz, Nürburgring'e Ayhancan'ın yarışına gitmiştim, hem destek amaçlı. Daha sonrasında Ayhancan MotoGP'deyken, “Bir yarışa daha geleyim” dedi ve Çek Cumhuriyeti'ndeki Brno yarışına gelmişti. Orada bu sefer her şey güzel geçti. O yarışı en iyi Yamaha olarak tamamlamıştık. Çok güzel geçmişti, gayet de eğlenmiştik. Şimdi sıra yine bizde ama Ayhancan'ı Japonya yarışlarına falan getiremiyoruz şu an.
Ata Selçuk: Birbirinizi de çok izliyorsunuz bu arada. Onu da biliyorum, Ayhancan anlattı. “Ben Toprak'ın her yarışını izliyorum, o da benim her yarışımı izliyor” dedi. Biz Ayhancan Güven'le yarıştık. Yani yarıştık dediğim, araçların döndüğü bir simülasyonda yarıştık. O simülasyonda da bari bize karşı yapma. De ki, “Bu adamlar gariban; rezil rüsva etmeyeyim...” (Gülerek)
Ata Selçuk: Ralliye ilgin var. Ayrıca Ayhancan'ın yarıştığı dayanıklılık yarışlarına da çok ciddi bir ilgin olduğunu biliyorum. Anladığım kadarıyla biraz daha kapalı kokpit araçları seviyorsun.
Toprak Razgatlıoğlu: Formula 1'i hiç sevmiyorum. Şimdi “sevmiyorum” derken oradaki sürücülere saygı duymuyorum gibi algılanmasın; bunu seyir zevki olarak söylüyorum. Formula 1'de şöyle bir durum var, MotoGP de aslında biraz öyle oldu. Kimin arabası iyiyse o önde oluyor. Tamam, yetenek elbette gerekiyor ama biraz daha iş teknolojiye kaydı. Kim daha iyi bir paket bulursa o zaman çok daha hızlı oluyor. Ayhancan'ların yarışlarını şundan dolayı seviyorum; bana göre gerçek araba kullanıyorlar. Formula 1 ise bambaşka bir dünya.
Ata Selçuk: WorldSBK'da şampiyonluk motivasyonu olan, aracının, daha doğrusu motosikletinin daha zayıf olduğunu bilmene rağmen, "Ya ben geçerim abi." motivasyonunda olan, "Ben bunu başarabilirim." motivasyonunda olan bir isimken, şimdi puan alma odaklı, "En iyi Yamaha olayım." odaklı bir serüvene geçiş yaptın. Ve bunu aslında sen sezon başında değerlendiriyordun. Ama MotoGP'ye başladıktan sonraki hissiyatını merak ediyorum. Mental olarak kolay mı?
Toprak Razgatlıoğlu: Açıkçası değil. Neden? Son iki senedir inanılmaz şeyler başardık WorldSBK'da. En kötü günümüz podyumda geçiyordu. Şimdi öyle bir yerden çıkıp puan almaya çalışmak, yani ilk 15'in içinde bitirmek diyebiliriz, puan almaya çalışmak... Çünkü ilk 15 puan alabiliyor. Bu, yani bana bir şey ifade etmiyor açıkçası. Hiç unutmuyorum. Amerika'da ilk puanımı aldım ve en iyi Yamaha olarak yarışı bitirmiştim. Bana dediler ki, "Mutlu musun, ilk puanını aldın?" Dedim, "Bir puan için açıkçası mutlu değilim." Çünkü "15'inci oldum." dedim. Yani 15'incilik beni mutlu edecek bir şey değil. En iyi Yamaha olarak bitirmek, tabii ki bu birazcık olsa mutlu ediyor beni. Ama bir puan almak, puan benim için hiçbir şey ifade etmiyor açıkçası. Çünkü 15'inci oldum. Puan almak veyahut da 15'inci olmak, 13'üncü olmak açıkçası bir şey ifade etmiyor. Ama en iyi Yamaha olarak bitirmek, bu bizi biraz daha güçlendiriyor orada. O yüzden her zamanki hedefimiz, en iyi Yamaha olarak bitirmeye çalışmak.
Toprak Razgatlıoğlu: Ben çocukken motokrosla başladım ama öyle bir tutkum olmadı hiç. Orayı çok fazla ilerletmedim. Tabii biniyorum, yine motokrosla antrenman yapıyorum ama seviye olarak şu an yarıştığım seviyede değil. Piste daha çok keyif almıştım, o yüzden sadece oradan devam ettim. Motokros falan fark etmez, herhangi bir motora bindikten sonra ben hep mutluyum. Motosikletin üstünde, iki tekerin üzerinde her zaman mutluyum. Araba ise biraz benim için hobi oldu. Gerçekten pistte çok keyif alıyorum. Araba sürerken de çok keyif alıyorum. Özellikle Nürburgring'de Ayhancan'la beraber attığımız turda, videoları görmüşsünüzdür. İnanılmaz keyifliydi. Herkes, “Korkmadın mı?” diyor. Ya şimdi korkacak bir şey yok. Neden? Zaten Ayhancan'ın yanındayım. Bilen bir adamın yanındayım. Kaza yapsak zaten beraber yapıyoruz. Arabadasın, motosiklet gibi değil. Arabayla kaza yaptığında sonuçta bir kokpitin içindesin.
"İlk defa bir yarış arabasına İstanbul Park'ta binmiştim. Çok farklı şundan dolayı çok farklı motosiklet ve arabanın fren noktaları farklı olduğu için farklı hissediyorsun. Şaşırıyorsun arabanın o tepkileri nasıl verdiğine. İleride belki, Rossi gibi arabalarla da yarışma düşüncem var."
Ata Selçuk: Sen orada bile çıtayı yukarı koyduğunu düşünüyorum. Çünkü Quartararo bir kere zaten fabrika takımında yarışıyor. Çok daha tecrübeli, işte takım arkadaşın Jack Miller vesaire. Bunlar MotoGP'de daha önce de oynadılar, oradalar yani. İsimler... Şimdi hani bunu baktığın zaman, senin aslında koyduğun çıta da normalde anormal bir çıta. Ama orada bile aslında hedefi en yükseğe koyma durumun var. Ama anladığım kadarıyla senin en yükseğin zaten birincilik.
Toprak Razgatlıoğlu: Şöyle anlatayım, tabii ki de bu sezonun zor geçeceğini biliyorduk. Ama bu kadar olacağını tahmin edemiyorduk. Çünkü motosikletin bu kadar önemli olduğunu şimdi dışarıdan baktığında göremiyorsun. Superbike'da yarışırken motor en iyi motor değildi. Ama sürücü fark yaratabiliyordu orada. Yani motorun %60 iyiyse, %50 iyiyse sürücü de bir %50, %40 fark yaratabiliyordu orada. Ben yarışın içinde tabii motor çok iyi değil, Ducati'ye göre büyük mücadeleler verdik. Ama ben yarışın içinde geç fren yaparak, herhangi bir şeyler yaparak rakibimle mücadele edebiliyordum. Burada o yok. Daha geç fren yapamıyorsun. Lastik izin vermiyor. Motorun arkası tutunmuyor. Viraj dönmüyor, motor düzlükte yavaş. İşte bunlar böyleyken birazcık aslında dediğim gibi Formula 1 gibi. İki sene önce Red Bull çok iyiydi.
Ata Selçuk: “Ben uzun yol motosikletinden, şaşıracaksınız ama, keyif almıyorum. O rüzgar beni çok fazla yıpratıyor, arabayı tercih ediyorum” diyorsun. Orada da insanlar tabii ki şok oldular. Çünkü motosikletin üstündesin ve herkesin aklına Toprak Razgatlıoğlu deyince motosiklet geliyor.
Toprak Razgatlıoğlu: Uzun yol için motorlarım var bu arada ama araba tercih ediyorum. Rüzgar yemek gerçekten artık bir yerden sonra sıkıcı geliyor. Çünkü zaten motosiklette yarışırken hep rüzgarla mücadele ediyoruz. Şimdi bir yarışım yok, tamamen keyif için motora biniyorum. Niye rüzgar yiyeceğim, kafam ağrıyacak? Yani sevmiyorum, hatta nefret ediyorum açıkçası. Arabayla daha güzel, daha konforlu oluyor. Müziğimi açıyorum, rahat rahat geliyorum. Konfor önemli ya. Yarış ayrı bir şey ama şimdi keyif için biniyorsam konforlu binmem lazım. Tabii ki racing motorlarım da var. Çok nadir biniyorum. Canım istiyor, günlük de binmek istiyorum bazen ama genel olarak tercih ettiğim hep daha konforlu motosikletler oluyor.




