SAMSUN (AA) - Samsun'da Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak, beyin ölümü gerçekleşen hastaların yaklaşık yüzde 20'sinin organlarının bağışlanabildiğini belirterek ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında Samsun Şehir Hastanesi Konferans Salonu'nda "Bağışla Yaşat" paneli düzenlendi.
Panelde konuşan Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, organ bağışının yalnızca bir sağlık hizmeti olmadığını, insan sevgisi ve dayanışmanın göstergesi olduğunu belirtti.
Organ nakli bekleyen binlerce hasta bulunduğuna dikkati çeken Uras, "Her bağış yeni bir hayat, her bilinçli karar yeni bir umut demektir. Organ bağışı sadece bir kişinin değil, ailesinin, çocuklarının ve çevresindekilerin de hayatını değiştiriyor." dedi.
Sağlık çalışanlarının toplumun doğru bilgilendirilmesi ve organ bağışı konusunda farkındalığın artırılmasında önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Uras, özellikle yoğun bakım ve acil servis çalışanlarının bu konudaki duyarlılığının artırılması gerektiğini kaydetti.
- "Organ nakli bekleyen hasta sayısını azaltamıyoruz"
Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak da Türkiye'de yaklaşık 32-33 bin kişinin organ nakli beklediğini, her yıl binlerce nakil gerçekleştirilmesine rağmen bekleme listesindeki hasta sayısının azalmadığını söyledi.
Türkiye'de organ nakillerinin yaklaşık yüzde 80'inin canlı vericilerden yapıldığını belirten Kazak, beyin ölümü gerçekleşen hastalardan organ bağışı alınmasında aile onayının düşük kaldığını ifade etti.
Kazak, "Beyin ölümü tespitlerini yapıyoruz ancak ailelerden organ bağışı konusunda yeterli onayı alamıyoruz. Beyin ölümü gerçekleşen her 100 kişiden yaklaşık 20'sinin organları bağışlanabiliyor. Bu oranı artırmamız gerekiyor." diye konuştu.
Organ bağışına ilişkin kararların aile içinde önceden konuşulmasının önemini vurgulayan Kazak, beyin ölümü ile bitkisel hayatın birbirinden farklı olduğunu ve bu konuda toplumda yanlış bilgilerin bulunduğunu anlattı.
Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Amasya ve Tokat olmak üzere 8 ilin organ bağışı ve nakil faaliyetlerini koordine ettiklerini aktaran Kazak, Organ Bağışı Haftası kapsamında yalnızca Samsun'da 40 ayrı etkinlik gerçekleştirileceğini bildirdi.
Organların nakil bekleyen hastalara kan ve doku uyumu ile tıbbi aciliyet durumuna göre tahsis edildiğini belirten Kazak, vatandaşların e-Devlet ve e-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabildiklerini hatırlattı.
İl Müftü Yardımcısı Ömer Mercan ise organ bağışının dini boyutuna ilişkin bilgi verdi.
İslam dininde insan hayatının korunmasının esas olduğunu belirten Mercan, gerekli şartların sağlanması halinde organ ve doku naklinin dinen caiz olduğunu söyledi.
Mercan, "Bir insanın hayatını kurtarmaya vesile olmak, dinimizde çok büyük bir sevap olarak nitelendirilmektedir." ifadelerini kullandı.
Samsun Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Ulubay da organ bağışı konusunda toplumun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Vatandaşların organ bağışı kararlarını aileleriyle paylaşmalarını isteyen Ulubay, "Lütfen organ bağışı kararınızı sağlığınızda ailenizle ve yakınlarınızla paylaşın. Vefatınızdan sonra organlarınızın bağışlanmasını istediğinizi, bunun sizin iradeniz olduğunu açıkça beyan edin." dedi.
Organ bağışına ilişkin tereddütlerin giderilmesi için sağlık kuruluşları, müftülükler ve medya arasında işbirliğinin artırılması gerektiğini belirten Ulubay, farkındalık çalışmalarının yıl boyunca sürdürülmesi çağrısında bulundu.
- Organ nakli bekleyen Pars: "Bir gün doya doya su içmek istiyorum"
Samsun'da 7 yıldır organ nakli bekleyen Aydın Pars, diyaliz tedavisi nedeniyle günlük yaşamında karşılaştığı zorlukları anlatarak organ bağışı çağrısında bulundu.
Pars, umutla organ nakli beklediğini, diyaliz tedavisi nedeniyle sosyal hayatının büyük ölçüde kısıtlandığını söyledi.
Hastalığından önce gezmeyi çok sevdiğini ancak artık ailesiyle tatile bile gidemediğini anlatan Pars, "Diyalize giriyorum, çok zor süreçler geçiriyoruz. Önümüzdeki sulardan doya doya içemiyoruz. Bir yere gezmeye, tatile gitmek istesek gidemiyoruz. Ben gezmeyi çok seven bir insandım. Bir anda hepsi elinizden gidiyor." dedi.
Tedavi sürecinde eşinin kendisine büyük destek verdiğini belirten Pars, şöyle devam etti:
"Ben de bir gün bu sulardan doya doya içmek, doya doya yemek yemek istiyorum. Ailemle tatile gitmek istiyorum ama gidemiyorum. Bunun için organa ihtiyacım var. Sizlerden duyarlılık bekliyorum."
Kızı 5,5 yaşındayken karaciğer nakli olan Aslıhan Günaydın da uygun donör bulma sürecinde karşılaştıkları güçlükleri katılımcılarla paylaştı.
Program, Fikret Damar'ın müzik dinletisiyle sona erdi.



