Kenya'da devam eden davada geçmişte taksici Paul Nthenge Mackenzie tarikat lideri olarak yargılanıyor. Mackenzie, 191 cinayet, 238 kasten öldürme suçlamasının yanı sıra radikalleşme ve çocuk istismarı suçlamalarıyla karşı karşıya. Hayatını kaybeden çocuklar arasında Karesa’nın 3 çocuğu da bulunuyor. Nisan 2023'te Karesa’nın kızı Rukia'nın cesedi, Shakahola'nın ücra bir ormanındaki toplu bir mezarda, en az 191 çocuğun cesediyle birlikte bulundu. 16 yaşındaki kızın elleri bağlıydı ve açlıktan ölmüştü. Kardeşleri Pilly (13) ve Sarah'nın (10) cesetleri ise henüz teşhis edilemedi.

‘SANKİ KARIMIN İÇİNE BİR ŞEYTAN GİRMİŞTİ’ 

İki yıldan fazla süredir devam eden davanın önümüzdeki günlerde sonuçlanması ve sanıkların cezalarının kesinleşmesi bekleniyor. Davaya bakan hakim Diana Rachel Kavedza, geçtiğimiz hafta davanın sonuçlanmasının geciktiğini belirterek “İlk başlarda bu davayı hafife almıştım. Ancak gelinen noktada bu davanın çok ağır bir dava olduğunu düşünüyorum” dedi. Shakahola Ormanı katliamı olarak tanımlanan toplu intihar vakası, Mackenzie’nin liderliğinde gerçekleşti. Takipçilerine Nisan 2023'te dünyanın sonunun geleceğini söyleyen tarikat lideri, takipçilerinden ölüm orucu tutmalarını istedi. Polisin Shakahola Ormanı yakınlarında bulunan ve halk arasında ‘İsa ile buluşma yeri’ olarak bilinen bölgede yaptığı aramada 429 ceset bulundu. Hayatını kaybedenlerin yarısının açlıktan öldüğü tespit edildi. Bazı bedenlerde ise boğulma ve darp izleri olduğu tespit edildi. Mackenzie, ormanda yaşanan toplu intihar vakası dışında cezaevinde olduğu süre içinde dışarıdaki takipçilerine verdiği mesajlarla 52 kişinin daha ölümüne neden olmakla suçlanıyor.

Boniface Masha Karesa’nın eşi olan Siri Yeri’nin de mahkemesi devam ediyor. Çocuklarına tam olarak ne olduğunu hiçbir zaman açıklamayan kadının eşi, karısı hakkında “Sanki içine şeytan girmişti. Sürekli çocuklarımızın Tanrının yanına gittiğini söylüyordu” şeklinde konuştu.

Sanıklar arasında, Ağustos 2022'de beş çocuğuyla birlikte ormana gittiğinde altıncı çocuğuna hamile olan Joan Bahati de bulunuyor. Çocuklarının babası Steven Mwiti, kaybolan çocuklarından sadece birinin kimliğinin belirlendiğini ve onun da boğularak öldürülmüş olduğunu söyledi. Bahati’nin ormanda doğum yaptığı düşünülüyor olsa da yeni doğmuş bebeğe ilişkin hiçbir iz bulunamadı. Çocukların babası en küçük çocuğunun da diğer çocuklarından üç gün sonra ölmüş olduğunun belirlendiğini söyledi.

EĞİTİMİ, AŞILARI VE VATANDAŞLIK NUMARASINI ŞEYTANİ İLAN ETTİ 

Mackenzie takipçilerine verdiği vaazlarda eğitim sistemini, vatandaşlık numarasını ve aşıları şeytani olarak ilan ederek Covid-19 pandemisinin dünyanın sonu olduğunu söyledi. Steven Mwiti, eşinin bu vaazlardan etkilenerek çocuklarla birlikte evden ayrıldığını söyledi ve eşinin kendisine “Sen zaten şeytanın sembolü olan Huduma numarası (Vatandaşlık numarası) aldın ve ben çocuklarımı kurtarmak istiyorum” dediğini söyledi. Bahati, Mackenzie ile ilk kez 2016 yılında televizyonda karşılaştı. Televizyon yayınlarını izledikçe Mackenzie’nin takipçilerinden birisi olan kadın, bir süre sonra çocuklarını okuldan aldı ve sağlık hizmetlerine erişimlerini engelledi. Bununla yetinmeyen kadın Mackenzie'nin öğretilerine uyarak doğum kontrol yöntemlerini de bıraktı ve Mwiti'nin söylediğine göre, tıbbi kontroller veya tedavi olmadan her yıl doğum yapmaya başladı. 

Aile üyelerinin tüm engel olma çabasına rağmen Mackenzie’yi dinlemeye devam etti. Karısına engel olamayan Mwiti, eşine çocukları evde bırakarak istediği yere gidebileceğini söyledi. Ancak Bahati, eşinin söylediklerini dikkate almayarak çocukları da alarak evden kaçtı. Dört ay sonra eşi Mwiti’den para istedi. Mwit, para göndermeyi reddederek çocuklar için yemek getireceğini söyledi. Çocuklarını bulmak için tarikat köyüne giden Mwiti, köyde gördüklerini “Yetersiz beslenmiş insanlarla karşılaştık. Mackenzie'nin evine nasıl gideceğimizi sorduğumuzda cevap vermediler. Çocuklar gördük ve kaçtılar” dedi.

“Saatlerce süren aramanın ardından Mackenzie'nin evini bulduk. Kapıyı çaldık ama yanıt alamadık. Bahçeye çitleri kaldırarak girdik. İçeri girdiğimizde, yaklaşık 70 çocuk ve 30 kadar kadın bulduk, hepsi de tıraş edilmişti ve içeride kilitliydiler." - Steven Mwiti

Köyden ayrıldıktan sonra durumu polise ihbar ettiğini söyleyen Mwiti, polisin Mackenzie bıktığını ve bundan dolayı ihbarı ciddiye almadığını belirterek “Shakahola'ya gittiğimi ve insanların korkunç durumda olduğunu, çocukların rehin tutulduğunu gördüğümü söyledim. Bana sakin olmam gerektiğini söylediler ve hiçbir şey yapmadılar" dedi. Polis ve hükümet, katliam olarak nitelnen toplu intihar vakasını önlemek için yeterince erken harekete geçmedikleri gerekçesiyle ağır eleştirilere maruz kaldı. Mackenzie defalarca tutuklandı ancak delil yetersizliği nedeniyle serbest bırakıldı. Mart 2017'de polis, Mackenzie'nin mülküne yaptığı baskında, tamamı okula gitmeyen 43 çocuk buldu.

İçişleri Bakanı Kipchumba Murkomen, hükümetin başarısızlığını kabul ederek “Belirli kişilerin suçlu olup olmadığını henüz söyleyemeyiz. Yeterli kanıtımız olana kadar o dönemde görev yapanları suçlamak istemiyorum. Bu katliam asla yaşanmamalıydı. Bu, hükümetin vatandaşlarını koruyamaması sonucu meydana gelen bir başarısızlıktı.” dedi. 

Savunma makamı mahkemenin toplu ceza yerine her bir adam öldürme vakasını ayrı ayrı ele almasını umarken, bu durumun gerçekleşmesi halinde Mackenzie’nin takipçilerinin bir kısmının serbest kalma ihtimali bulunuyor. Polis yetkililerinin “Eşleriniz serbest kalırsa onları tekrar kabul eder misiniz?” sorusuna, altı çocuğunu bu felakette kaybeden Steven Mwiti, “Birisi altı masum çocuğunuzu öldürdüyse onları nasıl affedip eve alabilirsiniz? Asla affedemem, onunla karşılaşmak bile istemiyorum yoksa sonunda ben hapse girerim” diyerek eşinin tahliyesinden önce Malindi’yi terk etmeyi planladığını belirtti. İçini yakan acıyı, “Sokakta çocuklarıma benzeyen bir çocuk gördüğümde hıçkıra hıçkıra ağlıyorum” sözleriyle dile getiren ve hâlâ çocuklarını ormana götüren eşine “Madem bu yolun cennete gittiğine inanıyordun, neden çocuklarım gitti de sen hâlâ buradasın? Şimdi bu yolun bir yalan olduğuna inanıyor musun?” sorusunu sormak istediğini ifade eden Mwiti, eşini asla affetmeyeceğini vurguladı.