Avrupa’nın alıştığı kışlar hiç beklenmedik bir değişimle karşı karşıya. Atlantik’in derinliklerinde yaşanan sessiz hareketlilik, bilim insanlarının dikkatini giderek daha fazla çekmeye başladı.

Şimdilik günlük hayatta fark edilmesi kolay olmayan bu değişimin, işler tersine dönerse Avrupa’nın sıcaklık ve yağış düzenini ciddi biçimde etkileyebileceği belirtiliyor. Üstelik uzmanların takip ettiği işaretlerden biri, okyanusun ortasında ortaya çıkan sıra dışı bir bölge.

Peki Atlantik’te ne oluyor ve Avrupa’nın hava durumu neden bu kadar yakından ilgileniyor? Türkiye’de yaşanacak kışı nasıl etkileyecek?

Bilim dünyasındaki tartışmaların merkezinde, Grönland’ın güneyi ile İzlanda çevresinde bulunan ve çevresindeki sulara kıyasla belirgin şekilde daha soğuk olan geniş bir bölge yer alıyor. ‘Soğuk leke’ olarak adlandırılan bu alan, son dönemde Atlantik’teki büyük okyanus dolaşımının geleceği açısından yakından takip ediliyor.

Bu yıl yayımlanan bir çalışma da bu soğuk bölgenin, daha zayıf bir okyanus dolaşımıyla bağlantılı olabileceğine ilişkin yeni bulgular ortaya koydu. Söz konusu bölge, dünyanın geri kalanının büyük bölümünde sıcaklıklar yükselirken Atlantik’in belirli bir kısmının farklı davranması nedeniyle özellikle dikkat çekiyor.

AVRUPA’NIN İKLİMİNİ ETKİLEYEN DEV SİSTEM

Atlantik Meridyenel Devridaim Dolaşımı yani AMOC, Atlantik Okyanusu boyunca dev bir ısı taşıma sistemi gibi çalışıyor. Tropikal bölgelerde ısınan deniz suyu kuzeye doğru taşınırken, Kuzey Atlantik’te soğuyan ve yoğunlaşan su derinlere doğru ilerliyor.

Bu dev dolaşım sistemi Avrupa’nın ikliminde önemli bir rol oynuyor. Özellikle Kuzey Avrupa’nın görece ılıman koşullarında Atlantik’ten taşınan ısının önemli bir etkisi bulunuyor. Met Office’e göre iklim modelleri, küresel ısınmanın etkisiyle AMOC’un 21. yüzyıl boyunca zayıflamasının çok muhtemel olduğunu gösteriyor.

Sorun ise bu sistemin ne kadar zayıflayacağı ve gelecekte kritik bir eşik aşıp aşmayacağı. Çünkü okyanusların ısınması, yağışların artması ve buzulların erimesi Atlantik’e daha fazla tatlı su taşıyor. Bu durum, Kuzey Atlantik’teki suyun yoğunluğunu değiştirerek derinlere doğru batmasını zorlaştırabiliyor. Böylece dev dolaşım sisteminin yavaşlaması mümkün hale geliyor.

AVRUPA İÇİN ‘BUZUL ÇAĞI KIŞLARI’ UYARISI

AMOC’un ciddi biçimde yavaşlaması halinde Avrupa’da yalnızca sıcaklıkların değişmesi beklenmiyor. Yağış düzenleri, fırtınalar, deniz seviyesi ve mevsimsel hava koşulları da bundan etkilenebilir.

Özellikle Kuzey ve Batı Avrupa açısından kış sıcaklıklarında belirgin değişimler gündeme gelebilir. Yaz aylarında ise bazı bölgelerde yağış düzeninin bozulması ve kuraklık riskinin artması mümkün. Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bilim insanları, AMOC’un zayıflaması ile bir anda Avrupa’yı donduracak ‘buzul çağı’ senaryosunu birbirinden ayırıyor.

TÜRKİYE İÇİN ASIL RİSK SOĞUMA DEĞİL, TEHLİKE DAHA FARKLI

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Atlantik Okyanusu’nda Grönland’ın güneyinde görülen ve ‘soğuk leke’ olarak adlandırılan bölgenin, Atlantik Meridyonel Devrilme Dolaşımı’nın (AMOC) zayıflamasıyla uyumlu önemli bir gösterge olduğunu belirtti.

Ancak bu durumun tek başına okyanus dolaşımının çöküşe geçtiğini kanıtlamadığını vurgulayan Yavaşlı, Türkiye açısından asıl riskin dondurucu kışlardan ziyade değişen atmosfer dolaşımı, yağış rejimindeki düzensizlikler ve kuraklık baskısı olacağını ifade etti.

Soğuk lekenin ortaya çıkışında okyanusun taşıdığı ısıdaki değişimlerin önemli rol oynadığını belirten Yavaşlı, “Dünyanın ve okyanusların büyük bölümü ısınırken buranın uzun dönemli kayıtlarda buna aykırı davranması dikkat çekici. Bunun en makul açıklamalarından biri, AMOC’un kuzeye taşıdığı ısının azalması. Son yıllarda yapılan çalışmalar da bu soğuk bölgenin yalnızca atmosferdeki geçici hava koşullarıyla açıklanamayacağını, okyanusun taşıdığı ısıdaki değişimlerin önemli rol oynadığını gösteriyor. Bu nedenle soğuk leke, AMOC zayıflamasıyla uyumlu önemli bir ‘parmak izi’ olarak kabul ediliyor” dedi.

TÜRKİYE İÇİN DONDURUCU KIŞ SENARYOSU DOĞRU DEĞİL AMA…

AMOC’un belirgin biçimde zayıflamasının Türkiye’de küresel ısınmayı tersine çevireceği yönündeki değerlendirmelerin yanıltıcı olabileceğini belirten Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Avrupa’da beklenen iklim değişikliklerinin Türkiye’ye aynı biçimde yansımayacağını ifade etti.

Atlantik’in ısı taşıma etkisinin okyanustan uzaklaşıldıkça azalacağını vurgulayan Yavaşlı, birçok iklim modelinde Avrupa’nın güneyi ve doğusunun ısınmayı sürdürdüğüne dikkati çekti.

Yavaşlı, Türkiye açısından risklerin değerlendirilmesinde yalnızca ortalama sıcaklıklara odaklanılmaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Önce yaygın bir yanlış anlamayı düzeltmek gerekiyor. AMOC’un zayıflaması Türkiye için ısınmanın tersine dönmesi anlamına gelmiyor. Haberlere konu olan dondurucu kış senaryoları ağırlıklı olarak İngiltere, İskandinavya ve Kuzeybatı Avrupa’yı ilgilendiriyor. Atlantik’ten uzaklaştıkça okyanus dolaşımının doğrudan ısıtıcı etkisi azalıyor. AMOC’u zayıflatan çok sayıda iklim modelinde Avrupa’nın güneyi ve doğusu ısınmaya devam ediyor; yalnızca ısınma biraz daha yavaş ilerliyor. Türkiye açısından asıl risk sıcaklık ortalamasından çok atmosfer dolaşımının değişmesinde yatıyor.”

MARMARA VE KARADENİZ’DE SOĞUK HAVA ATAKLARI ETKİLİ OLABİLİR

AMOC’taki zayıflamanın Türkiye’ye olası etkilerinden birinin kış aylarında atmosfer dolaşımındaki değişiklikler üzerinden ortaya çıkabileceğini dile getiren Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Kuzey Atlantik Salınımı ile jet akımı ve Atlantik fırtına kuşağındaki değişimlerin önem taşıdığını kaydetti.

2025 yılında Climate Dynamics dergisinde yayımlanan bir çalışmada, AMOC’un daha fazla zayıfladığı modellerde kışın Kuzey Atlantik Salınımı’nın pozitif evresinin daha sık görüldüğünün belirtildiğini aktaran Yavaşlı, bu modellerde Atlantik fırtına kuşağı ve jet akımının da güçlendiğini ifade etti.

Türkiye’nin bu atmosferik sistemin farklı etkilerinin görülebileceği bir konumda bulunduğunu belirten Yavaşlı, özellikle Marmara ve Karadeniz bölgelerinde Balkanlar ve Doğu Avrupa üzerinden gelen soğuk hava girişlerinin önem kazanabileceğini söyledi:

“AMOC’u daha fazla zayıflatan modellerde kışın Kuzey Atlantik Salınımı’nın pozitif evresinin sıklaştığı, Atlantik fırtına kuşağı ve jet akımının da güçlendiği görülüyor. Türkiye bu salınımın tam ters ucunda yer alıyor. Kışlar açısından bunun anlamı, mevcut küresel ısınmaya rağmen bazı yıllarda daha güçlü soğuk hava ataklarının, daha büyük günlük sıcaklık dalgalanmalarının ve sert kış olaylarının görülme olasılığının artması olabilir. Özellikle Marmara ve Karadeniz’de Balkanlar ve Doğu Avrupa üzerinden gelen soğuk hava girişleri önem kazanabilir. Ancak buradan kış ortalamalarının kesin olarak bugünkünden daha soğuk olacağı sonucunu çıkarmak doğru değil. AMOC’un etkisi ile sera gazlarının oluşturduğu ısınma birbirine zıt yönde çalışacak; ortaya çıkacak net sonuç ise AMOC’un ne ölçüde zayıfladığına bağlı olacak.”

“TÜRKİYE İÇİN YAĞIŞ VE KURAKLIK MESELESİ DAHA KRİTİK”

Türkiye açısından AMOC zayıflamasının olası sonuçlarını değerlendirirken yağış rejimi ve kuraklık riskinin sıcaklık değişimlerinden daha kritik olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, özellikle Akdeniz çevresinin iklim değişikliğine bağlı kuraklaşma baskısı altında bulunduğuna işaret etti.

 AMOC’un çok güçlü biçimde zayıfladığı veya çöktüğü senaryolarda Avrupa genelinde yağışların azalabileceğini ve kuraklık riskinin artabileceğini gösteren çalışmalar bulunduğunu aktaran Yavaşlı, Türkiye’nin de bu gelişmelerin etkileri bakımından yakından izlenmesi gerektiğini kaydetti ve şu bilgileri paylaştı:

“Türkiye için yağış ve kuraklık meselesini sıcaklıktan daha kritik görüyorum. Son çalışmalar, AMOC’un çok güçlü biçimde zayıfladığı ya da çöktüğü senaryolarda Avrupa genelinde yağışın azalabileceğini ve kuraklık riskinin artabileceğini gösteriyor. Özellikle Akdeniz çevresi, zaten iklim değişikliğinin kuraklaşma baskısı altında olduğu için en hassas alanlardan biri. Türkiye açısından da yağışların ne zaman, hangi sıklıkta ve ne kadar düştüğü büyük önem taşıyor. Bu nedenle yalnızca sıcaklık ortalamalarına bakmak, iklim risklerinin tamamını anlamak için yeterli değil.”

AMOC’taki büyük değişimler yalnızca atmosferdeki sıcaklık ve yağış düzenlerini etkilemiyor. Deniz seviyeleri açısından da önemli sonuçlar ortaya çıkabilir. Hollanda Kraliyet Meteoroloji Enstitüsü’nün bu yıl yayımladığı bir araştırmaya göre, AMOC’un tamamen durması senaryosunda Hollanda kıyıları boyunca deniz seviyesindeki yükselme mevcut iklim değişikliğinin üzerine ek bir baskı oluşturabilir.

Çalışma, böyle bir durumda Kuzey Denizi’nde deniz seviyesindeki artış hızının belirgin biçimde yükselebileceğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle AMOC konusu yalnızca “Avrupa daha mı soğuk olacak?” sorusundan ibaret değil. Kıyı kentleri, tarım alanları, enerji sistemleri ve altyapı da olası değişimlerden etkilenebilecek alanlar arasında bulunuyor.