Dünya, küresel iklim sistemini etkileyebilecek olağanüstü güçlü bir El Nino sürecinden geçiyor. Pasifik Okyanusu’ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesiyle bağlantılı olan bu doğal iklim olayı, atmosferdeki hava dolaşımını değiştirerek dünyanın farklı bölgelerinde sıcaklık ve yağış düzenlerini etkileyebiliyor. Uzmanlara göre bu yıl gelişen El Nino’nun gücü, şimdiye kadar gözlemlenen en güçlü örnekler arasında yer alabilir.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), geçtiğimiz günlerde yayımladığı değerlendirmede mevcut El Nino olayının Şubat 2027’ye kadar sürmesinin beklendiğini ve en az 1950’den bu yana görülen en güçlü olaylardan biri olabileceğini bildirdi. Tahminlere göre, Ekvatoral Pasifik’in orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki artışın ekim-aralık döneminde normalin 3,7 derece üzerine çıkması bekleniyor.

Bu değer gerçekleşirse, önceki güçlü El Nino dönemlerinde kaydedilen seviyelerin aşılması söz konusu olacak. El Nino, Pasifik Okyanusu’nun tropikal kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan doğal bir iklim olayı. Normal koşullarda sıcak suları Pasifik’in batısına, Avustralya ve çevresine taşıyan ticaret rüzgarlarının zayıflaması veya yön değiştirmesi, sıcak suyun okyanusun orta ve doğu kesimlerinde birikmesine neden oluyor.

Okyanusta depolanan ısının atmosfere aktarılması ise küresel sıcaklıkları ve hava dolaşımını etkiliyor. Bu değişimlerin sonuçları dünyanın her bölgesinde aynı şekilde görülmüyor. El Nino bazı bölgelerde yağışların azalmasına ve kuraklık riskinin yükselmesine neden olabilirken, başka bölgelerde yoğun yağışları ve sel riskini artırabiliyor.

Tropikal fırtınaların gelişimi, muson yağışları ve mevsimsel sıcaklıklar da bu süreçten etkilenebiliyor. İngiltere Meteoroloji Kurumu Met Office, Eylül 2026’da yayımladığı değerlendirmede, gelişmekte olan El Nino’nun gözlem kayıtlarında daha önce görülen seviyeleri aştığını bildirdi. Kurum, olayın küresel hava düzenleri üzerinde geniş kapsamlı etkiler yaratabileceğini, ancak El Nino’nun büyüklüğü ile ortaya çıkacak bölgesel etkilerin şiddeti arasındaki ilişkinin bilim insanları tarafından izlenmeye devam ettiğini belirtti.

El Nino’nun olası sonuçları yalnızca sıcaklık ve yağış değişimleriyle sınırlı değil. Şiddetli hava olaylarının etkili olduğu bölgelerde elektrik şebekeleri, iletişim altyapısı ve günlük yaşamı sürdüren temel hizmetler de risk altında kalabiliyor. Kuvvetli rüzgarların ağaçları elektrik hatlarına devirmesi, yıldırım düşmesi ve sel nedeniyle altyapının zarar görmesi, geniş çaplı kesintilere yol açabiliyor.

İngiltere merkezli Uswitch tarafından yayımlanan yeni araştırma, bu riskin günlük yaşama nasıl yansıyabileceğini ortaya koyan örneklerden biri oldu. Araştırmaya göre, geçen yıl İngiltere’de yaklaşık 26,7 milyon kişi geniş bant internet bağlantısını kaybetti. Elektrik kesintileri ise internet hizmetlerinde yaşanan kesintilerin yüzde 41’ine katkıda bulunarak en önemli nedenlerden biri haline geldi.

Uswitch geniş bant uzmanı Max Beckett, internet bağlantısının güvenilirliğinin büyük ölçüde elektrik altyapısının kesintisiz çalışmasına bağlı olduğunu belirtti. Beckett, elektrik kesintilerinin artık kullanıcıların internet erişimini kaybetmesindeki başlıca nedenlerden biri olduğunu vurgulayarak vatandaşlara cep telefonlarını şarjlı tutmaları ve sabit hat hizmetleri için yedek batarya seçeneklerini araştırmaları tavsiyesinde bulundu.

Araştırma, şiddetli hava koşullarının iletişim hizmetleri üzerindeki etkisini de gözler önüne serdi. Geçen yıl İngiltere’de yaklaşık 4 milyon yetişkinin fırtına, sel veya diğer olumsuz hava koşulları nedeniyle internet bağlantısını kaybettiği bildirildi. Elektrik kesintisinden etkilenen 17,6 milyon kişinin ise üç saat veya daha uzun süre bağlantısız kaldığı aktarıldı.

Elektrik kesintilerinin uzun süre devam etmesi, özellikle büyük fırtınalarda önemli bir sorun haline gelebiliyor. İngiltere’de 2021 yılında etkili olan Arwen Fırtınası nedeniyle bir milyondan fazla evin elektriği kesilmişti. Enerji düzenleyici kurumu Ofgem’in verilerine göre, yaklaşık 400 bin müşteri üç günden fazla, yaklaşık 4 bin müşteri ise bir haftadan uzun süre elektriksiz kalmıştı.

Ofgem, kesintilerin önemli bir bölümünün kuvvetli rüzgarların ağaçları ve dalları elektrik hatlarına sürüklemesi sonucu meydana geldiğini bildirmişti. Kurum ayrıca, iklim değişikliğinin etkileri hissedildikçe şiddetli hava olaylarının daha yaygın hale gelebileceğine dikkat çekerek elektrik dağıtım şirketlerinin bu tür durumlara karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurgulamıştı.

Bu örnekler, aşırı hava olaylarının yalnızca doğrudan can ve mal güvenliği açısından değil, elektrik ve iletişim gibi temel hizmetlerin devamlılığı bakımından da önem taşıdığını gösteriyor. Bununla birlikte, İngiltere’de yaşanan kesintiler El Nino’nun doğrudan sonucu olarak değerlendirilemez; söz konusu veriler, şiddetli hava koşullarının altyapı üzerindeki olası etkilerine ilişkin bir örnek niteliği taşıyor.

El Nino’nun önümüzdeki aylarda nasıl gelişeceği ve farklı bölgelerde hangi sonuçları doğuracağı, meteoroloji kuruluşları tarafından yakından izleniyor. Mevsimlik tahminler genel eğilimlere ilişkin bilgi verirken, belirli bir fırtınanın ne zaman ve nerede meydana geleceğini aylar öncesinden kesin olarak ortaya koyamıyor.

Uzmanlar, olası aşırı hava koşullarına karşı yerel meteoroloji ve afet yönetimi kurumlarının uyarılarının takip edilmesini, elektrik kesintilerine karşı temel ihtiyaçların önceden planlanmasını öneriyor. Elektronik cihazların şarjlı tutulması, taşınabilir şarj cihazlarının hazır bulundurulması ve ihtiyaç halinde kullanılabilecek alternatif iletişim yöntemlerinin değerlendirilmesi de alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.

Mevcut tahminler, güçlü El Nino olayının küresel sıcaklıklar ve bölgesel hava düzenleri üzerindeki etkilerinin önümüzdeki aylarda daha belirgin hale gelebileceğine işaret ediyor. Bilim insanları ise asıl belirleyici unsurun yalnızca okyanustaki sıcaklık artışı değil, bu doğal iklim olayının küresel ısınma ve diğer atmosferik koşullarla nasıl etkileşime gireceği olacağını vurguluyor.