"Türkiye'yle Portekiz arasında özellikle son dönemde fevkalade olumlu bir gündem gelişiyor. Portekiz Meclis Başkanı, değerli mevkidaşım Sayın Branko, bu sene 20 Ocak'ta Türkiye'yi resmi ziyarette bulunmuştu. Ardından da NATO Meclis Başkanları Toplantısı çerçevesinde Türkiye'ye geldi. Orada yine bir ikili görüşme gerçekleştirdik. Tabiri caizse ben de bir iade-i ziyaret olarak buraya geldim. Parlamentodan, iktidar ve muhalefet partilerinden milletvekili arkadaşlarımızla birlikte son derece verimli, son derece yararlı bir görüşme burada yapılmış oldu. Hem baş başa hem heyetler arası görüşmelerdi. Bu anlamda Türkiye ile Portekiz arasında çok farklı alanlarda işbirliği imkanları mümkün. Bunların üzerinde konuştuk. Savunma sanayii başta olmak üzere ticaret alanında yapılabilecekler, yatırım imkanlarının arttırılması, karşılıklı olarak kültürel işbirliklerinin, turizm alanındaki işbirliklerinin arttırılması gibi birçok konuyu ele aldık. İkili konuların yanı sıra her iki ülkenin parlamentoları arasında bir mutabakat zaptı imzalandı. Bundan sonra da gelişecek olan ilişkilerimizin ahdi zeminini oluşturacak bir hukuk çerçevesi ortaya koymuş olduk. Bütün bunların Türkiye ile Portekiz arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun yüzüncü yılına denk gelmiş olması da ayrıca önemli bir motivasyon nedenidir. Şunu da büyük bir memnuniyetle bir kere daha görmüş olduk ki birçok uluslararası konudaki yaklaşımlarımız Portekiz'le büyük oranda örtüşmektedir. Örneğin Filistin meselesine, Filistin'de İsrail'in işlediği suçlar meselesine, oradaki devam etmekte olan soykırıma karşı atılabilecek adımlar ya da alınacak tedbirler konusunda çok yakın görüşlere sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Ayrıca tabii burada bir de çok parçalı bir siyasi yapı var. Yani İsrail'i destekleyen gruplar var, özellikle aşırı sağ. Ama sosyalist ve sosyal demokrat olanlarla merkez partiler daha çok Filistin'e ve Filistin halkına destek veriyorlar. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz sene Birleşmiş Milletler marjında ciddi bir şekilde Filistin devletini tanıdılar. Bu sene de Filistin'in işgal edilen bölgelerindeki Yahudi yerleşimcilerin ticaretlerine karşı ambargo konulması konusundaki sekiz ülkenin ortak kararlarına destek verdiler, oraya da imza koydular. Dolayısıyla bu konular, Amerika ve İsrail'in İran'a karşı gerçekleştirdiği saldırılar ve orada Hürmüz üzerindeki gerilimler, bunları konuşma imkanımız oldu. Yine Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa için çok önemli bir güvenlik tehdidi olan bu savaşın nasıl bitirilebileceği, Türkiye'nin ortaya koyduğu bu arabuluculuk rolünün nasıl geliştirilebileceği ve Avrupa ülkelerinin burada ne şekilde müdahale edebileceği konusunda fikirlerimizi mütalaa ettik. Bizim için son derece verimli, son derece yapıcı bir görüşme oldu. Ümit ederim ki iki ülkenin bundan sonraki ilişkilerine de kazan-kazan prensibi çerçevesinde çok ciddi destek sağlayacaktır.

Şimdi tabii öncelikle Mecliste bir araştırma komisyonunun kurulabilmesi için partilerin bu konuda bir kararlılık ortaya koymaları ve kabul etmeleri lazım. Ama ondan evvel gerçekten bu oldukça vahim bir konudur. Hiçbir şekilde tolere edilebilecek bir iş değildir. Gariban insanların üç-beş kuruş helal paralarıyla biriktirdikleri ve üç-beş kuruş kâr elde ederim diye borsaya koydukları paralar üzerinden birileri eğer haksız kazanç elde ettiyse, birtakım içeriden aldıkları bilgilerle haksız sonuçları elde ettilerse, büyük paralar kazandılarsa kimse, kim olursa olsun, nereye uzanırsa uzansın bunların mutlaka ortaya çıkarılması ve bunların hesabının sorulması lazım.

Türkiye'de son zamanlarda görülmüş en önemli skandallardan, en önemli krizlerden birisidir. Tabii bu meselenin daha evvel de ifade ettim, medyada da yer aldı. Çok önemli bir konusu, tarafı da ekonomik güvenlikle ilgili meseledir. Yani böyle krize dayanıksız birtakım fon yapılanmaları gibi, ekonomik sistemdeki bazı açıklar gibi konular gündeme gelirse bu, yerli ve yabancı yatırımcının Türk ekonomisine olan güvenini sarsar ve bundan çok çok daha büyük zararlar elde ederiz. Onun için diyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımızın tavrı doğrudur ve sonuna kadar gidilmelidir. Biz de sonuna kadar bu tavrı destekliyoruz. Bu affedilecek, ihmal edilecek, küçük görülecek bir iş değildir. Sonuna kadar bunun gidilmesi ve hesabının sorulması lazım.