Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü Prof. Dr. Emine Özmete, "çağın pandemisi" olarak ifade edilen yalnızlık nedeniyle yaşlıların dijital bağımlılık riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Özmete, "1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü" dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Yaşlılar Günü'nün bu yılki temasının "uzun yaşam çağında sistemleri yeniden düşünmek" olduğunu hatırlattı.

Türkiye için yeniden düşünülmesi gereken sistemin "mahalle ölçeğinde aile ve toplum temelli bakım modeli" olduğunu dile getiren Özmete, "Çünkü veriler, ülkemizde yaşlı bakımının mahalle ölçeğine taşınması gerektiğini gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de 1 milyon 836 bin 496 yaşlının tek başına yaşadığını, bunların dörtte üçünün kadınlardan oluştuğunu belirten Özmete, şunları kaydetti:

" Türkiye'de 2002 yılında 72,5 yıl olan doğuşta beklenen ortalama yaşam süresi, 2013 yılına kadar seyreden yükselme ile 78 yıl olmuştur. Doğuşta beklenen yaşam süresi 2019 ve 2022 yılları arasında dünyadaki Kovid-19 salgınının da etkisiyle 77,7 yıla düşmüş ve 2024 yılı itibarıyla 78,1 yıla yükselmiştir. Doğurganlık hızının azalması ve 1,41'e düşmesi ile birlikte iyice küçülen aile, yaşlı aile bireyi ile yakın mesafede yaşasa da yaşlı bakımında kurumsal hizmetlere gün geçtikçe daha fazla ihtiyaç duymaktadır."

Özmete, Türkiye Yaşlı Profili Araştırması verilerine göre, Türkiye'de 50 yaş ve üzerindeki bireylerin bakım tercihlerinde evde bakım ve gündüzlü bakım hizmetlerinden yararlanarak kendi evlerinde yaşamayı sürdürmenin kadınlarda yüzde 53, erkeklerde ise yüzde 56,5 ile ilk sırada yer aldığını dile getirdi.

?"İnternet kullanımı yaşlılarda beş yılda ikiye katlandı"

Türkiye'de her dört yaşlıdan üçünün çocuğuyla aynı şehirde yaşadığını belirten Özmete, geniş aileden çekirdek aileye geçiş yaşanmasına rağmen ailelerin halen yaşlı yakınlarına destek olabilecek mesafede bulunduğunu ifade etti.

Aile ve yaşlı arasındaki mevcut ağın görünür hale getirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Özmete, bu ağın dışında kalan, aynı ilde çocuğu bulunmayan yalnız yaşlılarla da sürekli temas kurulması gerektiğini söyledi.

Geniş aileden çekirdek aileye geçişte en önemli bağın dijital araçlar olduğuna dikkati çeken Özmete, "Toplumla ve aile ile temasın sürmesi için yaşlılar bu aracı beklenenden hızlı benimsemektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre internet kullanan 65-74 yaş grubundaki bireylerin oranı 2020'de yüzde 27,1 iken 2025'te yüzde 53,2'ye yükseldi, beş yılda ikiye katlandı." dedi.

"Özellikle çağın pandemisi olarak ifade edilen yalnızlık nedeniyle yaşlılar dijital bağımlılık riskiyle karşı karşıya. Yaşlıların dijital ortamlarda, daha çok sosyal medya mecralarındaki akışlarda zaman geçirdikleri, online bankacılık, çevrim içi sağlık randevuları gibi yaşamı kolaylaştırıcı dijital becerileri yeterince kazanamadıkları değerlendirilmektedir. Yaşlılarda yapay zekaya da yönelim vardır. Bu durum özellikle sağlık alanında yanıltıcı veya doğrulanmamış bilgiye maruz kalma riskini artırabilmektedir."

?"Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı yükseliyor"

Türkiye'nin hızla yaşlanan ülkeler arasında olduğuna dikkati çeken Özmete, "Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve üzerindeki yaştaki nüfus, 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişi iken son beş yılda yüzde 20,5 artarak 2025 yılında 9 milyon 583 bin 59 kişi olmuştur." ifadelerini kullandı.

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2020'de yüzde 9,5 iken, 2025'te yüzde 11,1'e yükseldiğini belirten Özmete, şunları kaydetti:

"Ülkemizde aktif ve sağlıklı yaş almayı destekleyen programlardan, gündüzlü yaşam merkezlerine, evde bakım ve destek hizmetlerinden yatılı rehabilitasyon merkezlerine ve palyatif bakıma kadar birçok hizmete bütünleşik yaklaşımla sosyal ve sağlık yönlerini entegre eden bir şekilde ihtiyaç duyulmaktadır."