1. İkisi de aileden ve kökten denizci. İkisi de çok iyi eğitim almış, alanlarında başarılı olmuş isimler.
İkisi de deniz ticaretini, Mavi Vatan’ı ve çevreyi önemseyen isimler.
Dr. Şadan Kaptanoğlu ve şu andaki Başkan Yardımcısı Recep Düzgit...
Ben bu yarışa aynı zamanda bir amatör denizci ve kaptan olarak da bakıyorum.
Elbette deniz ticaretinde önemli sorunlar var.
Bu adaylar amatör denizciliğin de sorunlarına eğilsinler.
Çünkü şu anda amatör denizcilik ve deniz turizmi çok zor bir dönemden geçiyor.
Marina fiyatlarından tutun, yoğun kontrollere kadar Yunanistan’ın bizim pastamızı yediğini biliyoruz.
Bütün bu nedenlerle yeni seçilecek başkan ve yönetimin amatör denizcilik, tekne kiralama ve deniz turizmine önem vereceğini umuyorum.
Dün denizlerde yükselen savunma sanayimizi yazmış ve son cümle olarak şöyle demiştim:
“Elbette deniz ticaretimizi de yazacağım...”
Tesadüf bu hafta önemli bir seçime gidiyoruz.
Deniz Ticaret Odası’ındaki seçim denizciliğe yakışır bir dostluk ve saygıyla geçiyor.
Denizde “yardım”, “nezaket” ve “dostluk” önemlidir.
Gerçekten de her iki adayın da konuşmalarını, hedeflerini baştan sona okudum ve izledim.
Tam bir “denizci nezaketi” içerisinde gidiyorlar.
Şimdi sırasıyla adayları anlatmak istiyorum.
Ve elbette “kadınlara öncelik” diyorum:
2. ŞADAN HANIM’IN “DENİZDE YENİ ROTA”SI
Dr. Şadan Kaptanoğlu Türk denizciliğinin köklü armatörlerinden Kaptanoğlu ailesinden geliyor.
Çok iyi eğitim almış, uluslararası denizcilikte önemli görevler yapmış bir isim.
İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun olduktan sonra Bayes Business School’da denizcilik, finans ve ticaret alanında yüksek lisans, De Montfort Üniversitesi’nde doktora yapmış.
Daha sonra da Kaptanoğlu ailesinin bütün denizcilik dallarında çalışmış. Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi Başkanlığı yapmış.
Şadan Hanım’ın hedefleri büyük. Paylaşımcı ve şeffaf bir yönetim öneriyor.
-Türk denizciliğinin küresel sistemdeki temsilini artırmak.
-Güçlü, kapsayıcı ve hesap verebilir bir yönetim.
-Bu kapsamda bir fikir ve eylem devrimi.
-Mavi Vatan’ı korumak ve mavi ekonomiyi sağlamak.
-Türk deniz ticaretinin kapasitesini artırmak.
“Bu kadar markalaştık ama sesimiz duyulmuyor. Bunu değiştirmek zorundayız” diyen Kaptanoğlu ayrıca; “Hepimiz kendi rotamızdayız ama aynı akıntıyla karşı karşıyayız. Farklı rotalardaki bu akıntıyı birlikte okuyabilen sektörler kazanacak. Okuyamayanlarsa bu akıntıda sürüklenecek. Bu yüzden bizim amacımız değişime yön vermektir, ayak uydurmak değil” diyerek iddialı bir çıkış yapıyor.
3. RECEP DÜZGİT “VİYA BÖYLE” DİYOR
Diğer aday Recep Bey de çok iyi bir eğitim almış. Denizciliğin her alanında çalışmış, tecrübeli bir isim.
Babası Salim Düzgit’in 1966’da kurduğu denizcilik işletmesinin içinde yetişmiş. Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ekonomi hukuku alanında yüksek lisans yapmış.
Düzgit Grup’ta gemi acenteliği, gemi inşası, tanker işletmeciliği ve denizcilik hizmetleri alanlarında çalışmış. Ve uzun yıllar Deniz Ticaret Odaları yönetiminde olmuş.
Anlayacağımız Türk deniz ticaretinin ticari ve sivil alanlarında her türlü görevi yapmış.
Recep Bey şu an yönetimde başkan yardımcısı olduğu için;
Haklı olarak icraatları savunan, anlatan ve yeni yatırımlar öneren bir üslup kullanıyor.
Piri Reis Üniversitesi gibi gerçekten Türk denizciliğine ciddi insan altyapısı sunan bir eğitim kurumuna yurt sözü veriyor.
O da denizcilerin finans ve kamuyla ilişkileri konusunda projeler sunuyor.
-Denizcilikten elde edilen döviz gelirlerinin kamuoyunda bilinirliğinin artırılması ve tonaj vergisi kanununun yasalaşması için büyük çaba göstereceğiz.
-Türk bayraklı gemilerin daha avantajlı tarifelerden yararlanması için mücadele edeceğiz.
-Denizcilikte finansmana erişim için mutlaka bir kamu bankasının içinde Denizcilik İhtisas Bölümü kurulması ve denizciliğe özel kredi imkânlarının temini programımızdadır.
-Ülkemizde dış ticaretinin ana damarları olan limanlarımızın ihtiyaçları ve gelişmesi devletimizle koordine edilerek sürdürülecek.
4. DEV TAŞIMA ŞİRKETLERİ VE GLOBAL TERSANELER
Bugün Türk deniz ticareti, tersanelerinden, taşıma şirketlerine, turizm acentelerinden, yat ve gemi bağlama, kiralama kapasitelerine kadar milyarlarca dolarlık devasa bir mali sistemi kapsıyor.
Yasa Denizcilik’ten Arkas Line’a, Ciner, İnce, Dersay, Beşiktaş ve Turkon Denizcilik’e kadar muazzam bir filodan sözediyorum.
Ve Gemak, Sedef, Tersan, Sefine, İçdaş ve Beşiktaş gibi muazzam gemiler inşa eden tersaneleri hatırlatıyorum.
Ve bin grostonun üzerinde Türk sahipli 2 bin 272 gemilik filo.
Sonuç olarak böylesine muazzam bir sanayide;
Dünyayla rekabet ederken, denizlerimizin, kıyılarımızın korunması için mücadele edecek bir yönetim için yarışan iki değerli aday..
Hatta ikisinin de soyadları bir denizci olarak benim ilgimi çekiyor.
Eminim Türk denizleri ve Türk denizciliği için iyi şeyler yapacaktır.
Ve elbette bir amatör denizci ve kaptan olduğum için;
Efsanemiz Sadun Bora abimizin hatırasıyla, yazımın başındaki ifadelerimi sonunda da hatırlatıyorum:



