Türk donanmasının gelişen askeri kapasitesi İsrail basınında endişe yarattı. İsrail medyası, Bayraktar TB3 insansız hava aracının denizaltılara karşı oluşturabileceği tehdidi mercek altına aldı. Analize göre Türkiye'nin geliştirdiği yeni teknoloji, İsrail denizaltılarının gizlilik içinde hareket etmesini zorlaştırabilir.
İsrail Basını Türk Donanmasının Yeni Savaş Konseptini İnceledi
İsrail merkezli i24 televizyonu, Türk Deniz Kuvvetleri'nin Denizkurdu Tatbikatı'nda sergilediği yeni savaş konseptini analiz etti. Haberde, Türkiye'nin insansız hava araçlarıyla denizlerde de yeni bir dönem başlattığına dikkat çekildi. Özellikle İsrail'in stratejik askeri gücü olarak görülen Dragon ve Dolphin sınıfı denizaltıların risk altına girebileceği belirtildi.
Bayraktar TB3 Denizaltıların Gizliliğini Nasıl Tehdit Ediyor?
Analizin merkezinde Türkiye'nin yerli ve milli insansız hava aracı Bayraktar TB3 vardı. 22 Eylül'de gerçekleştirilen tatbikatta TCG Anadolu'dan havalanan TB3, denize akustik sensörler bıraktı. Su altındaki sesleri algılayan bu sensörlerden elde edilen veriler, insansız hava aracında gerçek zamanlı olarak işlendi.
İsrail basınına göre asıl tehdit, TB3'ün doğrudan saldırı gücü değil. Tespit edilen şüpheli denizaltı sinyallerinin savaş gemilerine, deniz karakol uçaklarına ve diğer askeri unsurlara anında aktarılabilmesi. Bu sistemle denizaltıların hareketlerinin takip edilmesi ve gizliliklerini korumalarının zorlaştırılması hedefleniyor.
Akya Torpidosu ve Atmaca Füzesi de Analizde
Türk donanmasının gelişen gücü yalnızca denizaltı tespit sistemleriyle sınırlı değil. İsrail basınındaki analizde, yerli üretim Akya ağır torpidosu ve Atmaca gemisavar füzesine de dikkat çekildi. Akya'nın su altındaki tahrip gücü, Atmaca'nın ise alçak irtifadan hedefe ilerleme kabiliyeti öne çıkarıldı.
Doğu Akdeniz'deki Askeri Dengeler Değişebilir
İsrail basınına göre Türkiye, insansız sistemleri, savaş gemilerini ve yerli mühimmatları tek bir ağda birleştirerek deniz savaşının kurallarını değiştirmeye hazırlanıyor. Analizde, bu gelişmenin Doğu Akdeniz'deki askeri dengeleri etkileyebileceği ve İsrail denizaltılarının harekât planlarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebileceği vurgulandı.





