Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev'in açılış konuşmasını yaptığı panel, MHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı'nın moderatörlüğünde Ankara'da bir otelde düzenlendi.

Panele, Azerbaycan merkezli Şark Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Akif Aşırlı, yazar ve gazeteci Ulugbek Orazbayulı Esdaulet, Semerkant Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesi Dekanı ve Türk dilleri uzmanı Prof. Dr. Juliboy Eltazarov, Uluslararası Kantörö Şaripoviç Toktomamatov Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Elmira Huribayeva ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Temsilcisi Oktay Öksüzoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Raev, konuşmasında İsmail Gaspıralı'nın 1883'te Bahçesaray'da yayımlamaya başladığı Tercüman gazetesinin yalnızca bir yayın organı olmadığını, farklı coğrafyalarda yaşayan Türk toplulukları arasında kültürel bağlar kuran önemli bir araç olduğunu belirterek, Gaspıralı'nın ortak dil ve kültürün milletleri birbirine yakınlaştıracağına inandığını ifade etti.

Gaspıralı'nın düşüncelerini sonraki nesillere aktardığını ve "Dilde, fikirde, işte birlik" anlayışının bu düşünce dünyasının ifadesi olduğunu vurgulayan Raev, Türk dünyasının bugünkü siyasi sınırlarla tanımlanamayacağını, tarih boyunca geniş coğrafyalarda varlık gösteren Türk topluluklarının ortak bir medeniyetin mirasçıları olduğunu kaydetti.

Raev, hafızanın yalnızca geçmişte yaşananları hatırlamak anlamına gelmediğini, kim olunduğunu ve geleceğe hangi değerlerle ilerlenebileceğini bilmekle ilgili olduğunu dile getirerek, gençlere yalnızca geçmişin anlatılmasının yeterli olmadığını, onların bu mirastan güç alarak geleceklerini inşa etme cesareti kazanmaları gerektiğini söyledi.

Ortak alfabe çalışmaları, dil öğretimi, terminoloji birliği ve yayıncılık alanındaki girişimlerin önemine işaret eden Raev, asıl hedefin yalnızca aynı harfleri kullanmak değil, Türk dünyasındaki toplumların birbirlerinin düşüncelerini, edebiyatını ve bilimsel üretimini de tanıması olduğunu vurguladı.

Kültür ve sanatın toplumlar arasındaki karşılıklı anlayışı geliştirmede etkili bir araç olduğunu belirten Raev, televizyon dizileri, filmler ve şarkıların bazen uzun yıllar süren resmi çalışmalardan daha geniş kitlelere ulaşabildiğini kaydetti.

Genel Sekreter Raev, "Bazen bir sanat eseri, yıllarca süren resmi çalışmaların ulaşamadığı milyonlarca insana ulaşabiliyor, başka bir Türk ülkesinde hazırlanan eserle diğer ülkedeki bir genç kelimeler öğrenebiliyor." dedi.

Meselenin yalnızca teknolojik ilerlemeden ibaret olmadığını, Türk dünyasının ve diğer medeniyetlerin bu yeni çağdaki yerinin de önemli olduğunu vurgulayan Raev, dil, edebiyat, müzik, gelenekler ve binlerce yıllık düşünsel birikimden oluşan medeniyet hafızasının korunması gerektiğini dile getirdi.

Raev, İsmail Gaspıralı'nın mirasını yaşatmanın yalnızca onun sözlerini tekrarlamakla mümkün olmayacağını belirterek, Gaspıralı'nın kendi çağında ortaya koyduğu cesaretin, yenilikçi düşüncenin ve çalışma azminin günümüz koşullarında sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.

Ortak terminolojinin önemi

Aşırlı, İsmail Gaspıralı'nın ortak Türk dili ve alfabesi fikrini savunduğunu, kadınların yazarlık yapabildiği gazeteler yayımlayarak kadın hakları konusunda da mücadele yürüttüğünü belirtti.

Gaspıralı'nın çıkardığı Tercüman gazetesinde farklı coğrafyalardaki Türk toplulukları tarafından anlaşılabilen ortak bir Türkçe kullanılmasının önemine değinen Aşırlı, Türk dünyasında ortak dil çalışmalarının 19. yüzyıla uzandığını ve bugün ortak alfabe ile ortak terminoloji çalışmalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Aşırlı, Türk dilleri arasında kelime alışverişinin artırılması ve yazarlarla gazetecilerin ortak dilin gelişmesine katkı sunması gerektiğini ifade ederek, dezenformasyonun yaygınlaştığı günümüzde sahte haberlerin Türk dünyasının birliğine zarar vermek amacıyla kullanılabileceğine dikkati çekti.

Medya mensuplarını bu tür içeriklere karşı mücadele etmeye çağıran Aşırlı, "Türk dünyasının birliğini bozmayı amaçlayan girişimlere karşı durmazsak, asli görevimizi yerine getirmemizin bir anlamı kalmaz." dedi.

"Türkistan Edebiyatı" kavramının önemi

Esdaulet, Kazakistan ve Türkiye arasında birçok alanda ortaklık geliştiğini belirterek, dayanışmaya dayanan samimi ve gönülden bir ilişkinin varlığına vurgu yaptı.

İsmail Gaspıralı'nın tarihi mirasını yalnızca hafızada tutmakla kalmayıp somut bir hedefe dönüştürmenin gerekliliğinden bahseden Esdaulet, TDT zirvelerinin bu anlamda önemli olduğunu ifade etti.

Esdaulet, Ahmed Yesevi ve Yunus Emre'nin eserlerinin ortak Türk vicdanının sesi olduğunu vurgulayarak, son dönemde edebiyat alanında "Türkistan Edebiyatı" kavramının ortaya çıktığını belirtti.

Bu kavramın genişletilmesi gerektiğinin altını çizen Esdaulet, Türklerin dünya tarihine katkılarının önemine değindi.

Eltazarov, Türk birliğinin 150 yıldan fazla bir süredir konuşulduğuna dikkati çekerek, "Son 35 yılda Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde yazı ve dil reformları, tarihi ve hafızayı geri getirme çalışmaları da aynı fikri destekliyor." dedi.

Milli ruhu olmayan toplumların ekonomik ya da başka alanlarda sıçrama yapamayacağının altını çizen Eltazarov, Türkistan coğrafyasındaki ülkelerin milli bilinci oluşturmak için birçok reform yaptığını ifade etti.

Türk halklarının kimliğinin korunmasına ilişkin konuşan Huribayeva, ortak kültürel kimliğin toplumdaki insanları bir araya getirdiğini, dayanışmayı ve karşılıklı yardımlaşmayı teşvik ettiğini anlattı.

Huribayeva, ortak gelenekleri paylaşan insanların uyum içinde yaşadığını ve destek gördüğünü dile getirerek, Türk halklarının ortak mirasından örnekler paylaştı.

Türk lehçelerinin ortak dil kökünden geldiğini ifade eden Huribayeva, Türk halklarının destanlarına değindi.

Öksüzoğlu da Türk olma umudunun söndürülmeye çalışıldığını ancak bunun başarılamadığını vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının dilinden asla vazgeçmediğini belirten Öksüzoğlu, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıları anlattı.