Son yıllarda Türk savunma sanayiinin gelişimi ağırlıklı olarak yeni platformlar üzerinden ilerliyor gibi görünse de aslında arka planda kritik sistemler için de hayli kapsamlı çalışmalar yapılıyor.
Örneğin ‘durumsal farkındalık’ gibi konular ele alınırken mesele genelde ‘AESA radar’ ya da benzer başlıklar üzerinde ilerliyor. Ancak milli platformların tehdidi algılama, tehdidi tanıma ve nihai olarak tehdide karşı bir tedbir oluşturma döngüsü de hayati önemde.
İşte bu noktada öne çıkan işlerden biri de Türk mühendislerce geliştirilen ‘Elektronik Harp Kendini Koruma Sistemi’ ya da daha bilinen ismiyle Elektronik Harp Süiti…
Elektronik Harp Süiti ne işe yarıyor?
En temelinde ‘uçağın hayatta kalma sistemlerinden biri’ diyebileceğimiz bu donanımı elbette ‘platforma eklenen bir elektronik harp unsuru’ seviyesine indirgemek haksızlık olur.
Asıl hikaye, ÖZGÜR F-16 ya da bu süiti kullandığını bildiğimiz KIZILELMA’nın düşman radarları ve füze tehditlerini algılayıp bunlara karşı elektronik ortamda kendini koruyabilmesini sağlayan savunma mimarisine kavuşulması.
Bilindiği üzere, hava araçları için düşmanın savunma radarları, düşman uçağının radarı, düşman füzesi gibi tehditler öne çıkıyor. İşte bu noktada elektronik harp süiti devreye giriyor. Tehdidi algılıyor, tanımlıyor, değerlendiriyor ve karşı tedbir uyguluyor.
Daha net bir ifadeyle anlatacak olursak, F-16’nın ya da KIZILELMA’nın gözü sadece üzerlerindeki radar ve algılayıcılar noktasında kalmıyor. Bahsettiğimiz elektronik harp kalkanı da platforma kendisini kimin, nasıl hedef aldığını anlamasını sağlayan bilgiler iletiyor.
Savaş uçağındaki AESA radar ağırlıklı olarak platformun çevresini ve hedefleri görüp tespit etmesine yararken, elektronik harp süiti ise ‘Beni kim görüyor, hangi radar takip ediyor ya da üzerimde bir füze tehdidi var mı?’ gibi sorulara yanıt arıyor.
Doğal olarak gelişmiş bir radar ve elektronik harp süiti birbirinin alternatif değil aksine birbirini tamamlayan iki farklı kabiliyet olarak öne çıkıyor.
[Türk mühendislerce geliştirilen sistemler hava araçlarında kritik roller oynayacak.]
Milli elektronik harp süiti aktif olarak kullanılıyor mu?
ASELSAN’ın belli aralıklarla yayımlanan raporlarında sözleşmenin imzalandığı, bileşenlerin işlevsel kalifikasyonunun tamamlandığı gibi bilgiler yer alıyor.
Savaş uçaklarına bu sistemin eklendiği, ayrıca Baykar KIZILELMA’ya da elektronik harp süiti entegrasyonu gerçekleştiğini söylemek mümkün. Ancak kaç adet savaş uçağında ya da kaç adet KIZILELMA’da bu sistemin aktif olarak kullanıldığı bilgisi elbette açık kaynaklarda yok.
[Türkiye, elektronik harp konusunda son derece gelişmiş imkan ve kabiliyetlere sahip. HAVA-SOJ uçağı da bunlardan biri.]
Her elektronik harp ‘karıştırma’ anlamına gelmiyor
Belki de meseleyi daha iyi anlayabilmek adına ‘elektronik harp’ kısmı için de ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü kamuoyunda bilinenin aksine elektronik harp yalnızca ya da her seferinde ‘karıştırma’ anlamına gelmiyor.
Mesela; ‘Karşı tarafın radarı nasıl çalışıyor ya da muhabere sistemleri nasıl iletişim kuruyor?’ diye soruyorsanız elektronik destek kısmında oluyorsunuz.
‘Düşmanımın elektronik sistemlerini yanıltmak ya da tamamen etkisiz hale getirmek istiyorum’ düşünceniz varsa o zaman elektronik taarruz durağındasınız.
‘Beni hedef alan elektronik ve füze tehdidine karşı nasıl hayatta kalırım?’ problemine cevap arıyorsanız da işte o zaman elektronik süit alanındasınız.
Günün sonunda Türk Savunma Sanayii’nin çalışmaları yalnızca platformların daha iyi radarlara, daha güçlü füzelere, daha gelişmiş motorlara sahip olmasının peşinden gitmiyor. Platformları hedef alabilecek elektronik tehditlerin de milli sistemlerle bertaraf edilebilmesi için son derece kritik işlere imza atıyor.






