Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Ataköy beldesi, yetiştirdiği devasa akademisyen ve hekim kadrosuyla Türkiye'nin gündemine oturdu. Yapılan envanter çalışmaları ve kayıtlar, tek bir köyden 100’den fazla profesör ile 300’ü aşkın doktorun çıktığını tescilledi.

Türkiye’de eğitim istatistiklerini altüst eden ve akademik dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesine imza atan Ataköy (eski adıyla Şur), bilim ve tıp camiasının odak noktası haline geldi. Doğu Karadeniz'in dik yamaçlarında yer alan bu yerleşim yeri, yetiştirdiği beyin gücüyle adeta tek başına bir üniversite gibi çalışıyor.

100’DEN FAZLA PROFESÖR 300’Ü AŞKIN DOKTOR ÇIKTI

Köy derneğinin tuttuğu biyografi envanterleri ve üniversite kadro kayıtlarına göre Ataköy doğumlu bilim insanları; İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa), Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) başta olmak üzere ülkenin en prestijli tıp ve bilim kürsülerinde görev yapıyor. Kayıtlara geçen 100’ü aşkın profesör ve 300’den fazla tıp uzmanı, Ataköy’ü "Türkiye'nin en çok akademisyen çıkaran köyü" unvanına taşıdı.

Köydeki bu olağanüstü başarının arkasında, geçmişten günümüze aktarılan güçlü bir eğitim geleneği yatıyor. Zorlu coğrafi koşullar ve kısıtlı tarım imkanları nedeniyle ailelerin çocuklarını eğitime yönlendirmesi, zamanla tüm köye yayılan bir seferberliğe dönüştü.

Köyde yetişen ilk tıp uzmanları ve akademisyenlerin genç nesillere rol model olması, Ataköy'deki hemen her evden en az bir doktor veya akademisyen çıkmasını sağladı. Türkiye'nin dört bir yanında ve yurt dışında kritik görevler üstlenen Ataköylü doktorlar memleketlerindeki gençlere ilham olmaya devam ediyor.

"BİZİM KÖYDE ÇOCUĞA 'NE OLACAKSIN' DİYE SORULMAZ, BRANŞI SORULUR"

Köydeki bu olağanüstü gelenekle ilgili konuşan Ataköylüler, başarının tesadüf olmadığını vurguladı. Bölgenin zorlu coğrafi şartları nedeniyle ailelerin çocuklarını küçük yaştan itibaren eğitime yönlendirdiğini belirten köy sakinlerinden Mustafa Çelik, "Büyüklerimiz bize hep 'Kurtuluş kalemdedir' derdi. Köyden çıkan ilk profesörler arkalarından gelen gençlere ışık oldu. Bizim köyde bir çocuğa okuyup okumayacağı değil, hangi branşı seçeceği sorulur. Bugün Türkiye'nin neresindeki bir hastaneye gitsek mutlaka köyümüzden bir doktorla karşılaşıyoruz” açıklamasında bulundu.