Çimpe Kalesi'nin konumuna ilişkin yeni bulgular

Osmanlıların Balkanlar'da kalıcı hale gelmesinin başlangıç noktalarından biri kabul edilen Çimpe Kalesi'nin konumuna ilişkin çalışma, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kayapınar'ın danışmanlığında Ayhan Sekili tarafından hazırlanan "XV-XVI. Yüzyıllarda Malkara Kazası" başlıklı doktora tezinde ayrıntılı biçimde ele alındı.

2020 yılında başlayan çalışmalarda Osmanlı tahrir defterleri, kronikler, eski yerleşim adları, bölgenin coğrafi yapısı ve daha önce gerçekleştirilen arkeolojik yüzey araştırmaları birlikte değerlendirildi.

Araştırmalar kapsamında bu yıl Tekirdağ'da saha incelemelerinde bulunan akademisyenler, Şarköy'e bağlı Yeniköy yakınlarındaki Cintepe'de bulunan kale kalıntılarını da inceledi.

Elde edilen veriler, tarihi kaynaklarda Çimpe Hisar ve Çimpe Limanı olarak geçen yerleşimlerin Malkara ve Şarköy çevresiyle bağlantılı olduğu yönündeki görüşü güçlendirdi.

Prof. Dr. Kayapınar, Çimpe Kalesi'nin Türk tarihinin önemli kırılma noktalarından biri olduğunu söyledi.

Osmanlı kroniklerinde Süleyman Paşa ve beraberindeki gazilerin Marmara Denizi'nin Anadolu yakasından hareket ederek Çimpe Limanı'na ulaştıklarının ve ardından iç kesimdeki Çimpe Kalesi'ni fethettiklerinin anlatıldığını belirten Kayapınar, bu güzergahın mevcut coğrafyayla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kronolojik değerlendirmenin yapılmasının önemli olduğuna vurgu yapan Kayapınar, "Kaynaklara göre Süleyman Paşa ve beraberindekiler Anadolu yakasından deniz yoluyla Çimpe Limanı'na geçiyor, buradan karadan hareket ederek Çimpe Kalesi'ni fethediyor. Ardından Gaziköy, Ortaköy ve Balabancık çevresindeki kalelerin ele geçirilmesiyle Gelibolu'ya Trakya'dan gelebilecek yardım yolları kesiliyor. Bu durum Gelibolu'nun daha sonra fethedilmesini mümkün hale getiriyor" diye konuştu.

Fetih sonrasında Çimpe'nin Osmanlı idari teşkilatında nahiye haline getirildiğini anlatan Kayapınar, 1475 tarihli tahrir kayıtlarında Çimpe (Çimbi) Nahiyesi'ne bağlı 7 köy bulunduğunu söyledi.

Bu köylerden 5'inin adının küçük ses değişiklikleriyle günümüze kadar ulaştığını belirten Kayapınar, bunların bugün Tekirdağ'ın Malkara ve Şarköy ilçeleri sınırlarında bulunduğuna dikkati çekti.

Nahiyeye bağlı köylerin lokasyonlarının dikkate alınmasının önemine dikkati çeken Kayapınar, "Müstecep, Bulgur, Kalamış, Sofuköy ve Bunak gibi yerleşimlerin aynı coğrafyada bulunması Çimpe'nin lokalizasyonu açısından önemli. Çimpe'ye bağlı köylerin bugünkü konumları da kalenin Malkara ve Şarköy çevresinde aranması gerektiğini gösteriyor" dedi.

Çimpe Kalesi'nin konumuna ilişkin geçmişte farklı görüşlerin ileri sürüldüğünü anlatan Kayapınar, bazı araştırmacıların kaleyi Bolayır ve çevresinde aradığını, ancak tarihi kayıtların farklı bir coğrafyaya işaret ettiğini kaydetti.

Çimpe Kalesi'nin Şarköy'de bulunan kaleyle aynı yer olduğu görüşünün kuvvetli olduğuna işaret eden Kayapınar, "Bizans kaynakları, Osmanlı kronikleri, tahrir defterleri ve sahadaki veriler birlikte değerlendirildiğinde Çimpe Kalesi'nin Şarköy'e bağlı Yeniköy'deki Cintepe Kalesi ile aynı yer olduğu görüşü güçleniyor." ifadelerini kullandı.

Kayapınar, Cintepe'deki kale kalıntılarının Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Erdem tarafından 2010 yılında Ganos Dağı'nda gerçekleştirilen yüzey araştırmaları sırasında tespit edilerek kayıt altına alındığını söyledi.

Erdem'in çalışmasında alanın "Yeniköy Cintepe Kalesi" olarak tanımlandığını aktaran Kayapınar, tarihçi Metin Tetik'in de 2023 yılında yayımladığı çalışmada Cintepe'deki kalıntıların tarihi Çimpe Kalesi olabileceğini değerlendirdiğini belirtti.

Kayapınar, Ayhan Sekili'nin doktora tezinde ise Osmanlı tahrir defterlerindeki kayıtların daha ayrıntılı biçimde incelendiğini ve Çimpe Nahiyesi'ne bağlı köylerin bugünkü yerleşimlerle karşılaştırıldığını anlattı.

Kayapınar, 12 Haziran 2026'da beraberindeki yerel rehberlerle Şarköy'e bağlı Yeniköy'deki Cintepe Kalesi'ni ziyaret ettiğini söyledi.

Kale kalıntılarındaki yapı malzemelerini incelediklerini belirten Kayapınar, "Kalede kullanılan yapı malzemelerinin geç Bizans ve erken Osmanlı döneminde kullanılan malzemelerle uyumlu olduğunu gözlemledik. Bu da tarihi kaynaklardan elde edilen bilgilerle sahadaki kalıntıların birlikte değerlendirilmesi açısından önemli." dedi.

Kesin sonuca ulaşılması için bölgede kapsamlı arkeolojik çalışma yapılması gerektiğini vurgulayan Kayapınar, Çimpe Limanı'nın yerinin belirlenmesinin de konunun aydınlatılmasına önemli katkı sağlayacağını ifade etti.

Kayapınar, tarihi önemine rağmen alanın yeterince tanınmadığını dile getirdi.

Yanlarında yerel rehberler bulunmasına rağmen kalenin konumunu bilen bir kişiye rastlamadıklarını anlatan Kayapınar, "Cintepe'nin yerini köylülere ve orman görevlilerine sora sora bulduk. Türk tarihinin bu kadar önemli bir noktasına ulaşmak için herhangi bir yönlendirme levhasının ya da düzenlenmiş bir yolun bulunmaması şaşırtıcı. Balkanların Türk yurdu olmasının başlangıç noktalarından biri olan bu tarihi alan için yürütülen kapsamlı bir projenin bulunmaması, kaleyi gösteren bir levhanın olmaması ve kalıntıların kaçak kazılar ile orman örtüsü altında yok olmaya yüz tutması üzüntü verici. Burasının bilimsel yöntemlerle araştırılması ve korunması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ökkeş Narinç de elde edilen bulguların Türk tarihi açısından önem taşıdığını söyledi.

Çimpe Kalesi'nin uzun yıllardır Gelibolu ve Bolayır çevresinde gösterildiğini belirten Narinç, yeni çalışmaların bu bilginin yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini ifade etti.

Çimpe'nin bugüne dek Gelibolu ve Bolayır çevresinde olduğunun anlatıldığını ifade eden Narinç, şunları kaydetti:

"Bu tespitin ilgi çekeceğini düşünüyoruz.1352 yılı itibarıyla Türklerin Balkanlara adım attığı ilk noktanın Gelibolu ve Bolayır olduğu üzerinden müfredat ve literatür bilgisi var. Prof. Dr. Levent Kayapınar'ın danışmanlığında Ayhan Sekili tarafından hazırlanan doktora teziyle bu bilginin değişmesi gerektiğini tespit ettik. Malkara'da yapılan hem tarihi kayıtlardan, tahrir ve vakıf defterlerinden tespitler hem de coğrafya bizzat ziyaret edilerek Çimpe Kalesi'nin Malkara önlerinde 1305 yılında gerçekleşen Apri Savaşı sonrasında İbribey ve Yeniköy köyleri arasında olduğu tespit edildi.

Bunun 1071'in 1040'ın nasıl Anadolu'nun kapılarının Türklere açılması açısından büyük önem taşıyorsa, Çimpe Kalesi'nin bulunduğu yer, Türklerin Balkanlara ilk adımı açısından son derece önemli. Bu nedenle kalenin gerçek yerinin tespit edilmesi Tekirdağ'ın tarihsel önemini de daha yukarı taşıyacaktır."

Narinç, Bolayır'da Çimpe Kalesi olarak gösterilen alanın da yeni bulgular ışığında yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

Söz konusu yapının konumu ve yapı malzemelerinin tarihi kaynaklarla yeterince örtüşmediğini savunan Narinç, şöyle sürdürdü:

"Bugün Bolayır'da Çimpe Kalesi olarak ifade edilen yerin daha çok bir savunma veya siper hattı olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yapı malzemesi ve bulunduğu yer itibarıyla tarihi belgelerde orayı işaret eden bir bulguya rastlamadık. Rastladığımız bulgular Çimpe Kalesi'nin Yeniköy taraflarında olduğunu gösteriyor."

Narinç, çalışmaların ve elde edilen bulguların kasım ayında düzenlenecek uluslararası akademik panelde bilim dünyasıyla paylaşılacağını sözlerine ekledi.