İçinde bulunduğumuz yüzyılda ülkeler için insansız hava araçları, füzeler ve çelik kubbe gibi hava savunma araçları kritik önemde. Bu olanları ıskalayan ülkeler yok olma riskiyle karşı karşıya olacak.
Tabi sadece silah üretmek yetmiyor. Bu silahları saklayacak ve zamanı geldiğinde kullanılmasını sağlayacak stratejik yerleşkeler gerekiyor. Yeraltı sığınakları ve ülke geneline dağılmış üretim merkezleri büyük önem taşıyor.
Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, “Askeri güçte ayakta kalmanız artı dünyada söz sahibi olmanız için de dışa bağımlılığı en aza indirmeniz lazım. Eğer dışarıdan silah araç gereçlerini alıyorsan o ülkenin askeri siyasi ve ekonomik güdümüne girdin demektir. O ülke istediği an bu silahları sana verir. İstediği an bu silahları sana kullandırır. Kendi menfaatiyle örtüşmüyorsa kullanama müsaade etmez. Bunu çok defa gördük yaşadık." ifadelerini kullandı.
Günümüzde savaşların yeni bir konsepte döndüğünü vurgulayan Başbuğ,"İnsan sıkıntısı olduğu için havadan insansız füzelerle insansız hava araçlarıyla maksimum etkiyi yaratmak ve böylelikle hem askeri hem siyasi hem ekonomik baskı altına alarak hedefi bu ülke üzerinde etki üretmek. Dolayısıyla bu iki gücü elde eden ülke hem de dışa bağımlı değilse dünyada ayakta kalmayı başaran nadir ülkelerden biri haline gelir." dedi.
Olmazsa olmaz olan enerji sektörü. Enerji alanında kendi kendine büyük ölçüde yetemeyen ülkeler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Gün geçtikçe enerjinin çok daha fazla kıymetli hale geldiği bir süreç yaşıyor dünya. Özellikle de elektriğin gün geçtikçe daha fazla kullanıldığı bir döneme giriliyor. Bazı ülkeler nükleer santralin yanı sıra mobil nükleer reaktörleri de hizmete almaya başladı.
Dünyada enerji savaşlarının arttığı bir dönemden geçiliyor. ABD’nin Venezuela’da Devlet Başkanı Maduro’yu bir darbeyle ele geçirip tutuklaması enerji savaşlarının en somut yansımalarından biri oldu. O darbenin ardından ABD, Venezuela’nın petrolüne resmen çöktü. Bu bağlamda Türkiye’nin enerji alanındaki adımlarını daha da hızlandırması gerekiyor. Petrol ve gaz arama çalışmalarındaki başarı ve kararlılığın sürdürülmesi önemli. Ayrıca Akkuyu Nükleer Santrali’nin devreye alınması stratejik bir adım olacak. Mobil nükleer reaktörler, güneş ve rüzgar enerjisine yatırımlar da kritik önemde.
Enerji Uzmanı Prof. Dr. Şenay Yalçın, "Enerji yoksa tam bağımsızlık da yok. Çünkü enerji bir milli güç unsuru. Artık dünya nükleer enerjiye yönelmeye başladı. O da yetmedi küçük ölçekli nükleer reaktörler devreye sokmaya başlandı. Yeni trend artık küçük ölçekli nükleer santrallere doğru gidiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Ülkeler için kritik önem taşıyan alanlardan biri de yapay zeka. Yapay zeka geliştiremeyen ülkeler tarih sahnesinden silinme riskiyle karşı karşıya. Çünkü yapay zeka artık her yerde. Telefonlarda, sanal ve dijital platformlarda, seyrettiğimiz televizyon ekranları veya kullandığımız araçlar artık yapay zeka ile işliyor. Bu cihazlarda yaptığımız her şey izleniyor, talip ediliyor, kaydediliyor.
Artık casusların yerini bile yapay zeka alıyor. Geldiğimiz noktada herkes kendi casusunu cebinde taşıyor. Bilgiler biz istesek de istemezsek de kopyalanıyor, çalınıyor ve bize karşı kullanılıyor. Yapay zeka tüm hayatı dizayn ediyor. Bu teknolojiyi üretemeyen ülkeleri büyük riskler bekliyor.
En kritik alanlardan biri de çip teknolojisi. Arabadan ev aletlerine, telefondan hava araçlarına kadar her alanda çip kullanılıyor. Dünyada 7 nanometre ve altındaki en gelişmiş en küçük çiplerin yaklaşık yüzde 90’ı Tayvan’da üretiliyor. Çip olmadığı zaman bütün bu alanlarda üretim duruyor. Pandemi sürecinde dünya bunu yaşamıştı. Olası bir savaş ve kaos durumunda kendi çipini üretemeyen ülkelerin güvenliğini sağlaması çok zor görünüyor. Türkiye’nin de bu alanda kendi kendine yetebilmesi gerekiyor.
Ülkeler için kritik bir öneme sahip olan bir başka alan ise ilaç sektörü. Dünya yeni bir pandemi atlattı ve tekrar böyle bir pandeminin yaşanması uzmanlara göre işten bile değil. İşte bu noktada kendi ilacını ve kendi ilaç hammaddesini üreten ülkeler dünyayı kendine bağımlı hale getirecek.
Ülkelerin geleceğe kalmasındaki en kritik alanlardan biri de su ve tarım. Gıdada kendi kendine yetemeyen ülkeler önümüzdeki yıllarda çok büyük sıkıntı yaşayacak. Tarım üretiminin artması ve çeşitlendirilmesi stratejik önemde. Susuz tarım gibi modern yöntemlerle üretim yapmak ve su kaynaklarının korunması ülkelerin geleceği açısından kritik hale gelecek.
Ve en önemli alanlardan biri de medya sektörü. Çünkü bilgi en büyük güç ve doğru bilgiyi ulaştırmak çok kritik. Bu noktada medya çok önemli bir rol oynuyor. Savunma, ilaç, tarım, çip, enerji alanlarında ne kadar güçlü olunursa olunsun dezenformasyon yani bilgi kirliliği ülkelerde kaosa, parçalanmaya ve iç çatışmaya neden olabiliyor. Milli medyası güçlü olmayan ülkeler kağıttan kaplana dönüşüyor.
Özellikle ABD son yıllarda dünyadaki birçok ülkenin medyasını ele geçirmek için stratejik adımlar atıyor. Sanal ve dijital platformlar ülkelere dayatılıyor. Milli ve yerel medyalar yok edilmek isteniyor. Çünkü toplumların algıları algoritmalarla yönlendirilebiliyor. Önce zihinler algoritmalarla işgal ediliyor. Ardından yönlendirilen algılar sayesinde tek kurşun atmadan ülkeler ve geniş coğrafyalar işgal edilebiliyor.





