(ANKARA) - Zafer Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Fikret Artan, "Kasım ve aralık aylarında baz etkisinin ortadan kalkmasıyla fiyat artışlarının TÜİK'in manipüle edilmiş verileriyle bile olsa yüzde 32'nin üzerinde, gerçek hayatta ise ENAG'ın açıklayabileceği yüzde 40'ların üzerinde seyredeceğine hep birlikte şahit olacağız" dedi.
Artan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, TÜİK tarafından açıklanan eylül ayı yıllık enflasyon verilerini değerlendirdi.
Artan, "AKP'nin 17 Ağustos 1999 depremini ve 2000-2001 ekonomik krizlerini istismar ederek iktidara geldiğini" ifade ederek, şöyle konuştu:
"İktidardan gidişi de her alanda yaşadığımız depremlerden olacak gibi görünüyor. En son borsada yaşanan deprem olan fon soygunundan öyle ayakkabı kutularındaki dolarları inkar ederek, montaj-dublaj diyerek kurtulamayacak. 7 yıldır yaşattıkları ekonomik bunalımdan, geçim sıkıntısından, hayat pahalılığından, 2008'de yüzde 4,8'lik küçülme yaşattıkları ama 'teğet geçti' yalanıyla atlattıkları gibi kurtulamayacaklar."
Artan, TÜİK'in eylül ayında aylık enflasyonu yine yüzde 1,84 olarak açıkladığını anımsatarak, şunları kaydetti:
"Elbette bu oran, hepimiz her saat değişen fiyatları gördüğümüz için inandırıcı gelmiyor ve bu rakamlara güvenmiyoruz. Bu enflasyon rakamına göre yıllık enflasyon, ne tesadüf, yüzde 30'un altına, yüzde 29,73'e inmiş gibi görünüyor. Oysa ENAG'a göre eylül ayı fiyat artışları yüzde 2,10, yıllık ise yüzde 46,61 olarak gerçekleşmiştir ve tabii ki gerçeğe en yakın olan da budur. 20 gündür fon soygunu konusunda açıklama yapmaktan ve sorumluluklarını yerine getirmekten kaçan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetimi, sözde dezenflasyon programında başarılı olduklarını ve 57 ay sonra enflasyonu yüzde 30'un altına indirmeyi başardıklarını övünerek açıklamalarda bulunacaklar.
"AYLIK ENFLASYON HIZI DÜŞMEDEN YILLIK ENFLASYONUN DÜŞMESİ, BAZ ETKİSİ OLMADAN MÜMKÜN DEĞİL"
Oysa markette, semt pazarında yaşadığımız gibi fiyat artışları devam etmekte ve bu durum, geçen yılın eylül ayının yüzde 3,23 olan enflasyon oranının nispeten daha yüksek olması sebebiyle, 2025 eylül ayı endeks rakamının da yüksek olarak hesaplanmasına neden olduğu için tamamen baz etkisinden kaynaklanmaktadır. Enflasyon yükselirken baz etkisini kullandılar, baz etkisi ile düşük göründüğünde bakalım gerçeği söyleyecekler mi? Yani 2026 eylül ayının nispeten düşük bazlı endeksi, 2025 yılı eylül ayının yüksek bazlı endeksine bölünerek yıllık enflasyon oranı hesaplandığı için 2026 eylül sonu itibariyle yıllık enflasyon gerçekte olduğundan daha düşük bir yüzde artış şeklinde ortaya çıkartılmıştır.
Bu durumun bir diğer ispatı, 2025 ve 2026 eylül ayı enflasyonu yüzde 1,84 olarak tıpatıp aynısı olmasına rağmen, bugün açıklanan yıllık enflasyonun yüzde 31,51 olması gerekirken, 1,78 puan altında yüzde 29,73 açıklanmasıdır. Aylık enflasyon hızı düşmeden yıllık enflasyonun düşmesi, baz etkisi olmadan mümkün değildir.
"2026 YILI KASIM VE ARALIK AYLARINDA TÜİK VERİLERİNE GÖRE YÜZDE 30-32 BANDINA YÜKSELECEK"
İlave olarak, önümüzdeki ay enflasyona yansıması beklenen petrol ürünleri ÖTV artışlarının kağıt üstünde etkisini azaltma yoluna tevessül edilirse ve aylık ortalama fiyat artışları yine yüzde 1,5-2 civarında oluşursa, 1 ay daha devam edecek ve 3 Kasım 2026'da açıklanacak yıllık enflasyon yine yüzde 30'un altında açıklamaya çalışacaklardır.
Ancak, kasım ve aralık aylarında baz etkisinin ortadan kalkması ile fiyat artışlarının TÜİK'in manipüle edilmiş verileriyle bile olsa yüzde 32'nin üzerinde, gerçek hayatta ise ENAG'ın açıklayabileceği yüzde 40'ların üzerinde seyredeceğine hep birlikte şahit olacağız. Şöyle ki kalan 2 ayda fiyat artışlarının yine aylık ortalama yüzde 1,5-2 bandında sürmesi halinde, yıllık enflasyon tekrar yüzde 30'un üstüne çıkarak, 2026 yılı kasım ve aralık aylarında TÜİK verilerine göre yüzde 30-32 bandına yükselecektir. Bu durumda ise enflasyonla mücadeleyi tamamen kaybettikleri açık bir şekilde ortaya çıkacak ve bu liyakatsizlik, öngörüsüzlük ve beceriksizlik sonucunda, fiyat artışlarından ve hayat pahalılığından bunalmış milletimizi daha fazla ümitsizliğe ve karamsarlığa sürükleyecektir."





