İstanbul’da yürütülen halkalama çalışmaları, göçmen kuşların göç rotaları ve yaşam alanları hakkında veri sağlıyor.

Kentin gökyüzünde özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde yoğunlaşan kuş hareketliliği, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Yerleşkesi'nde yürütülen çalışmalarla bilimsel verilere dönüştürülüyor.

İstanbul, özellikle süzülerek göç eden kuşlar açısından dünyanın en önemli göç güzergahlarından biri olurken, kent üzerinden geçen kuşların önemli bir bölümü de geceleri göç ettiği için bu hareketlilik çoğu zaman fark edilmiyor.

Afrika'dan Avrupa'ya, Avrupa'dan Afrika'ya uzanan uzun yolculuklarında kuşlar, enerji depolamak ve dinlenmek için İstanbul'da kentin doğal alanlarını kullanıyor. Böğürtlen, incir ve çeşitli meyvelerin bulunduğu doğal vejetasyonun bulunduğu yeşil alanlar, göçmen kuşların yolculuk öncesinde beslenerek güç topladığı önemli alanlar arasında yer alıyor.

Kuşların yolculuğu küçük bir halkayla kayıt altına alınıyor

Halkalama çalışmalarıyla kuşların yalnızca türleri değil, bireysel özellikleri de kayıt altına alınıyor. Kuşun daha sonra başka bir ülkede yeniden yakalanması veya bulunması halinde üzerindeki halka, hayvanın daha önce nerede ve ne zaman kaydedildiğine ilişkin bilgilere ulaşılmasını sağlıyor.

Böylece tek bir kuş üzerinden farklı ülkeler arasında göç rotası oluşturulabilirken, kuşların hangi bölgelerde beslendiği, nerelerde ürediği, hangi alanlarda konakladığı ve yaşam süreleri hakkında da bilgi elde edilebiliyor.

Göç yolundaki kuşlar Japon sis ağlarıyla yakalanıyor

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Yerleşkesi’ndeki çalışmalarda kuşların yakalanması için uluslararası ölçekte kullanılan Japon sis ağlarından yararlanılıyor. Genellikle kuşların beslendiği alanlarda ve çalıların önünde kurulan ağlara giren kuşlar, düzenli kontroller sırasında ekipler tarafından kuşların sağlığına zarar gelmeyecek biçimde çıkarılıyor.

Burada Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) tarafından halkalama lisansı verilmiş tecrübeli halkacılar tarafından incelenen kuşların öncelikle türleri belirleniyor.

Ardından kuşların yaşı, belirlenebiliyorsa cinsiyeti, yağ ve kas durumu ile kanat ve kuyruk uzunlukları, ağırlıkları gibi fiziksel özellikleri kayıt altına alınıyor. Kuşlarda görülen parazitler de çalışma kapsamında incelenebiliyor.

Bir kuşun halkası kıtalar arasındaki yolculuğu ortaya çıkarıyor

Halkalanan kuşlar, işlemlerin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına bırakılıyor. Kuşların farklı ülkelerde yeniden görülmesi ise çalışmanın en önemli aşamalarından birini oluşturuyor.

İstanbul’da halkalanan bir kuşun Afrika’da, Avrupa’da veya başka bir yerde yeniden tespit edilmesi, iki nokta arasındaki hareketinin takip edilmesini mümkün kılıyor. Bugüne kadar farklı ülkelerde halkalanmış kuşların İstanbul’da yeniden görülmesi de kentin uluslararası kuş göçü açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor.

Romanya'da halkalanan küçük sinekkapan, Slovenya’da halkalanan kındıra kamışçını ve İsrail’de halkalanan karabaşlı ötleğen, İstanbul’da yeniden kaydedilen kuşlar arasında bulunuyor. İstanbul’da halkalanan bir karatavuk da daha sonra Ukrayna’da başka bir halkalama istasyonunda yeniden yakalandı. Bu kayıtlar sayesinde farklı ülkelerdeki halkalama istasyonları arasında veri paylaşımı yapılırken, kuşların göç hareketlerine ilişkin daha geniş bir tablo oluşturulabiliyor.

İstanbul’dan Afrika’ya uzanan yolculuk

Avcılar Yerleşkesi’nde halkalanan kuşların önemli bölümü sonbaharda Afrika'ya doğru hareket ediyor. Avrupa’da üreyen veya İstanbul’u göç sırasında kullanan kuşların bir kısmı Sahra Altı Afrika’ya kadar ilerlerken, bazıları Güney Afrika, Tanzanya ve Kenya gibi ülkelere ulaşıyor. Bazı türler ise Akdeniz kıyılarında veya Türkiye’nin güneyinde kışlıyor. Sadece 10 gram ağırlığındaki küçük sinekkapan gibi bazı türler daha uzun bir göç rotası izleyerek Hindistan’a kadar ulaşabiliyor.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü Avcılık ve Yaban Hayatı Programı Başkanı Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kuş halkalama çalışmalarının kuşları bireysel olarak tanımaya imkan sağladığını belirtti.

Bacak, "Tıpkı bizim kimlik numaralarımız gibi kuşlara birer kimlik kazandırıyoruz ve böylece de her bireyi ayırt ederek, onların davranışlarını inceliyoruz. Yaşam sürelerini, davranışlarını, üreme başarılarını, onlar için değerli yaşam alanlarını, özellikle de göç rotalarını, göç yollarını incelemeye çalışıyoruz." dedi.

"İstanbul önemli bir yakıt ve dinlenme istasyonu"

Halkalama çalışmaları sayesinde kuşların hangi ülkelerden geçtiğinin tespit edilebildiğini aktaran Bacak, "Kuşlar için risk içeren veya değerli olan yaşam alanlarını, ne kadar yaşadığını, nerelerde uzun süre beslendiğini, nerelerde ürediğini tespit ediyoruz. İstanbul özellikle süzülerek göç eden kuşlar açısından dünyanın en önemli kuş göç güzergahlarından birisi. Halkalama çalışmalarıyla hangi türlerin hangi tarihlerde göç ettiğini, İstanbul'un hangi türler için değerli olduğunu da fark etmiş oluyoruz. İstanbul önemli bir yakıt istasyonu, dinlenme istasyonu. Afrika'dan Avrupa'ya, Avrupa'dan Afrika'ya göçleri sırasında dinlenmek, beslenmek için çok çok önemli bir alan." diye konuştu.

Yeşil alanların göçmen kuşlar açısından önemine değinen Bacak, özellikle doğal bitki örtüsünün korunması gerektiğini belirterek, "Özellikle böğürtlenlerin, meyvelerin, incirlerin bulunduğu, doğal vejetasyonların bulunduğu alanlar kuşlar için çok önemli yakıt depolama alanları. Bu yüzden de böyle alanların doğal habitatıyla, doğal vejetasyonuyla bırakılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

"Bu sene binli sayılara yaklaşmış durumdayız"

Bu yılki çalışmalara 10 Ağustos'ta başladıklarını ve şu ana kadar bin kuşa yaklaştıklarını belirten Bacak, sayının her gün devam eden çalışmalar nedeniyle henüz kesinleşmediğini söyledi.

Öğr. Gör. Dr. Bacak, "Normalde ilkbahar dönemlerinde 2 bin-2 bin 500 civarında kuş, sonbahar dönemlerinde 2 bin 500-3 bin civarında kuş halkalıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda iklim şartlarına bağlı olarak, daha yağmurlu zamanlarda, mesela geçtiğimiz yıl 7 binden fazla kuş halkaladık sonbahar döneminde. Bu dönemde muhtemelen 2 bin 500 ile 3 bin arasında kuş halkalayacağımızı tahmin ediyoruz." dedi.

Halkalanan kuşların önemli bölümünün Afrika'ya göç edeceğini belirten Bacak, "Halkaladığımız kuşlar şu an Avrupa'dan geliyor ya da İstanbul'da ürediler. Bunlar Afrika'ya doğru gidecekler. Çok önemli bir kısmı Sahra Altı Afrika'ya gidecek. Güney Afrika'ya kadar gidecek, Tanzanya'ya gidecek, Kenya'ya gidecek. Bir kısmı Akdeniz kıyılarında kışlayacak, bir kısmı Türkiye'nin güneyinde kışlayacak. Bazı türler var, Hindistan'da kışlayacaklar." diye konuştu.

Kuşların göç rotalarının türlere göre değiştiğini aktaran Bacak, 10 gram ağırlığındaki küçük sinekkapanın Hindistan'a, 20-30 gram ağırlığındaki bülbül ve benekli bülbülün ise Tanzanya ve Kenya'ya kadar gidebildiğini söyledi.

"Artık Afrika'da herhangi bir yerde denk gelinirse kimlikleri sayesinde tanınabilir olacaklar"

Halkalanan kuşların başka ülkelerde yeniden görülmesi halinde önemli veriler elde edildiğini belirten Bacak, "Artık Afrika'da herhangi bir yerde denk gelinirse DKMP adresinin olduğu bir halkaya sahipler ve bize geri bildirimlerini bekliyoruz. Dünyanın herhangi bir noktasında bu kuşlar ölü veya diri yakalandığı zaman bize geri bildirimleri olacak. Halkalama çalışmaları aslında uluslararası işbirliğini sağlıyor. Onlardan bize geri bildirimler, bizlerden onlara geri bildirimler sayesinde bir etkileşim de söz konusu oluyor." ifadelerini kullandı.

Bacak, kuşların ülkeler arasındaki sınırların ötesinde ortak bir doğa koruma çalışmasının parçası olduğunu belirterek, "Kuşların siyasi sınırları yoktur, kuşların milliyetleri yoktur. Kuşlar dünyaya aittir ve dünyada her şey bir kenara iken doğa ve doğayla ilgili çalışmalar bütün toplumları bir araya getirir. Bütün ülkeleri bir araya getirir." dedi.

Kuraklığın göç dönemini etkilediğine değinen Bacak, "Bu sene biraz kurak geçen bir yaz, sonbahar da kurak geçiyor. O yüzden de sayıların biraz düşük olduğunu görüyoruz. Göç açısından nispeten verimsiz bir dönem geçiyor. O yüzden de yağmurların aslında kuşlar için ne kadar değerli olduğunu görüyoruz. Kuş halkalama çalışmalarının en önemli çıktılarından birisi küresel iklim değişikliğinin çevre üzerine, kuşlar üzerine ve dolayısıyla insan üzerine etkilerini incelemek. Çünkü kuşların göç tarihleri, göç yolları, göç tercihleri ve taşıdıkları parazitler değişebiliyor." diye konuştu.

"Bir kuşa dokunduğu zaman bir çocuk, ömrü boyunca aslında doğaya zarar vermez"

Halkalama istasyonlarının yalnızca bilimsel araştırmalar açısından değil, çocukların doğayla buluşması açısından da önemli olduğunu belirten Öğr. Gör. Dr. Bacak, "Çünkü sadece kuş halkalama çalışmaları bilimsel çalışmalar değil, insanın gelecek planlarını yönlendirme çalışmalarıdır. Sağlık faktörlerinin inceleme şansıdır. Eğitim imkanıdır, çocukların doğayla bir araya gelebilme imkanıdır. Bir kuşa dokunduğu zaman bir çocuk, ömrü boyunca aslında doğaya, kuşlara zarar vermez. Çocukların doğaya dokunabileceği yegane alanlardan birisi de bir kuş halkalama istasyonudur. Eğer bir kuşa dokunup da o kuşu doğaya salarsa bir çocuk, ömrü boyunca artık o bir doğa korumacıdır. İstanbul kuş göçleri açısından çok çok değerli bir alanda. İstanbul bu kadar kalabalık bir nüfusa sahip ve aslında çok kıymetli alanlara sahip. Büyürken bazı lokasyonları doğal haliyle bırakmamız gerekiyor ve aslında bu sadece doğayı korumak değil, çocuklarımızı korumak, geleceği korumak anlamına geliyor. " dedi.

Bacak, halkalama çalışmalarının aynı zamanda ekolojik izleme açısından geniş bir veri sunduğuna işaret ederek, "Uluslararası çapta yapılan çalışmalarda pek çok parazit, pek çok hastalık kuşlar sayesinde öngörülebiliyor ve böylece de sağlık tedbirleri alınıyor. Dilerim bu tür çalışmalar uzun yıllar devam eder, desteklenir ve sürdürülebilir hale gelir, daha fazla duyurulur ve hep birlikte kuşların korunmasına, doğanın korunmasına ve kendi neslimizin daha sağlıklı, daha iyi devam etmesine vesile oluruz." dedi.