Koreograf Fernando Melo'nun 2023'te Danish Dance Theatre için hazırladığı "Rüzgar Ağacı" (Leaning Tree), İDOB bünyesindeki modern dans topluluğu MDTistanbul tarafından yeniden sahneye taşınarak, 30. İstanbul Tiyatro Festivali'nde sanatseverlerle buluşacak.

Bugün Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Sahnesi'nde prömiyeri gerçekleşecek eser, 25 Ekim'de de sahnelenecek.

“İDOB, dünyaya entegre prodüksiyonlar üretmeye devam ediyor”

İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün, AA muhabirine, İDOB'un dünyadaki kültür sanat akımlarını çok yakından takip ettiğini belirterek, "Son dönemde özellikle gerçekçi ve yalın anlatımlar, insanın sıkışmışlığı ve toplumun arayışları üzerine anlaşılır projeler üreten yaratıcılarla birlikte çalışmak en büyük ideallerimizden. Çünkü İDOB, dünyaya entegre prodüksiyonlar üretmeye devam ediyor. Fernando Melo da bu bahsettiğim kriterler içerisinde eser üreten çok değerli bir koreograf." dedi.

Akgün, MDTistanbul'un modern eserleri ustalıkla yorumladığına işaret ederek, şöyle devam etti:

“Bizim ansamblemiz dünyadaki bütün koreografların isteklerine cevap verebiliyor. Modern dans topluluğumuzun performansları beni çok mutlu ediyor. Ekibimizle birlikte, Devlet Opera Balesi Genel Müdürlüğünün çok büyük vizyonu ve destekleri, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın bize sunduğu yapı ve imkanlar sayesinde, doğru ve emin adımlarla buradan dünyaya mesajlar veriyoruz. Atatürk Kültür Merkezi de görevini de bizim de katkılarımızla yapmaya devam ediyor.”

“İşbirliğimiz gelecek kuşaklara da örnek olacak”

Opera ve balede artık 30 yaşın altında da çok fazla seyirci olduğunu ve gençlerin dijital platformlardan da çalışmaları takip ettiğini aktaran Akgün, opera, bale ve modern dansta teknolojiyi farklı alanlarda kullandıklarını dile getirdi.

Caner Akgün, İstanbul Tiyatro Festivali ile yapılan işbirliğine de işaret ederek şunları söyledi:

“Dünyada şu an en önemli trend şu, farklılıkların, farklı seslerin bir araya gelmesi, yapıların birleşip büyük ses çıkarabilmesi ama rafine ve net sesler çıkarabilmesi. O yüzden kurumumuzun, farklı kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapması, dünyaya vereceğimiz en güzel mesaj. Özellikle de AKM'den vereceğimiz mesaj... O yüzden İKSV ile bu ortaklığımız çok değerli. Onların tiyatro festivalinde yer almak büyük bir onur ve onlarla yaratacağımız projelerin de başlangıcı. İlk başlangıçları oturtmak biraz çetrefilli olur. Biz o aşamayı geçtik. Bizim işbirliğimiz gelecek kuşaklara da örnek olacak. İKSV gibi birçok kurum ve kuruluşla işbirliğimiz hem ulusal hem de uluslararası platformda devam ediyor.”

“Yeni bedenlerle, yeni dansçılarla eser bambaşka bir yoruma kavuşuyor”

GöteborgsOperans, Atterballetto ve Introdans gibi dünyanın önde gelen dans toplulukları için ürettiği koreografilerle uluslararası çalışmalarını sürdüren Brezilya doğumlu Fernando Melo ise MDTistanbul dansçılarıyla bir koreograf olarak eseri yeniden sahneye koymanın kendisi için harika bir fırsat olduğunu söyledi.

Melo, eserin her zaman aynı şekilde sahnelenmesi gerektiğini düşünmediğini vurgulayarak, "Yeni bedenlerle yeni dansçılarla eser bambaşka bir yoruma kavuşuyor. Artık son prova aşamasındayız ve dansçıların eseri gerçekten dönüştürerek tamamen yeni bir versiyon ortaya çıkardıklarını söyleyebilirim. Bir koreograf olarak buna tanıklık etmek gerçekten büyük bir mutluluk." dedi.

Çalıştığı dansçıların çok ilgili ve istekli olmasına şaşırdığını kaydeden Melo, "Ne kadar iyi dansçılar olduklarını gördüm. Daha önce Türkiye'de hiç çalışmamıştım. Ekibin, yönetimin ve bu gösteriyi buradaki seyirciyle buluşturmak için herkesin ne kadar büyük bir çaba gösterdiğinin de beni olumlu anlamda şaşırttığını söylemeliyim." diye konuştu.

“Her sahne birden fazla şekilde yorumlanabilir”

Fernando Melo, eseri ilk oluşturduğunda seyirci tarafından yorumlanmasını istediğine işaret ederek şöyle devam etti:

"Benim için seyircinin gördüklerini yorumlarken çok aktif bir rol üstlenmesi son derece önemli. Çünkü o zaman eser, adeta seyirciye tutulan bir aynaya dönüşüyor. Herkes esere baktığında farklı bir şey görüyor. Elbette benim de bir yorumum var ama farklı yorumlara da alan açıyorum. Her sahne birden fazla şekilde yorumlanabilir. Tabii ki önce benim eseri sevmem gerekiyor, eser beni etkiliyorsa umudum, seyirciyi de etkilemesi."

Eserin ortaya çıkışına da değinen usta koreograf Melo, şöyle konuştu:

"Rüzgar Ağacı, yıllar boyunca üzerinde düşündüğüm ve araştırdığım fikirlerin devamı niteliğinde. Burada önemli olan bakış açısıyla oynanan oyun. Seyirciye farklı bir şey sunmak, sahne tasarımını ve dansçıları bir araya getirmek. Benim için çok önemli bir başka konu da insanların sahnede başka bir insanı gözlemlemek için tiyatroya gelmesi. Seyirciler sahnede bir insanı izlediklerinde kendilerini gözlemledikleri kişinin yerine koyuyor, bir anlamda empati kurma pratiği yapıyor. Seyirciye bu empatiyi deneyimleme fırsatı sunmak, benim amaçlarımdan biri."

Melo, eserde müzik, sahne tasarımı ve genel dekorun önemine ilişkin de şunları aktardı:

“Benim tutkum yalnızca dansçıların bedenlerini değil, bütün düzeneği koreografiye dahil etmek. Işıkları, sahne tasarımını ve mümkün olduğunca müziği koreografiye dahil ediyoruz. Bunu yaparak bir bakıma yeni bir bakış açısı oluşturduğumu keşfettim. Bu eserde de bakış açısı sürekli değişiyor, seyirciye durmadan yeni imgelerden oluşan bir yolculuk sunuluyor. Dansçıların bedenlerini sahne tasarımıyla bütünleştirmek benim tutkum ve koreograf olarak çalışma biçimim.”

“Eserimi farklı bir seyirci kitlesiyle buluşturmak büyük bir mutluluk”

Eserini farklı bir ülkede, farklı bir kültüre ve farklı insanlara sunabilmenin büyük bir mutluluk olduğunu anlatan Melo, "Bu hayallerimin gerçekleşmesi gibi bir şey. Türkiye, her zaman ziyaret etmek istediğim yerler arasındaydı. Buraya gelme arzumu, eserimi burada sunma isteğimle birleştirebildim. Festival, çok iyi organize edilmiş, Türkiye'ye son derece ilgi çekici eserler getiren harika bir festival. Burada bulunmak, festivale katılmak ve eserimi farklı bir seyirci kitlesiyle buluşturmak benim için gerçekten büyük bir mutluluk." dedi.

Fernando Melo, Türkiye'yi çok sevdiğini belirterek, "Umarım buraya birçok kez gelebilirim. Umarım çok sayıda insan gösterimizi izlemeye gelir. Çünkü onlar için gerçekten çok çalıştık ve güzel bir tiyatro deneyimi yaşayacaklarını düşünüyorum." diye konuştu.

Rüzgar Ağacı hakkında

Danimarkalı ressam Vilhelm Hammershoi'nin esrarengiz dünyasından esinlenen yapımda, bedenler bir belirip bir kayboluyor, ağır çekim bir ritme kapılıyor, yerçekimine meydan okuyor. Sessizlik ve belirsizlikle dolu iç mekanların uzaysı boşluğunda gerçeklik, anlamını yitiriyor.

Yapımın Signe Lykke'nin bestelediği ve Copenhagen Phil tarafından kaydedilen senfonik müzikleri ile Raphael Solholm ve Fernando Melo'nun tasarladığı, sürekli şekil değiştiren sahne düzeni hipnotik bir gösteriyle festival izleyicilerini bekliyor.

Eserin ışık tasarımı Raphael Solholm, sahne tasarımı Solholm ve Melo tarafından hazırlandı. Kostüm tasarımı Maria Ipsen, müzik kaydı Copenhagen Phil, ses tasarımı Rafael Canete Fernandez imzasını taşıyor.

Orkestra şefliğini Christian Oland'ın üstlendiği eserde sanatçılar Anna Viktoria Zesakes, Berk Can Ceylan, Bianca Cerioni, Chiara Giorda, Demet Aksular, Ekin Ançel, Evrim Akyay, Miray Bacı, Tufan Elitaş, Tuğçe Göncü Ceylan, Müge Bayramoğlu, Kamola Rashidova, Ferhat Güneş ve Mert Aksu dönüşümlü dans edecek.